Kırsal Mirasın Hafıza Mekanları: Köy Müzeleri

Ahmet Onur Altun - ÇEKÜL Kent Çalışmaları, Şehir Plancısı
Yerel Kimlik Dergisinin 59. sayısında yayımlanmıştır. (sayfa: 18-21)

Tarihi Kentler Birliği desteğiyle ÇEKÜL Kırsal Miras Programı kapsamında saha ziyaretleri devam ederken şimdiye kadar elde edilen bilgi ve tecrübeler üzerinden kırsalda yaşanan kültür odaklı dönüşüme dair ipuçları da ortaya çıkıyor. Kırsalda gerçekleşen kültür odaklı dönüşüm pek çok başlık altında çeşitleniyor. Bunların en yaygın ve belirgin olanı kültür odaklı turizm olurken, alanda yapı restorasyonlarından doğa ve kültür rotalarına, gastronomiye kadar pek çok yeni başlık kırsal mekân içinde kendine yer bulmaya başladı. Bu dönüşümün mekânda somutlaşan başlıklarından biri de köy müzeleri. Gün geçtikçe sayısı artan köy müzeleri, kırsal alanda gerçekleşen dönüşümü en açık biçimde gözler önüne seren ve ziyaretçilerine bu sürece tanık olma imkânı sağlayan kültür odakları olarak incelemeye değer bir başlık.

Hafıza Mekânı Olarak Köy Müzeleri

Günümüzde gerek kırdan kente göçle azalan nüfusun, gerek değişen üretim biçimlerinin etkileriyle köylerdeki üretime dayalı kırsal yaşam kaçınılmaz olarak değişime uğruyor. Bu alanlarda giderek yok olmaya başlayan yaşam kültürü ve geleneksel üretim biçimlerinin köy müzeleriyle yaşatılması ya da en azından bu mekânlar aracılığıyla korunması amaçlanıyor. Köy müzeleri bu kültürel değişim sürecinde bulundukları yörenin hafıza mekânları olarak yer buluyor.

Köy müzeleri farklı coğrafyalarda, farklı mekânsal ve kültürel bağlamlar içinde karşımıza çıkıyor. Her ne kadar sergi içeriği ve kurgusuyla genel bir çerçeve içine otursa da köy müzeleri bulunduğu yer ve kültürel yapıyla ilişkilenme biçimleriyle bulundukları mekânlarda özgün birer konuma yerleşiyor. Farklı köy müzelerinin bulundukları köyle mekânsal ve kültürel ilişkileri karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, bahsi geçen durum daha iyi kavranabilir. 

Mekânla İlişkilenme Biçimleri

Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde bulunan Apçağa Köyündeki Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi ve Müzesi, Anadolu’da köy müzelerinin ilk örneklerinden. Müze, Apçağa Köyünün kültürel değişim sürecinde önemli bir rol üstlenmesi nedeniyle dikkate değer. Kemaliye’nin ÇEKÜL tarafından başlatılan 7 Bölge 7 Kent Programına dâhil edilmesiyle başlayan koruma çalışmaları, Apçağa’nın “Köyler Yaşamalıdır” projesine katılmasıyla kırsal mirasın korunmasında da karşılığını bulmaya başladı. Köydeki koruma çalışmalarının ardından kurulan müze, uzun yıllar süregelen kültürel değişimin başlangıçtan itibaren bir parçası ve lokomotifi oldu. Yalnızca etnografik objeleri barındırmak ve korumakla kalmayan müze, değişmeye başlayan köy mekânının başat öğesi olarak köy meydanının girişinde ziyaretçileri karşılayan ve bilgilendiren bir görev üstlendi; müze, bugün hâlâ “Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür” mısralarını Apçağa için yazan Ahmet Kutsi Tecer’in anısını yaşatıyor. Apçağa’da köy müzesi koruma çalışmalarının başlangıç ve sürekliliğini,  oralıların -ister kente göçmüş ister hâlâ köyde yaşıyor olsun- hâlâ canlı olan yaşam biçimlerini temsil eden bir yapı olarak köyün hem fiziksel hem de sosyal dokusuyla bütünleşmesinin bir sembolü.

Yine Kemaliye sınırları içindeki Ocak Köyünde bulunan Özel Ali Gürer Müzesi ise Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi ve Müzesine benzer biçimde, bünyesine etnografik objeler ve yaşam kültürüne dair bilgileri katmış olsa da bulunduğu köy ve mekânla ilişkisi farklılık gösteriyor. Apçağa’nın aksine Ocak Köyü sakinlerinin büyük çoğunluğu kente göçmüş. Dışarıda yaşayan Ocaklıların katkılarıyla köy, çok fazla yatırım alıyor. Etkinlik sahnesinden helikopter pistine kadar, bir köyde bulunması beklenmeyen pek çok unsura Ocak Köyünde rastlıyoruz. Çok sayıda ziyaretçi inanç turizmi kapsamında köyde bulunan Hıdır Abdal Türbesini ziyaret etmek üzere köye geliyor. Bununla birlikte köyde yaşayan ve üreten nüfus, yok denecek kadar az. Köy merkezinde türbenin ve külliyesinin hemen yanında Ali Gürer’in şahsi girişimleriyle hayata geçen müze türbeyle birlikte Alevi kültürünü de anlatan, yalnızca turistik bir mekân olmayıp, aynı zamanda kökleri Ocak Köyüne dayanan insanlar için aidiyet duygusunu karşılayan fiziki bir temsil niteliği taşıyor.

Bursa Köy Müzeleri

Bursa’da ise köy müzeleri farklı bir anlam taşıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 4 köyde açılan köy müzeleri bu köylerin tarihini, kültür mirasını ve somut olmayan miras öğelerini saklayan ve teşhir eden yapılar olarak hizmet veriyor. Cumalıkızık, Belenören, Karıncalı ve Aksu köylerindeki müzeler kaybolmaya yüz tutan kırsal yaşamın izlerini korumayı amaçlıyor. Örneğin Cumalıkızık Köyü 700 yıllık tarihi ile kırsal mimari dokunun en iyi korunmuş örneklerinden biri. Fakat günümüzde kırsal üretim ve yaşam biçimi değişmiş, köy sakinlerinin geçim kaynakları başka bir boyuta taşınmış durumda. UNESCO Dünya Mirası Listesine giren köy, günümüzde kırsal üretim mekânı olmaktan çıkarak, turistik bir destinasyon halini almıştır. Köyün yaşam kültürü ve gelenekleri ise köy müzesinde sergilenmeye devam ediyor. Müzenin ziyaretçileriyle kurduğu ilişki köylü ve köyün fiziksel mekânıyla kurduğu ilişkiden daha güçlü. Buradaki müzeleri birer hafıza mekânı olarak düşünebiliriz.

Köy müzeleri genel bir çerçeveden bakıldığında artık giderek azalan kırsal yaşam kültürüne dair objeleri depolayan ve sergileyen basit yapılar olarak görünse de her biri bulundukları coğrafyayla, köylüyle ve mekânla bağlantılı olarak farklı anlamlar taşır. Özgün ilişkilenme biçimleri oluşturarak bulundukları mekândaki değişimleri kaydeder, birlikte değişir ve yeni bağlamlar oluştururlar. Kentlerde hızlı bir şekilde gerçekleşen kültür odaklı değişim mekânsal olarak çok farklı arayüzlerde ifade imkânı bulurken, köylerde daha yavaş gerçekleşen bu değişim en belirgin şekilde köy müzeleri üzerinden izlenebilir. Bu anlamda köy müzeleri ve bulundukları mekânla kurdukları ilişki biçimleri kırsalda gerçekleşen değişimin aynası niteliğindedir.