Anadolu Araştırmaları seminerleri güz dönemi tamamlandı

23.12.2011

ÇEKÜL Anadolu Araştırmaları, geçen yıl başlattığı Lisansüstü Tez Seminerleri’ne bu yıl da devam ediyor. Araştırmalarını kültür mirasının korunması kapsamında yapan genç akademisyenler, ÇEKÜL Evi’nde çalışmalarını paylaşıyor. Kimi zaman İstanbul’dan bir hamam, kimi zaman Anadolu kentlerindeki konaklar seminerlerin konusu olurken, eserlerin, mekânların korunması ve yaşamaya devam etmesi için neler yapılması gerektiği ile ilgili öneriler de paylaşılıyor.

Geçen ayın seminer dizisinin ana başlığı “19. Yüzyıl Konut Mimarisi ve Korunması” oldu. Bu ana başlık altında: Ceylan İrem Gençer, Cunda Adası’nda Tarihi Çevre Koruma ve Sıhhileştirme Çalışması; Eda Uğur, İstanbul’da Sefarethanelerin Oluşumu, Günümüzdeki Mevcut Durumları, Koruma Sorunları ve Önerileri; Volkan Aslan, Anamur’da Korunması Gerekli Geleneksel Kent Dokusu Üzerine Bir Araştırma ve Hacı Ali Bey Konağı; Zerrin Kaya Gürsoy, Pangaltı İnönü Mahallesi 19-20. Yüzyıl Sivil Mimari Örnekleri konularında katılımcılarla bilgileri paylaştı. Seminerler Ocak ayında devam edecek.

Seminerleri takip eden katılımcıların izlenimlerini sizlerle de paylaşıyoruz: 

Eda Uğur, İstanbul'daki sefarethanelerin oluşumu, günümüzdeki mevcut durumları, koruma sorunları ve önerileri, 15 Kasım 2011

Dinleyici notunu hazırlayan: Levent Geçkalan 

Dinleyicilerin konuyu daha rahat anlayabilmeleri amacıyla, seminer önemli terimlerin açıklamaları, Galata ve Pera bölgesinin İstanbul’un gelişimi içindeki yerinin belirlenmesiyle başladı. Seminer boyunca İstanbul’daki yirmi altı tarihi sefarethane yapısı tarihsel sıraya göre sunuldu. Sefarethane yapılarına dair inşa tarihi, mimarı, mimari üslubu yapı malzemesi ve mevcut durumu gibi temel bilgiler yapıların tarihi ve bugünkü fotoğrafları, planları ve çizimleri eşliğinde gösterildi. Sefarethane yapılarını bir arada bir kültürel mirasın parçası olarak görmemi sağladıkları ve normal şartlarda göremeyeceğim elçilik yapılarını fotoğraflarla bana açtıkları için konuşmacıya ve ÇEKÜL Vakfı’na teşekkür ediyorum.

Zerrin Kaya Gürsoy, Pangaltı İnönü Mahallesi 19.-20. Yüzyıl Konut Mimarisi ve Korunması, 22 Kasım 2011

Dinleyici notunu hazırlayan: Bengü Ö. Hangün

Seminerde anlatılan bölge günümüzde Elmadağ bölgesi olarak geçiyor. İstanbul’ un ilk planlı yerleşim bölgesi olarak biliniyor. Pera’da dönemin ahşap binaların yaşanan yangınlar o bölgede yaşayan levantenler yani ticaret ile uğraşan yabancıların Pangaltı’ya yerleşmesine neden olmuş sonrasında onlarla aynı bölgede yaşamak isteyen Osmanlı İmparatorluğu’undaki gayrimüslimler de Pangaltı’ ya yerleşmişler. Gayrimüslimlerin ikamet ettiği bir bölge iken daha sonra orta ve dar gelirli Müslüman halkın yerleştiği bir bölge olmuş. İstanbul Radyo Evi, Askeri Müze (Mektebi Harbiye), Vatikan Elçilik binası, Surp Agop Hastanesi, Notre Dame de Sion Fransız Lisesi gibi binalar halen faal olarak kullanılıyor. Şu an artık kaç kat olduğunu bile sayamadığımız yüksek katlı binaların ilk örneklerinin İstanbul’ da yapılmaya başlanması 20. yy.’ a denk geliyor. Ve 21.yy. ortaları büyük caddeler için binaların bahçelerinin feda edildiği dönem. Zerrin Hanım sunumunun sonunda bu kültür varlıklarımızı korumak konusundaki çözüm önerilerini de paylaştı. Bu seminer ile Pangaltı semtinin 19. ve 20. yy.’ın sivil mimarisini yakından anlama fırsatım oldu. Aslında birçok kez önünden, arkasından, köşesinden geçtiğimiz o binaların geçmişleri ve yapıldıkları dönemlerin özellikleri bir arada sunuldu. ÇEKÜL’ ün düzenlediği tez seminerleri vesilesiyle İstanbul’un kültürel mirasını Çekül Evi’nin o tarihi atmosferinde zevke dinliyorum. Herkesin emeğinize sağlık...

Volkan Aslan, Anamur’da Korunması Gerekli Geleneksel Kent Dokusu Üzerine Bir Araştırma ve Hacı Ali Bey Konağı, 29 Kasım 2011

Dinleyici notunu hazırlayan: Erkan Kaplan 

Toroslar denildiğinde yaz kış serin bir hava, karlı doruklar, narenciye bahçeleri düşer zihinlere. Bir de göçebe kültürünün nakış nakış, desen desen dokunan kilimleri, heybeleri… Toroslar’da nakışlar kilimlere, heybelere işlenir de, Anamur’un tarihi evlerinin de nakış gibi özenli ve gözalıcı olduğunu bu seminerde gördük. Toroslar’ın taşıyla toprağını kavuştuğu, samanıyla yapıştırılmış, ahşap hatıllarıyla da desteklemiş evlerini, konaklarını gördük. ÇEKÜL’ün 21. yılında, sıcacık ÇEKÜL Evi’nde Anamur havasını soluyup, anıtsal evlerine konuk olduk. Anamur’un 200 yıllık evlerini gelecek 200 yıla aktarabilmek için belleğimizi tazeledik. Volkan Bey’in yıl yıl, ay ay fotoğraflayarak yıkımını adım adım gösterdiği görkemli Hacı Ali Bey Konağı için de beraber hüzünlendik.

Ceylan İrem Gençer, Cunda Adası’nda Tarihi Çevre Koruma ve Sıhhileştirme Çalışması, 6 Aralık 2011

Dinleyici notunu hazırlayan: Ümran Aydın

Semineri izleyicileri içinde Cunda Adasına yabancı  bir ben vardım. Neden oradaydım? Adını uzaktan uzağa duyduğum çevre ve kültür dostu ÇEKÜL’ü daha tanımak istiyordum öncelikle.

2010 yılında  ÇEKÜL’de yapılan, konusu avlulu hanların korunması olan bir tez seminerinin ardına düşüp ÇEKÜL’ün kapısını çaldım ve sıcak çalışma ortamıyla karşılaştım. Cunda adasıyla ilgili seminerden haberdar olunca yerimi ayırttım. Sunumdan önce bildiğim  Cunda’nın bir adının "kokulu ada"  anlamına geldiği ve gizemli ay ışığı manastırıydı. Seminer sonrası ayrılırken,  taş evleri, manastırları, kiliseleri, adayı bırakıp gidenleri ve kalanların çözüm bekleyen sorunlarıyla tanıştım. Sorunları, bilim insanı gözüyle görmek ve çözüm önerilerini dinlemek önemliydi. Seminer sonrası,  Cunda’dan, sorunların içinden gelenler, neler yapabileceklerini konuştular ve haberleşmek üzere ayrıldılar. Özgün dokuya zarar veren yapılanmaya  engel olmanın, adalıların evlerini satıp gitmelerini durdurmanın, kokulu adanın yaşamaya yeniden başlamasını sağlamanın bir yolu olmalı. Sorunları ve çözüm önerlerini ortaya koyan sunum aydınlatıcı ve yol göstericiydi. Ama anlıyorum ki sorunlar da, çözümler de aslında adada. O yüzden bu çalışmanın olabildiğince çok Cundalıya ulaşmasını diliyorum. ÇEKÜL’ün bu etkinliklerle köprü olmayı sürdürmesi dileğiyle.