Ana içeriğe atla
ÇEKÜL Evinde “Göbeklitepe Kültürü” Üzerine

ÇEKÜL Evinde “Göbeklitepe Kültürü” Üzerine

22.01.2020

ÇEKÜL Vakfının Beyoğlu’ndaki tarihi binası, “Kültürel Mirasımızı Öğreniyoruz, Bağış Yapın Çocuklar da Öğrensin!” üst başlığıyla düzenlenen “Neolitik Dönem ve Göbeklitepe’nin Yeri” konulu söyleşi ile Göbeklitepe Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Necmi Karul’u ağırladı. Karul, ÇEKÜL Evi Göbeklitepe söyleşilerinin ilkini, geçtiğimiz Haziran ayında yapmıştı. ÇEKÜL Bilgi Ağacının doğal ve kültürel miras eğitimlerinden daha fazla sayıda öğrencinin faydalanabilmesi için bağış destekleriyle gerçekleştirilen söyleşi, büyük ilgi gördü.

Prof. Dr. Necmi Karul, Neolitik Dönem üzerine uzmanlaşmış bir arkeolog. Anadolu, Neolitik Dönemin en eski örneklerine rastlanan ve dünyaya bu yaşam biçimini transfer eden başlıca coğrafyalardan biri. Karul, özellikle bu çalışma alanına referansla iki bölgeye yoğunlaştığını belirtti: Bursa Aktopraklık Höyük ve Güneydoğu Anadolu’da ağırlık merkezi Şanlıurfa olmak üzere Birecik ve daha yakın bir tarihte başlamak üzere Harran Ovasında Karahan Tepe’de; öncesinde de Siirt’te pek çok noktada. Karul, Göbeklitepe’nin UNESCO 42. Dünya Miras Komitesi Toplantısında UNESCO Dünya Mirası Listesine alınmasından 2019’un Göbeklitepe Yılı ilan edilmesine, Göbeklitepe’nin arkeolojik öneminden söz etti; alanın bugün “Atiye” dizisiyle artan popülerliğine değindi.

Tarih öncesi döneme ait bir arkeolojik alan olan ve çalışmalarına 1995 yılında, Klaus Schmidt başkanlığında başlanan Göbeklitepe, Germuş Dağlarının en yüksek kısmında, denizden 780 metre yükseklikteki geniş bir platoda yer alıyor. 12 bin yıllık tarihe işaret eden Göbeklitepe, hem dünya hem de Türkiye arkeoloji ve kültür dünyasının gündeminde öncelikli bir konumda bulunuyor. Bugün artık Göbeklitepe’yi “Göbeklitepe kültürü” tamlamasıyla kullanmak gereğinden söz eden Prof. Dr. Necmi Karul, Göbeklitepe’nin anıtsal boyutlardaki yapılara tek örnek olmadığını, yakın coğrafyalarda benzer pek çok yapı bulunduğunu ve bu alanları birlikte, bir bağlam içinde ele almak gerektiğini belirtti. Bu noktada Karahan Tepe kazılarının önemine değinen Necmi Karul, “Yani başka Göbeklitepe’ler de var; bunlar arasında bazı farklar göze çarpıyor: Aynı fikrin ürünü olduğunu söyleyebileceğimiz yapılar, birbirinden uzaklaştıkça kültürel olarak bazı farklar gösteriyor,” dedi. En iyi araştırılmış yerlerin başında Göbeklitepe’nin geldiğini söyleyen Necmi Karul, Göbeklitepe’nin bugün bildiğimiz anıtsal yapılardan ibaret olmadığını, alanın ancak yüzde 10’unun kazıldığını hatırlattı: “1500 yıllık zaman diliminin çok az bir dönenime ait, çok küçük bir alanının üzerinde konuştuğumuzu unutmamalıyız,” dedi.

Söyleşi süresince dinleyicilerden gelen soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Necmi Karul ile Göbeklitepe söyleşileri devam edecek. Etkinliklerle ilgili programımızı ÇEKÜL Vakfının sosyal medya hesaplarından ve ÇEKÜL e-bültene kayıt olarak takip edebilirsiniz.

 

Tüm Haberler