Ana içeriğe atla

"Üzerine çocuk kahkahası sinmeyen her eğitim geçersizdi"

29.07.2011

ÇEKÜL Vakfı gönüllü eğitimcilerine! 

“…Biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı

Tereyağındaki vitamini

Kalorisini taze yumurtanın,

Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta

Çevresini ölçtük dünyanın

Hesapladık yıldızların uzaklığını

Orta Asya'dan konuştuk

Laf kıtlığında

Neler düşünmedik birlikte

Burnumuzun dibindekini görmeden

Bulutlara mı karışmadık

Güz rüzgârlarında dökülmüş

Hasta yapraklara mı üzülmedik

Serçelere mi acımadık kış günlerinde

Kendimizi unutarak.”

(Rıfat Ilgaz, Çocuklarım)

 

Şiiri bilenler bilir…

Çocuklarının isimlerini, hislerini, hayallerini bilen eğitimciler için, yoklama defterleri yetersizdir.

ÇEKÜL Vakfı gönüllü eğitimcileri içinse, üzerine çocuk kahkahası sinmeyen her eğitim geçersizdi(yok hükmündedir). Anadolu’nun dört bir köşesinde, kültürel miras eğitimi ile ulaştıkları öğrencilerden, "eğlenerek öğrendim" sözünü duymak olmuştur hep asıl hedefleri.

ÇEKÜL’le tanıştıklarında neredeyse bir çocuktular, sonra "bir" oldular çocuklarla, öğrenme tutkularını paylaştılar. Eğitim fakültelerinin sıralarından öğretmen masalarına, üniversite kürsülerine tebeşir tozu taşıdılar. Birbirinden farklı dünyalarının rengini tuvale ekleyip resmi tamamlamak için her yıl keşif yolculuğuna çıktılar. Artık sırt çantalarında taşıyorlar sorumluluklarını, her durakta bir parçasını paylaşıyorlar öğrencileriyle. Önce kendilerini, sonra kentlerini, sonra da diğer renklerini tanıyorlar:

2007–2008 döneminde;

 

Hem tasarımcı, hem ressam, hem fotoğrafçı, hem bilgisayar danışmanı Yeşim, eğitim uygulamasının ilk eğitimcilerinden biri olma şansına sahip Emre, türküleri heybesinde taşıyan Oğuz, uygulamada iş disiplininden ödün vermeyen özenli Gamze, en uzak köylerde de yapılacak çok şey var diyen Hafize, kamerasının objektifinden zamanı durduran Tuğçe, öğrencilerini yüreğindeki çocukla tanıştıran Tuğba Kurt, rüzgârın kızı Özge, dünyanın merkezinde çocuklarla buluşan Songül, tatlı gülüşüyle tüm öğrencilerinin hafızasında yer edinen Emel Konuk, azmiyle öğrencilere örnek olan Selen, anlaşılmayan konu kalmasın diye çırpınan Seval, her koşulda olumlu bakışını yitirmeyen  Zişan,

2008–2009 döneminde;

 

Her daim enerji dolu Gökçe, sürekli destekçi Sinem Acar, bal üreten arı gibi titizlenen Ahmet, şanslıların liste başı Cangül, aktardığı her konuya hakim Yücel, kuralların titiz uygulayıcısı Seda, şiirin kulaklarda bıraktığı tınıyı gülümsemesine taşıyan Ersel, espri küpü Sezai, öğrencilerinin her özelliğini hatırlama konusunda kusursuz Handan, hatırşinas öğretmen Yasemin, uyumun vazgeçilmez rengi Tuba Korucu, neşesi ile öğrencilerin dikkatini uyanık tutma ustası Hüseyin, sevgisini öğrencileriyle sınırsız paylaşan Senem, öğrencilerin zihninde kalıcı izler bırakan ismi gibi Şirin, oyun denince ilk akla gelen Emel Onur,

 2009–2010 döneminde;

Meraklı, telaşlı, bir o kadar da enerjik Esma, öğrencilerin yegane dert dinleyeni Didem, detayları gözden kaçırmayan Pınar, ekibin sarı kelebeği (bu nitelemenin çok uzun bir zaman dilimine dayanan bir hikayesi var) Beyza, her daim öğrenme hevesi ile yanıp tutuşan araştırmacı gazeteci Duygu, gözlemlerini kalemiyle şekillendiren Musa, ağaçların dilinden seslenmeyi bilen doğuştan eğitimci Suzan, ultra-enerjik Fatih, eli kalem tutan, iyi gözlemci-2,  (ilki Musa’dır, çünkü o Tuba’dan önce eğitime gitmiştir) Tuba Aydın, her zaman ayakta kalabilen (İstanbul Buluşması 2009’un son saatleri hariç) Muhterem, kültür sunumunun olmazsa olmazlarını (kıyafet-yemek) dillendiren Satenay, dramadaki ustalığını eğitimlerde de sürdüren Neslihan, sabrıyla hayranlık uyandıran Kübra, her daim yenilenmeye hazır Hazel,  grubun denge ismi Aslıhan, herkese eşit davranan Hilal, yardımseverliğin baş harfi Meltem, her davranışıyla öğrencilerine örnek olmaya çalışan Sinem Doğan, samimiyet temsilcisi Gülnur, işbirlikçi çalışmanın temel taşı Sevin Ece,

2010–2011 döneminde;

Unutulmaz sıfat oyunumuzdaki enerjik Esra, farklı alanlarda bilgi sahibi olmayı önemseyen Çağrı Osman, teatral yeteneği ile dikkatleri üzerine toplayan Gamze, eleştirel bakış açısını bir an olsun elden bırakmayan Gülçin, eğitim neredeyse orada olmayı isteyen Oya, sakinliği ile her durumu olduğu gibi kabul edebilen Özge İlarslan, bitmek bilmeyen eğitimcilik hevesi ile Özge Sezen, yorgunluğunu hissetmeyen-hissettirmeyen Seren Naz, doğa ve kültür bağlantısını alan bilgisi ile örneklendiren Sibel, alandaki ilk yıllarında eğitim uygulamalarında yer almayı tercih eden Sinem Çakır,  yüreğindeki heyecanı hiç kaybetmeyen Emel Sarıgül, ağaçların dilinden İstanbul’u irdeleyen/her daim öğrenmeye açık Suay İzgi ve Elif, eğitimlere objektifinden kareleri ekleyen Emel Gurbet,  bilgilerinin çeşitliliğiyle şaşırtan Melih, gizil mizah yeteneğine sahip olan Melodi, atom karınca gibi çalışan Serenay, kahveleriyle grupta 40 yıl hakkı olan İbrahim, akraba kontenjanının dışında kalplerde taht kuran Seda Kurt ve Hande ve otogar fatihi Merve.

İyi ki vardılar… Yüzlerce çocuğa farklı ufuklar açtılar ve açmaya devam edecekler!

ETİ ÇEKÜL Kültür Elçileri İstanbul Buluşması hatırası (2011)

Tüm Haberler