Tarihi Kentler Birliği Malatya Bölge Toplantısında Buluştu

23.07.2019

Malatya Büyükşehir Belediyesi, Tarihi Kentler Birliğinin Bölge Toplantısına ev sahipliği yaptı. 20 Temmuz Cumartesi günü “Doğal-Kültürel Miras Zengini Yukarı-Aşağı Fırat Havzasının Ortak Değerlendirmesi” konu başlığında biraraya gelen TKB üyesi kentlerin temsilcileri, üç konuşmacıdan farklı başlıklarda havzada yürütülen koruma çalışmalarını ve havza kentlerinin gelecek stratejilerine ilişkin sunumları dinledi.

 

Cuma akşamı; Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, TKB ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör ve Malatya Valisi Aydın Barış’ın hoş geldiniz konuşması ve açılış yemeğiyle başlayan TKB Bölge Toplantısı panel konuşmaları ise Cumartesi günü Ramada Otelde yapıldı.

ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve şehir plancısı A. Faruk Göksu “Havza Boyutunda Bütüncül Yaklaşım”; ÇEKÜL Vakfı Anadolu Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Levent İskenderoğlu “Yukarı Fırat Havzasında İşbirliğine Dayalı Bölgesel Gelişim Politikaları” ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve TKB Genel Sekreteri Sezer Cihan “Aşağı Fırat Havzasındaki Uygulamalarda Son Gelişmeler” başlıklı konuşmalarıyla havza geneline baktı.

 

Panel, TKB Danışma Kurulu ve ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ile TKB ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör’ün kapanış konuşmasıyla son buldu.

İnceleme Gezileriyle Malatya

Yılın son bölge toplantısının yapıldığı Malatya, doğal ve kültürel mirasıyla havza bütününün potansiyeli hakkında önemli ipuçları veriyor. Fırat Havzasının, havza ölçeğinde olduğu kadar ulusal ölçekte de önemli değişimleri tetikleyebilecek gücüne vurgu yapılan görüşmeler, TKB ve ÇEKÜL heyetlerinin alan inceleme gezileri süresince farklı kesimler tarafından ifade edildi. Bu bağlamda ÇEKÜL Vakfı heyeti Yeşilyurt’taki restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi. ÇEKÜL Vakfı Doğa Anadolu Araştırmaları Merkezinde ÇEKÜL Malatya Bölge Koordinatörü Bekir Sözen ve ÇEKÜL Doğu Anadolu Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Levent İskenderoğlu’nun ev sahipliğinde son bir yılda gerçekleştirilmiş projeleri, alanda çalışan uzmanlardan dinleyen ÇEKÜL heyeti, inceleme gezisi kapsamında kerpiç mimarinin yoğun olduğu Aşağı Ulupınar ve Balaban köylerini ziyaret etti; başta rafting, trekking, foto safari olmak üzere doğa sporlarının yapıldığı, Darende Somuncu Baba Camisi ile Taş Köprü arasında bulunan Tohma Çayı Kanyonu görüldü. 17. yüzyıl başına tarihlenen ve Battalgazi’nin önemli kültür duraklarından biri olan Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı ile Metin Sözen Sanat Sokağında yapılan inceleme gezisi ise ÇEKÜL heyetinin danışmanlığında başlatılmış çalışmaları inceleme ve değerlendirme fırsatı sundu.

 

MÖ 5000’li yıllardan itibaren yerleşimin görüldüğü ve ilk arkeolojik çalışmaların 1932 yılında Fransız Louis Delaporte başkanlığındaki ekip tarafından sürdürüldüğü Arslantepe Höyüğü de inceleme gezisi rotasında yer aldı. Bir açık hava müzesi olarak ziyaret edilebilen Arslantepe, Yakın Doğu’da ilk devletlerin oluşumuna ışık tutuyor.

 

Koleksiyonunda yaklaşık 2000 fotoğraf makinesinin bulunduğu Malatya Fotoğraf Makinesi Müzesi, büyük çoğunluğu çalışır durumda olan radyo ve gramofonlardan oluşan Malatya Radyo ve Gramofon Müzesi ve Malatya Kent Müzesi, kentin ziyaret edilen müzeleri arasında yer aldı

   

Malatya, Anadolu’nun önde gelen kayısı üreticisi. Kentte, TKB Bölge Toplantısıyla aynı tarihlerde gerçekleştirilen Kayısı Festivalinin toplantıya da yansımaları oldu. Modacı Ahmet Giray’ın kayısıdan ilhamla ve doğal kumaşlarla çalıştığı koleksiyonu; Şire Pazarı tezgâhlarındaki ürün bolluğu ile kentlilerin katılımına açık olan festival etkinlikleri, Malatya Büyükşehir Belediyesinin “Güneşin Altın Yumurtası Kayısı” başlığını doldurdu.

 

Havza Boyutunda Bütüncül Yaklaşım

Faruk Göksu

Uzun yıllardır, ÇEKÜL Vakfı ve Tarihi Kentler Birliğinin bölgede yürüttüğü çalışmalara gönüllü uzmanlar ve öğrencilerle birlikte stratejik planlar hazırlayarak destek olan A. Faruk Göksu; Fırat Havzasındaki kentleri, değerlerini “paylaşan” ve “keşfeden” kentler olarak iki başlıkta inceledi.

İpek Yolu, yaşam kültürü, su, antik kentler ve kırsal miras gibi ortak kültürün değeri olan başlıca mirasların, havza kentleri arasında “doğru belgeleme” ve “yaşatarak koruma” yöntemleriyle mümkün olduğunu; yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerin ve üniversitelerin işbirlikleri geliştirmesinin önemini vurguladı. Toprağın, tarımın, zanaatların, lezzetlerin birleştirici güç olduğunun altını çizdi.

Ortak değerlerin belirlenerek sahiplik duygusunun pekiştirilmesiyle birlikte, havzanın temel risklerinin de daha hızlı saptanabileceğini vurgulayan Göksu; göller, taşınan köyler ve kırsal sorunların bu risklerin başında geldiğini vurguladı.

Havzadaki su kaynaklarının koruma önceliklerini, tüm kurumların “acil eylem planı”na dâhil etmesinin hızla planlanması gerektiğini vurgulayarak, kurum içi ve yurttaşlarla olan eğitim çalışmalarının da bir an önce başlamasını önerdi. ÇEKÜL Vakfı ve TKB’nin bu konuda her zaman desteğe açık olduğunu söyledi.

Göksu, kalkınma stratejisinde ise, mavi-yeşil ekonominin, spor ekonomisinin turizmde ve kültür odaklı kalkınmada katma değer yaratacağının altını çizdi. Kapasite artırma programları, yerel girişimler, teşvik ve fon programlarının havzanın geleceğindeki önemli kilit taşları olduğunu vurgulayan Göksu; toplumsal gelişmenin bu ölçütlerin bir plan çerçevesinde yürütülmesiyle mümkün olacağını söyledi.

Göksu, sunumunu bir yöntem önerisiyle tamamladı: “Havza kentleri; Elazığ, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş, Gaziantep, Osmaniye, Hatay, Kilis ve Şanlıurfa ‘9 Kent, 9 Buluşma’ ana temasında ‘Fırat Buluşmaları’nı bir an önce başlatmalarıdır. Bu buluşmalar kapsamında, yukarıda saydığımız tüm birleştirici unsunlar detaylarıyla görüşülerek, 2023 hedefiyle 5 yılda 5 temada 19 proje çıkartmayı başarmalıdır. Bu ortak projeler kapsamında tüm kurumlar birleşmeli ve havzanın korunması, yaşatılması, günümüz insan ve doğasına olan sorumluk bilinciyle hem de gelecek kuşaklar için sağlanmalıdır.”

 

Aşağı Fırat Havzasındaki Çalışmalarda Son Gelişmeler

Sezer Cihan

İkinci konuşmacı Sezer Cihan, Fırat Havzasında yer alan 9 kentin, kamu-yerel-sivil-özel tüm kesimlerin katkısıyla planlanacak ve yerelde üretilecek çalışmaların çevre duyarlılığı gözetilerek hazırlanması gerektiğini vurguladı. Cihan, Gaziantep tarafından yürütülen çalışmaları özetledi ve havza ölçeğindeki etkilerini paylaştı. “Zaman, Fırat’ın zamanı olsun,” diyen Sezer Cihan, Fırat Havzası boyunca yürütülecek çalışmalarda, bölgede yaşayan gençleri de aktif bir şekilde havza kültürü ve doğasıyla buluşturmayı hedeflediklerini, bu noktada su sporlarını kurguladıklarını belirtti. Havzada sürdürülen çalışmaları, projenin yönetim planını ayrıntılarıyla paylaşan Sezer Cihan, tüm projelendirme sürecini, hem ulusal hem de uluslararası çalışmaları inceleyerek yürüttüklerini, dünya ölçeğinde bir değer olan Fırat’ı, daha önce yapılmış çalışmalar ve raporlar ışığında ele aldıklarını da belirtti.

 

Yukarı Fırat Havzasında İşbirliğine Dayalı Bölgesel Gelişim Politikaları

Levent İskenderoğlu

Son konuşmacı Levent İskenderoğlu ise, havza ölçeğindeki koruma çalışmalarının ancak sivil inisiyatifin aktif katılımıyla olabileceğini vurguladı. Hazva Birliğinin kurularak ortak bir kültür envanterinin hazırlanması gerektiğine dikkat çekti. İskenderoğlu, ÇEKÜL Doğu Anadolu Araştırmaları Merkezinin havza kentlerine gönüllü destek olduğunu, özellikle somut olmayan kültürel miras değerlerini kayıt altına almayı hedeflediklerini söyledi; havzada insan erozyonu yaşandığını da vurgulayarak imece kültürünün ve yaşatılmasının önemine değindi.

Katılımcıların Sorularıyla Fırat Havzası

 

TKB Malatya Bölge Toplantısı öğrenciler, köylerin temsilcileri, muhtarlar, mimarlar, öğretmenler gibi farklı kesimlerden katılımcıların öneri ve sorularıyla devam etti. ÇEKÜL ve TKB'nin yürüttüğü Kırsal Miras Programı, şehir ve bölge planlama öğrencilerinin havzaya katkıları, Mimarlar Odasının desteğe hazır olması, koruma politikalarındaki siyaset üstü yaklaşım söz alan katılımcıların değindiği başlıklar oldu.

 

Kapanış Konuşması

Prof. Dr. Metin Sözen

Türkiye Büyük Millet Meclisi 1984 yılında tarihi bir karar aldı. Bu süreçte başta divan üyeleri ve başkan vekilleri olmak üzere bütün kentleri dolaştık ve Mecliste, dünyanın en iyi kitaplıklarından biri olan Kültür Sanat Yayın Kurulunu kurduk. Bilginin toplandığı ve yasaya dönüştüğü, yasanın da uluslararası boyutta saygınlık sağladığı bir ortam yaratmayı istedik. Çalışmalarımızı alanda sürdürdük; Safranbolu’da başta olmak üzere Türkiye’deki kültürel varlıkları taradık. Giderseniz, her kentte Büyük Millet Meclisinin orada geliştirdiği programı görürsünüz. Ancak Meclisin bir koruma yasası çıkarabilmesi, her şeyden önce kentlilerin kimlikli kentlerde yaşadıklarını bilmeleri ile mümkündür. Eğer Türkiye’yi bir bütün olarak görüyorsak ve zenginliğinin altının çizilmesini istiyorsak, arkamızda bu kimlikli gücü taşımak zorundayız. Ve bu, halktan koparak olmaz. Okullusundan yaşlısına, kentin her bireyi kentten payını alacağını bilirse; o kenti tüm değerleriyle geleceğe taşımak mümkün olur.

Gelişmiş bir Cumhuriyet’in, gelişmiş bir kentin etrafına da yayacağı bir değerler manzumesi ihtiyacı vardır. Malatya’da ÇEKÜL Malatya Bölge Koordinatörü Bekir Sözen ve ÇEKÜL Anadolu Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Levent İskenderoğlu’nun çalışmalarıyla yıllar önce oluşturmaya başladığımız envanter, bugün işimize yarayacak.

Buradaki arkadaşların hepsini tanıyorum; 500 kere el sıkışmışlığımız var. Niye? Apçağa, Kemaliye’ye gidiniz, görünüz; bir köy nasıl ayağa kalkar. Köyler büyükşehirlere bağlandığından bu yana, birçok somut ve somut olmayan miras sıkıntıya düştü. Şimdi doğruları ararken beraberliğin gücünün önemini görmek zorundayız. Kültür Bakanlığının bütçesi çok az. Türkiye’nin büyük kültürünü ayağa kaldıramaz. Kültür Bakanlığına bu kadar az bütçe ayıran hükümetler, “kültür” başlığını gözden çıkarmış demektir. Anladık ki kaynak biziz; görünmeyen miras, görünmeyen birikim, Türkiye’nin bütçesinden büyük. Anadolu halkı, gittiğimiz her yerde baş tacı yapıyor; gönülden, güler yüzle karşılıyor bizleri. Çünkü verdiğimiz sözün takipçisi oluyoruz; devamlılığını sağlıyoruz.

Hiçbir şeye katkısı olmayan, alana çıkmayan, bilgiyi aktarmayan kişi o kente, yapılan çalışmalara en çok zarar verendir. Maalesef, bilim insanları arasında da örneklerini görüyoruz. El Cezeri 13. yüzyılda “uygulamaya dönüşmeyen bilgi, doğruyla yanlış arasında bir yerdedir” diyor. Biz, doğru ile yanlışın nerede başladığını, nerede bittiğini görmek için yola çıktık.

 

Hayrettin Güngör

Bütüncül yaklaşım, sürdürülebilirlik, doğru işlevlendirme koruma projelerinin en önemli noktalarıdır. Kültürel varlıkların korunması, çok yüksek oranda belediyelerin etkin olduğu bir alan. Bu nedenle kentlerimiz birbirlerinin rakipleri değil, birbirlerinin tamamlayıcısı. TKB toplantılarını izleyen her bir kent, bölgeye ve Türkiye’ye katkı sağlıyor.

Tarihi kentler, ortak iş yapma konusunda önemli bir birikime sahip. Ancak özellikle insan kaynağı noktasında kurumlarımız biraz çekingen davranıyor. TKB ve ÇEKÜL, bu noktada belediyelerimize proje ve tecrübe desteği sağlıyor. Önemli sorunlarımızdan biri ise korumaya ayrılan bütçelerin yetersiz olması. Kurumlarımızın görev-yetki sorumluluklarına uygun olarak bir beşeri sermaye oluşturmuş olsak, birçok kaynağı da kendiliğinden bulmuş oluruz.

TKB; ortak aklın, birlikte hareket etmenin ve tecrübe paylaşımının örnek oluşturduğu bir birlik. Gençlere yönelik çalışmalar da, ortak aklın bir sonucu olarak bu toplantıda özellikle gündeme geldi. Doğal ve kültürel mirasın korunmasında Malatya Bölge Toplantısının sonuçlarının özellikle önemli olduğunu düşünüyorum.