Büyükada, Bir Ada Öyküsü

03.09.2014

Adalıları, geçmişteki Ada hayatını ve Ada kültürünü yansıtan Büyükada Bir Ada Öyküsü isimli kitap Semiha Akpınar’ın uzun yıllar süren araştırmalarının bir ürünü olarak yayımlandı. Büyükadalı olan Akpınar kitabın önsözünde, “Büyükada’yı tarih sevgisi çerçevesinde yazdım” diyor. Büyükada’nın coğrafyası, tarihi, arkeolojik kalıntıları, dini ve sosyal yapıları, dönemlere göre toplum yaşamındaki değişiklikler, Rumların Adalarda mülk edinmeye başlamaları, Meşrutiyet ve Ada sürgünleri, Cumhuriyet dönemi, Troçki’nin sürgün hayatı, Ada vapurları, sinemalar, cambazhane, sivil mimari gibi Ada yaşamının tüm izlerini bu kitapla kendini hatırlatıyor. Adalılarla yapılan uzun sözlü tarih çalışmaları, titizlikle toplanan belgeler, gün yüzüne çıkmamış eski fotoğraflar, yaşam kültürlerini devam ettirmek için çaba gösteren Adalılar, araştırmacılar ve Büyükada’yı her yönüyle merak edenler için 432 sayfalık önemli bir kaynak.

Semiha Akpınar’ın uzun yıllar süren araştırmalarına katkı sunan ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen’in de kitapta bir önsözü bulunuyor:     

     

 BÜYÜKADA İÇİN KENDİ DE TARİH OLAN BİR ÇALIŞMA

Her yönüyle Büyükada’yı konu edinen bu çalışma, uzun bir sabrın ürünü. Otuz yılı aşan sürede sürekli eklenen yeni bilgilerle zenginleşen, artık bugün ulaşılması güç birbirinden önemli sonuçları içeren bu yayına, geçen zaman bütünü içinde bakmak gerekiyor. Bunun yanısıra, Büyükada’nın varlığına iki yönlü katkı sağlaması açısından da değişik bir nitelik taşıyor. Öncelikle Büyükada’nın zengin tarihinin en yeni bilgilerini içerecek bir yaklaşımla ele alınması, ardından Büyükada “kültürünün yaratıcılarının” çalışmanın ağırlık merkezini oluşturması, çok farklı bir birikimi birlikte getiriyor.

Kuşkusuz uzun zaman dilimi içinde tarihin her döneminde adaların tarihi, İstanbul’un varlığının özgün bir parçası olarak sürekli araştırma konusu olmuştur. Ancak günümüze ulaşan bir “bütünlük” içinde yeniden değerlendirilmesi ayrı bir anlam taşımaktadır. Tarihçilerin sunduğu verilerin ötesinde, toplumsal yapıya yansıyan somut-soyut değerlerle konunun bütünleştirilmesi de, geçmişi-günümüzü-geleceği algılamakta ayrı bir kolaylık sağlamaktadır.

Bu arada kitabın hazırlanmasının uzun süreci içinde, zaman zaman inceleme olanağı bulduğum bu çalışmada, değişik kesimlerden kişilerle yapılan görüşmelerden, yaşamımı ilgilendiren çok önemli bilgiler edindim. Bir oranda geçmişi de anımsama olanağı buldum. 1950’li yıllarda ailemin Ankara’da yaşayanlarının her yaz Anadolu Kulübü’ne gelişleri, o dönemin devlet ileri gelenleriyle birlikte olmamız; Sina Kabaağaç, Tahsin Yücel başta olmak üzere yakın arkadaşlarımla zaman zaman adanın yaşamına karışmamız, incelik örneği Asım-Semiha  Mutlu’ların evinde, Belkıs-Aykut Mutlu ile adanın sorunlarını paylaşmamız, bazen adanın kışını da yaşamamız, artık benim için de bir anı. Haldun Taner, Tiraje Dikmen ile “adaların korunması” için çaba gösteren geniş bir kesimle yaptığımız toplantılarda katkı sağlayan kimliklerle bu kitapta buluşmamızı, ayrıca yeri doldurulamaz bir zenginlik olarak niteliyorum.

Niçin yeri doldurulamaz diyorum? Çünkü bu değerlerin büyük bir bölümü artık aramızda yoklar, çoğunu zaman içinde yitirdik. Kendileriyle birlikte yokolacak bir dizi “bilgi-anı” bu yayınla yitirilmemiş, unutkan bir toplum için belgelenmiş oluyor. Bundan sonra o bilgiler, o anılar Büyükada’ya değişik yönden yaklaşacaklar için bulunmaz ipuçları içeriyor. Bunun görünür bir örneği, Büyükada’da oluşturulan, gittikçe boyutlanan Adalar Vakfı’nın Adalar Müzesi.

Böylesi çalışmaların bir başka önemi, adalardaki olumlu-olumsuz değişimlere doğru belge ve bilgilerle cevap verebilme, yanlışların üzerine güçlü gidebilme şansının yaratılmasıdır. Ayrıca kültürel kesikliğin yaşandığı ülkemizde, Büyükada gibi çok özel bir birikime sahip yerler için “duyarlı yaklaşılması”, her aşamasının ayrıntılı irdelenmesi, hepimiz için kaçınılmaz ortak bir görev olarak gözüküyor.

Bütün bunların yanısıra, Büyükada odaklı bu çalışmayla, belki anılarımızı tazeleyerek dostlarımızla yeniden buluşacağız, bildiğimizin ötesinde yeni bilgilerle donanacağız, farklı yorumlara ulaşacağız. Böylesi bir birikim belki bizleri birbirinden ilginç değişik dönemlerin özelliklerini-niteliklerini yansıtan ilginç yeşil dokularıyla köşklere, yalılara, içlerinde geçen “yaşamlara bakabilmeyi”, bir anlamda onları gelecek için doğru yaşatmayı da birlikte sağlayacaktır.

Sonuç olarak, yaşamının her aşamasını yakından izlediğim Semiha Akpınar’ı, yıllarını alan bu yayını nedeniyle içtenlikle kutluyorum. Yaşamımızda özel yeri olan, destek veren dostlarımızın desteklerinin boşa gitmediğine inanıyorum… Aramızdan ayrılanlarının anılarının yaşatılacağı umudunu taşıyorum… Bugün gelinen noktada, anıların saptanmasına “süreklilik” sağlanmasını diliyorum...       

Prof. Dr. Metin Sözen

 

Google+ sayfamızı takip ederek ÇEKÜL Bilgi ve Belge Merkezine eklenen yeni yayınlardan haberdar olabilirsiniz.

ÇEKÜL Bilgi ve Belge Merkezi Google+ Sayfası