Ana içeriğe atla
Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi

Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi

26.01.2022

Yazanlar:
Namık Kemal Döleneken - GBB UNESCO Dünya Mirası ve Alan Yönetimi Danışmanı, ÇEKÜL Akademi Eğitimcisi, Şehir Plancısı
Zafer Okuducu - Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi Alan Başkanı, ÇEKÜL Gaziantep Temsilcisi, Mimar

Yerel Kimlik Dergisinin 68. sayısında yayımlanmıştır. (sayfa: 18-23)

 

Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi 19. yy sonlarında ilk kez kayıtlara geçen, 1950’lerden başlayarak araştırılan ve belgelenen bir kültür mirasımız. Daha başlangıçta alanda bulunan yüzlerce heykel taslağı ve taş ocağı ile bilim insanlarının dikkatini çekse de ulaşım zorluğu ve çoğu eserin yüzeyde, görülür olması nedeniyle daha ileri araştırmalara konu olmadı.

2010 yılı ve sonrasında TKB ve ÇEKÜL’ün teşviki, eğitim ve teknik desteğiyle yerel yönetimler UNESCO Dünya Mirası konusuna eğilmeye, kültür mirası varlıklarını uluslararası alanda hak ettiği yere konumlandırma arayışına girdi. O dönemde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi de kent merkezinden başlayarak tüm alanda kültür mirasını görünür kılmak, koruma ve kültürel değerlerini sürdürmek açısından önemli bir başarı sağladı. Ancak bu çabanın uluslararası bir ödülle taçlandırılmasını da haklı olarak bekledi.

2011 yılında Selimiye Camisi ve Külliyesinin yerel yönetimin girişimiyle UNESCO Dünya Mirası Listesine girmesi, yerel yönetimlerin ve Gaziantep’in de bu alana yönelmesinde özendirici oldu. 2012 yılı başlarında Selimiye ekibi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisinin davet edilmesiyle alanda tespit çalışması yürütüldü. Ve bu ilk etütler sonucu Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi ile Zeugma Antik Kentinin üstün evrensel değere sahip olduğu ve üzerinde çalışılabileceği kararlaştırıldı.

O güne değin bilim insanlarının bu alanlarda yaptığı araştırmalarla elde edilmiş bilgiler doğrultusunda hazırlanan dosyalar ve yapılan değerlendirme sonucu aynı yıl içinde iki varlık da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girdi. İlk günden başlayarak yerel yönetim ve diğer aktörlerle yapılan bilgilendirme toplantılarının ardından ÇEKÜL Akademi tarafından Gaziantep ve bölgede yerel yönetimlere dönük ilk UNESCO Dünya Mirası ve Alan Yönetimi eğitimi yapıldı.

UNESCO Dünya Mirası sürecinde alan yönetimi oluşturma, planlama yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığında olduğu için yerel yönetimle bakanlık arasında bir protokol yapılarak, ülkemizde ilk kez ortak bir çözüm üretildi. 2016 yılında alan yönetimi oluşturma yetkisi Gaziantep Büyükşehir Belediyesine verildi. 2015 yılında GBB KUDEB Daire Başkanlığı bünyesinde kurulan UNESCO Dünya Mirası ve Alan Yönetimi Şube Müdürlüğü çalışmalarına 1 yıl kadar önce başlamıştı.

Bakanlık ile yerel yönetim arasında işbirliğine katılması gereken iki önemli kesim daha vardı. Bunlardan birincisi yereldeki paydaşlar, ikincisi de akademik kadrolardı. Yerel paydaşlarla toplantılar yapılarak bilgilendirme, farkındalık yaratma ve yol haritası oluşturma çalışmaları sürerken diğer yandan alanda çalışmış veya dönem tarihi üzerine araştırması bulunan bilim insanları ile değerlendirmeler yapılmaya başlandı. Böylece tüm kesimlerin katıldığı kolektif bir çalışma süreci ortaya çıktı.

Özellikle doğru paydaşların seçilmesi verimli çalışma ve hedefe yürüme için şarttı; köy muhtarından turizm rehberlerine, yerel kamu kurumlarından sivil örgüt temsilcilerine, kamu meslek örgütlerinden esnaf derneklerine tüm tarafların biraraya geldiği toplantılarla konu kamuoyuna aktarıldı.

Bilim insanlarıyla çalışmalar, kaynak araştırmaları sonucunda o güne kadar yapılan araştırmalarda elde edilen veriler ve varılan sonuçların yeterli olamayacağı belirlenince dönem ve konunun uzmanlarıyla 2017-2018 yıllarında iki uluslararası sempozyum gerçekleştirildi. Bu sempozyumlar yerel yönetim-üniversite-bakanlık ve ICOMOS ile birlikte planlandı ve gerçekleştirildi.

Yine aynı dönemde Alan Başkanı atandı, farklı kesimlere yönelik çalışmalar kapsamında ilgili alanlarda eğitim gören dört üniversitenin öğrencilerine yönelik iki gençlik kampı da düzenlendi. Kamplarda köyün çocuk ve gençleri de aktif katılım sağladı. Yine aynı dönemde Yesemek Köyünde yaşayanlara yönelik bilgilendirme çalışmaları sürdürüldü.

 Hedefler doğrultusunda uluslararası bilinirliği arttırmak ve doğrudan bilgi aktarmak için ICOMOS merkezi ve bilimsel komiteleri ile ilişkiler kuruldu. Bunun bir parçası olarak ICOMOS/ICAHM yıllık toplantısına katılım sağlanarak Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi anlatıldı.

Gelinen noktada birkaç önemli sorun ortaya çıktı: Elimizdeki bilgiler ve uluslararası uzmanlardan edinilen bilgiler UNESCO başvuru dosyası için yeterli değildi. Var olan bilgiler birbiriyle çelişen varsayımlar taşıyordu. Bu aşamada Bakanlık bilimsel araştırmalar için bir akademisyen görevlendirdi, Alan Başkanlığının koordinasyonunda yerel yönetim ve üniversite de bu araştırma ekibine destek vermeye başladı.

O süre içinde yerel yönetim tarafından yaptırılan alan yönetim planı da tamamlandı; kurullarda onaylanmış 5 yıllık çalışma programı kesinleşti; tüm etkinlikler bu kapsamda yürütüldü. Araştırmanın daha ilk evrelerinde o güne kadar varsayılanın aksine heykel atölyesinde üretilenlerin çevreye gönderilmek için değil, aynı yerde yapımına başlanan bir kent için olduğu ortaya çıkmaya başladı. Bunun yanı sıra yine atölyenin geç Hitit Beylik Dönemi değil, Hitit İmparatorluk Dönemine tarihlenmesi gerektiği de kabul görme noktasına geldi.

Böylece dosyanın belki de yeniden ele alınmasını gerektirecek bir sürece girilmiş oldu. Çözüme yardımcı olması ve doğru bir yaklaşımın belirlenmesi için ülkemizde ilk kez Uluslararası ICOMOS ile GBB upstream* sözleşmesi imzaladı. Bu sözleşme uyarınca ICOMOS, konunun uzmanlarından bir grubu Yesemek konusunda çalışma yapmak üzere görevlendirdi. Pandemi koşullarında alanda çalışma ancak 2021 yılında yapılabilse de, bu süreçte sayısız çevrimiçi toplantı düzenlendi, uluslararası uzmanlarla konu tekrar tekrar tartışıldı. Ve 2021 yaz aylarında ICOMOS uzmanlarıyla alanda, yüz yüze toplantılarla upstream sürecinin son aşamasına gelindi.

Aynı dönemde Yesemek Heykel Atölyesi ve Taş Ocağı yanında yapımına başlanan gölet inşaatı Koruma Kurulunun kararları, Bakanlığın Kültürel Etki Değerlendirme Raporu talep etmesi ve yerelde oluşan sivil karşı çıkış nedeniyle beklemeye alındı.

Gelinen aşamada, belediye-üniversite-bakanlık, UNESCO Dünya Mirası Adaylık Başvuru Dosyasını birlikte hazırlamaya başladı.

Çalışmanın Öğrettikleri

Yesemek Heykel Atölyesi ve Taş Ocağı UNESCO Dünya Mirası başvuru sürecini böylece özetledikten sonra bu örnek çalışmanın bize öğrettiklerini başlıklar halinde aktaralım:

Yerel-kamu-sivil-akademi birlikteliği ve katılımcı modelin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Yasalardaki yetersizliklerin ortak anlayışla nasıl aşılabileceğini KTB ile GBB arasında imzalanan protokol gösterdi ve sonraki uygulamalara örnek oluşturdu. Bölgede ilk kez yerel yönetim ile üniversite arasında bu kadar kapsamlı ve kalıcı bir işbirliği gerçekleştirildi. Bunun sonucunda çalışma alanında şimdiye kadar keşfedilmemiş birçok çarpıcı değer ortaya çıkarıldı, varlık yeniden tanımlandı. Uluslararası ilişkiler ile korumanın evrensel boyutları, ICOMOS ve UNESCO’nun kültür mirasına bakış açısı deneylendi ve önemli çıkarımlara erişildi. Mevcut yasalar, kurumların ve paydaşların ortak girişimi ile varlığa zarar verebilecek uygulamaların yeniden değerlendirilebileceği kanıtlandı. Çalışmanın başından n itibaren kurum ve kişilerin son aşamaya kadar yer alması kurumsal süreklilik ve sahiplenme bilincini artırdı. Bu sürecin en önemli yanı da, son dönemde ortaya çıkan farklı arayışlara karşın mirası koruma çalışmalarında yerel yönetimlerin olmazsa olmaz baş aktör olması gerektiğinin bir kez daha kanıtlanması oldu. Elbette ÇEKÜL ekibinin başından bu yana sürecin tasarlayıcısı, yöneticisi ve destekleyicisi olması savunduğumuz doğruların yaşama geçtiğinin görülmesi bizim açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

*Upstream: UNESCO Dünya Mirası Başvuru dosyası hazırlama sürecinde, UNESCO Miras Komitesi ve ICOMOS International uzmanları ile birlikte kültür varlığının Üstün Evrensel Değerini tanımlama çalışmasına verilen ad.

 

Tüm Makaleler