“TARİHİN TANIKLARI: YAPILAR”

24.10.2008

Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası tarafından iki ayda bir yayınlanan “İnşaat Sanayi” isimli derginin yeni sayısında, “Tarihin Tanıkları: Yapılar” başlığı altında ÇEKÜL Vakfi Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ile yapılan bir söyleşi de yer alıyor. Söyleşinin devamındaki araştırma dosyasındaysa Afyon, Ayaş, Beypazarı, Kemaliye, Safranbolu ve Şirince gibi tarihi kentlerin özgün nitelikli evleri ile ilgili bilgilere yer veriliyor.

İnşaat Sanayi dergisi, inşaat sanayisine ilişkin bilgileri, gelişmeleri, projeleri ve kültür-sanat, şehir, mimari, yapı ile ilgili konuları içeriyor. Kamu-yerel-sivil-özel kesimlerin işbirliğinin önemini vurgulayan ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, inşaat sektörünün tarihsel-kültürel-doğal alanlara duyarlılık göstererek, koruma bilincini, hazırladığı yayın aracılığıyla gündeme getirmesini umut verici olarak değerlendiriyor.  

Prof. Dr. Metin Sözen, dergide yer alan söyleşinde, Tarihi konutlarda sağlam bir envantere ihtiyacımız var, diyerek “İnşaat Sanayi” okuyucularına, tarihi evlerin korunmasıyla ilgili mesajlar iletiyor.

ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ile yapılan söyleşinin dergide yer alan metnini aşağıda bulabilirisiniz.

“Tarihi konutlarda sağlam bir envantere ihtiyacımız var” Türkiye’de geleneksel konutların tam envanteri yoktur. Bu açığı kapatmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı, ÇEKÜL Vakfı, Tarihi Kentler Birliği ve TÜBA çalışmalar yapmaktadır; ancak bu süre içinde büyük miktarda yapı, daha kimlikleri tespit edilemeden yok olmaktadır. Bu gecikmişliği önlemek üzere ÇEKÜL Vakfı, özel destek vererek illerde valilik veya belediye başkanlığı kanalıyla hızla envanter oluşturma çalışmaları yapmakta ve bu çalışmaları özenle kitaplaştırarak yaygınlaşmasını sağlamaktadır. Bu aynı zamanda kentlerin kendi kültürel mirasını yakından tanımasını ve korumasını sağlayıcı bir yol olarak da değerlendirilmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise koruma amaçlı imar planları ve irdeleme çalışmaları ile geleneksel konutları tescil etmektedir. Tüm bu çabalara karşın, köylerden kentlere ulaşan sağlam bir envantere gereksinim duyulmaktadır; ancak bu gecikmişlik, konuyu seferberliğe dönüştürerek sağlam kayıt altına alarak önlenebilir. Bunun için yerel yöneticilerin ve sivil toplum örgütlerinin birlikte hareket ederek kalıcı verilere bir an önce ulaşması gerekir. Kentler bu alanda önemli oranda yol almaya başlamıştır. Hem somut miras, hem de somut olmayan miras alanında başlayan envanter çalışmaları, kalıcı yayınlar haline dönüşmeye devam etmektedir.  

Tarihi evlerin korunmasıyla ilgili ÇEKÜL’ün çalışmaları Tarihi evlerin korunması, vakfımızda yürütülen ve birbirinin içine geçen projelerin temel konusudur. Bölge-havza-kent projeleri birbirlerini tamamlayıcı şekilde ilerlemektedir. “7 Bölge 7 Kent”, “Kendini Koruyan Kentler”, “Köyler Yaşamalıdır” gibi projeler, tespit etme aşamasından, onarım, işlevlendirme sürecine kadar yapılan çalışmaları kapsar. Bütüncül bir bakışı içeren bu yaklaşımda, tek evden sokak dokusuna, mahalleye sonra da kent bütününe ulaşılmaktadır. Şu anda 244 değişik ölçekteki yerleşim yerinde, yerel yönetimlerin de bilinçlenmesi sağlanarak, tarihi evler doğru işlev kazandırılarak yaşayan mekanlar haline getirilmektedir. Herkesin bildiği gibi, Safranbolu, Beypazarı, Mardin, Kütahya, Gaziantep, Birgi, Ağırnas ve benzeri farklı ölçekteki yerleşmelerin özgün dokuları korunmakta, bu kentlerdeki bazı tarihi evler “kent müzesi” olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca Kütahya ve Birgi örneğinde olduğu gibi bazı tarihi evler de “Çevre ve Kültür” evi olarak kentliyle buluşmaktadır.

ÇEKÜL Vakfı’nın Anadolu’nun dört bir köşesinde bulunan temsilcileri ve gönüllülerinin desteğiyle, yerel yönetimlerle koordineli çalışmalar yürütülmektedir. Yapılan inceleme gezileriyle, kentlerde toplantılar düzenlenmekte kamu-sivil-özel birlikteliğinin güçlenmesi ve yapılan çalışmalara doğru yansıması için yol haritaları hazırlanmaktadır. Bu toplantıların sonuçlarına göre, kentlerde koruma ve proje ofisleri açılmaya başlamış, komisyonlar oluşturulmuş, konu uzmanları, mimarlar, arkeologlar, sanat tarihçileri, yerel yöneticiler birlikte çalışmaya başlamıştır. ÇEKÜL Vakfı, koruma çalışmalarının bilinçli, uzmanların desteğiyle yapılmasını teşvik etmektedir. Kalıcı sonuçlara ulaşmak için, tarihi evlerimizin uzun yıllar ayakta kalmasını sağlamak için, kültürümüzü gelecek nesillere taşımak için, elimizdeki somut-soyut tüm verileri birlikte değerlendirmek ve çevre unsurunu da dikkate alarak hareket etmemiz gerekmektedir. Tüm kesimlerin dikkat etmesi gereken konular, var olan değerlerimizi değiştirmeden, aslına uygun, özelliklerini koruyarak günümüzde de yaşayan mekanlar haline getirmek olmalıdır. Aksi şekilde yapılan çalışmaların sonuçları, ülkemizin gerçek değerlerini göstermekten uzak olacaktır. Safranbolu’da yapılan koruma çalışmaları sonucunda, Safranbolu UNESCO Dünya Mirası Listesine girmiştir. Ülkemizdeki en önemli örneklerden biri budur.  

Tarihi evlerin ülkemiz turizmine katkı sağlaması için yapılan çalışmalar

Bizler, yarım yüzyıldır turizmin kültürel öncelikli olması için çaba göstermekteyiz. Büyük bir yanlışlıktan sonra bugün aynı noktaya gelmemiz, gecikmeyle de olsa doğru yolu bulmanın bir işaretidir. Daha önce değindiğimiz bütüncül koruma, kültür turizminin temel çıkış noktasıdır. Bu aynı zamanda, halkımızın turizmden elde edeceği olanağın ancak ortak bir yaklaşımla çözüme kavuşturulmasının da kalıcı tek çıkar yoludur. Tüm tarihi ve kültürel alanlarda olduğu gibi, tarihi evlerimiz de turizm sektörü içinde kendine yer bulmaya başlamıştır. Önemli olan, korumaya çalıştığımız değerlerimizi hızlı tüketim malzemesi haline getirmemek; önceliklerimizi tespit edip, doğru turizm yollarıyla değerlerimizi kirletmeden, yok etmeden gelecek nesillere aktarmaktır. Kentlerin kültür turizmlerini geliştirmesinin başlıca yolu, önce kendi değerlerini koruyarak işe başlamaktır. ÇEKÜL Vakfı olarak, yaptığımız inceleme gezilerinde, yerel yöneticilerle bu konu üzerinde ortak yaklaşımlar geliştiriyoruz. Her yörenin kendine ait özelliklerini ortaya çıkarmak ve doğru tanıtmak gerekiyor. Çalışmaların, düşünerek, planlayarak, bilimsel yöntemlere, verilere dayalı, üniversitelerin, konu uzmanlarının desteğini alarak, kentte yaşayanların fikir, öneri ve katılımlarının sağlandığı çalışmalar yapılması gerekiyor. Gaziantep’in, Beypazarı’nın ve nice özellikli kentlerin koruma bilinci kazanma süreci hızlanmıştır. Bu kentler, turizm potansiyellerini de bu özelliklerinin bilincinde olarak geliştirecektir. Bizim hedeflediğimiz, tüm kentlerin aynı bilince ulaşması ve kent-havza-bölge-ülke ölçeğinde bütüncül yaklaşımlar geliştirmeleridir.