fbpx Tarihi Kentler Birliği ile Mudanya’da Kültür Haftası | ÇEKÜL

Tarihi Kentler Birliği ile Mudanya’da Kültür Haftası

23.09.2020

Tarihi Kentler Birliği, pandemi koşulları nedeniyle ertelediği toplantılarına 18 Eylül’de Tirilye Çalıştayı, 19 Eylül’de ise Mudanya Bölge Toplantısı ile yeniden başladı. Toplantılar, Marmara Bölgesi kentlerini biraraya getirdi. Mudanya, ÇEKÜL Akademinin Alanda Eğitimler Programıyla 14 Eylül’de başladığı haftayı, TKB Çalıştay ve Bölge Toplantısıyla tamamladı.

Tarihi Kentlerde Kentsel Tasarım Rehberi

Tarihi Kentler Birliği 18 Eylül Cuma günü Tirilye Çalıştayı ile yılın ilk toplantısını düzenledi. “Tarihi Kentlerde Kentsel Tasarım Rehberi” başlığını taşıyan çalıştay, Marmara Bölgesinde bulunan TKB üyelerinin kültür miraslarının korunmasına yönelik proje ve program deneyimlerini tartışmaya açtı, gelecekte yürütülecek çalışmalara altyapı hazırlayacak adımı attı. İlk gün yapılan Tirilye Çalıştay Programı, eski tren garı olan Mudanya Montania Otelde Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Üyesi ve ÇEKÜL Vakfı Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu’nun yönetimindeki panelle başladı. Tirilye inceleme gezisi ve çalıştay oturumu ile devam etti.

Sabah oturumundaki sunumlarla Mithat Kırayoğu, kentte sürdürülen çok yönlü çalışmaları, kenti 7 proje bölgesine ayıran Kentsel Tasarım Rehberi deneyimlerini, beklenti ve hedefleri aktardığı bir giriş konuşması yaptı. Kırayoğlu’nun konuşmasını, Bursa Alan Başkanlığı Danışma Kurulu Üyesi, tarihçi Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu’nun sunumu izledi. Oğuzoğlu, sunumuyla Mudanya’ya tarihi bir perspektiften bakarak geçmişten bugüne kentin kültür haritasını çıkardı, kentte iz bırakan tarihi değerlere ve olaylara değindi. Çalıştay öncesindeki panel, Tirilye Kentsel Tasarım Rehberini hazırlayan ekipte yer alan şehir plancısı Şenol Hatipoğlu ve ÇEKÜL Yönetim Kurulu Üyesi A. Faruk Göksu’nun sunumlarıyla son buldu. TKB toplantısının ev sahibi Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz da katılımcılara hoş geldiniz diyerek Tirilye’de varlığını koruyan yapılara dikkat çekti, eski Tirilye’yi bir ölçüde hayata geçirme fırsatı bulduklarını belirtti; çalıştayın bu yönde sürdürdükleri çalışmalara ivme kazandıracağını söyledi.

Panelin ardından Tirilye alan gezisi yapıldı. Mithat Kırayoğlu, gezinin ilk durağında 19. yüzyıla tarihlenen, endüstri mirası örneği Tirilye tarihi zeytinyağı fabrikası ve Mudanya sahil yolu çalışmaları hakkında bilgi verdikten sonra TKB ve ÇEKÜL uzmanlarından oluşan katılımcılar, asırlık çınar ve çam ağaçlarının bulunduğu tarihi Çamlı Kahvede dinlendi ve alan inceleme gezisine bu noktadan sonra tekrar devam etti. Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1989 yılında Kentsel Sit Alanı ilan edilen Tirilye’de bulunan ve Kemerli Kilise adıyla da bilinen Panagia Pontobasilissa, ziyaretçilerini bahçesindeki taze nane kokularıyla karşıladı. Duvarlarına resim yapılan ilk kilise olarak bilinen Kemerli Kilisenin 13. yüzyıl sonlarında yapıldığı düşünülüyor. Yapı dış cephesindeki destek payandaları nedeniyle Kemerli Kilise olarak da biliniyor. Kiliseden sonra görülen önemli yapılardan bir diğeri de Dündar Evi oldu. Hagios Loannes Rum Kilisesi, Rumların bölgeyi terk etmesinin ardından özel mülkiyete geçmiş ve Dündar Evi adıyla anılmaya başlanmış. 19. yüzyıla tarihlenen yapı, duvarlarındaki taştan oyma işlemelerle dikkat çekiyor.

Tirilye alan gezisinin son durağı, Taş Mektep oldu. Tirilye’de doğan ve Yunanistan’da eğitim gördükten sonra metropolit olarak Tirilye’ye dönen Chrisostomos tarafından 1904-1909 yılları arasında yaptırılan Taş Mektep binasının restorasyon çalışmaları, pandemi koşulları nedeniyle birkaç ay ötelense de, sona yaklaşılmış durumda.

Zeytin ve zeytinyağı satan dükkânların sıralandığı sokaklardaki yürüyüşün ardından tamamlanan alan gezisini, Tirilye Kültür Merkezinde gerçekleştirilen çalıştay izledi. Ortak sorunların, ortak fırsatların ve yerele özgü çözümlerin dile getirildiği çalıştayı, ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve şehir plancısı A.Faruk Göksu yönetti.

Sabah Oturumu

Mithat Kırayoğlu

ÇEKÜL Vakfı Başkan Yardımcısı

Bulunduğumuz bu bölge bereketli, zengin bir coğrafya. Bereket deyince akla bereketli topraklar gelir ama Mudanya’nın zenginliği sadece toprakları değil, denizinden de geliyor. Bu bereketli topraklar iki lezzetli tarım ve kültür ürünü zeytin ve zeytinyağının en verimli şekilde üretildiği topraklar aynı zamanda. Osmanlı Döneminde dünya pazarında Tirilye zeytinin aranan bir ürün olduğunu biliyoruz. Burası şarap bölgesi aynı zamanda. Osmanlı Döneminin ipekten sonra ikinci ihraç ürünü şaraptır. Bu çok şaşırtıcı bir bilgi. O şarap fabrikalarının hepsini kaybettik. Somut olmayan kültür mirası açısından zengin topraklardayız. Zenginlik ne yapıyor? Ölümsüzlük için anıtsal yerler yapıyor ve bunları bağlayan çok güzel kentler yapıyor. Mudanya gibi, Tirilye gibi. Bu kent, Bursa’nın hinterlandının tarım ürünlerini denize taşıyan, başka bölgelere ulaştıran limanlara sahip, tarihi boyunca deniz ticaretinin yapıldığı bir kent. İşte böylesi zengin bir kentte, kültür mirası hakkında konuşurken pek çok şey hakkında konuşmuş oluyorsunuz.

Tirilye’yi önemli kılan konulardan biri, kentin korunmasının hâlâ mümkün olması. Bursa ve Mudanya, yoğun göç alan ve doğal güzellikleri göç dalgasının altında ezilen kentler oldular. Ancak Tirilye’nin kentsel nüfusu bozulmadı, kent eski güzelliğini ve birtakım değerlerini korumaya devam etti. Şimdi tekrar soracağım: Eski Tirilye’yi geri getirebilir miyiz? Evet, getirebiliriz. İşte fark burada, güzellik burada. 1989 yılında, ÇEKÜL Vakfı kuruluşun eşiğindeyken başladığımız koruma çalışmasıyla korundu Tirilye. Türkiye’deki ilk beş koruma planından biri olan Tirilye Koruma Amaçlı İmar Planını yaptık ve bunu yaparken etrafında kentsel sit alanından daha büyük bir alanı doğal sit ilan ettik. Dolayısıyla bu kent çok bilinçli bir şekilde korunmuş bir yerdir. Tirilye’yi UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine taşıyacağız. Bugünkü çalışmamızın sebebi bu.

Şenol Hatipoğlu
Tirilye Koruma Amaçlı İmar Planı Müellifi, Şehir Plancısı 

Marmara Denizinin güney sahilinde bulunan Tirilye konum açısından çok önemli bir yerde. Ulaşılabilirlik açısından dezavantajları var görünse de bunlar aynı zamanda kent için avantaj da yaratıyor. Kentin korunma, tekrar ayağa kaldırılabilme potansiyelini belki bu yüzden konuşabiliyoruz. Merkez yerleşiminin tamamı sit alanı olan kentin çevresi üçüncü derece doğal sit diyebileceğimiz, bugün yeni tanımlamasıyla “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olarak tanımlı. Bu da kentin Bursa’nın diğer sayfiye yerleri gibi ikincil konut alanı olarak kullanılamamasını sağlayan önemli etkenlerden biri. Tarih boyunca önemli bir yer olan Tirilye küçük bir yerleşme ancak çok fazla sayıda anıtsal yapıya ev sahipliği yapıyor. Aynıca endüstriyel yapılarıyla, sivil mimarlık örnekleri de dikkat çekiyor.  Kentte asıl dönüşüm mübadeleden sonra olmuş. O tarihe kadar Tirilye farklı kültürlerin birarada yaşadığı, hatta Rumların kültürel hakimiyetinin daha fazla olduğu bir kent.

Biraz morfolojiden bahsetmek istiyorum çünkü Tirilye’nin morfolojisi bugünkü yapı üzerinde çok belirleyici. Çamaşır Deresi olarak bildiğimiz derenin sağında ve solunda denize ulaşan bir vadinin iki yamacında kurulmuş bir yer Tirilye. Bu sokaklarına, siluetine yansıyor, hatta kenti birebir belirliyor. Önceleri kentin ortasından geçerek denize ulaşan derenin üzeri 1950 yılında kapatılmış. Bugün derenin kent içinden geçtiğini sadece dönem fotoğraflarından tespit edebiliyoruz. Ama amaçlarımız arasında derenin tekrar açılması ve kentin o görünümüyle canlandırılması projesi var. Bir diğer önemli konu da kenti oluşturan omurga. Tirilye’de iki önemli hat var. İlki, Bursa’dan gelip bugün de karayolu olarak kullanılan, Tirilye’nin tam ortasından geçen ve Karacabey’e doğru devam eden hat. Diğeri de Tirilye’nin içinden geçen Eskipazar ve İskele Caddesi. Kenti bu omurgayla ele almak gerekiyor.

Tirilye’nin tekrar ayağa kalkma potansiyeli var. Biz bu potansiyeli değerlendirdik ve elbette önce plan çalışmasına başladık. Neydi bu çalışmaya bizi iten? İmar planıyla imar planının altlığı dediğimiz veriler arasında, değişen teknoloji nedeniyle uyumsuzluklar vardı. Dolayısıyla önce plan çalışması yapmamız gerekiyordu. Çıkış noktamız buydu. Bunun yanında mevzuatta değişikler oldu; bizde imar kanunu çok sık değişiyor. Hem kanun hem de kanuna dayanan yönetmelikler değişiyor. Tüm bu uyumsuzluklar nedeniyle önce plan çalışması kentsel tasarım rehberine giden yolda çıkış noktası oldu. Tasarım rehberi bir sonuç. Önemli olan bunun altlığını sağlam kurabilmek. Fotoğraf makinasıyla bazı bilgilere ulaşabilirsiniz ama bazı bilgilere büyüteçle bakmak gerekir. Kentsel tasarım rehberinde biz biraz bunu yaptık.

A.Faruk Göksu

ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Şehir Plancısı

Sunuşların ortak temel noktası insan ve çevre. Başkan Hayri Türkyılmaz, Hasan Özgen’in Mudanya belgeselindeki konuşmasında en değerli varlığın hemşehri olduğunu söyledi. Bence bu önemli. Eğer kentsel tasarım proje sürecine girecekseniz, katılımcı ve kapsamlı bir süreç yönetimi gerekiyor. Çok önemsediğim bir diğer ayrıntı da Yusuf Hoca’nın altını çizdiği denizle ilişki, kentin yüzünü denize dönmesi, denizle ilişkinin tarihselliği. Mudanya’nın denizle sınırlar ötesi buluşması gerekiyor. 2017 yılında Taş Mektepleri için bir çalıştay yapmıştık: Kültür Odaklı Strateji Çalıştayı. Orada maviyle yeşili nasıl buluştururuz, özellikle kıyı kentlerini birbirleriyle ilişkilerini nasıl sağlarız diye konuşmuştuk. Ana tema da etkileşimdi. Şimdi Mithat Kırayoğlu’nun ve diğer konuşmacıların anlattıkları gibi Mudanya da Tirilye üzerinden etkileşim sürecine girecek. Benim önerim, “tasarım nedir?” sorusunu sorarak başlamak. Kentsel tasarımı konuşurken, aslında süreci nasıl tasarlayacağımızı, kimlerle tasarlayacağımızı konuşmalıyız. Ne yapmalı sorusu yerine nasıl yapmalı, sorusunu sormalıyız. Kullanıcılarla, yaşayanlarla ya da çalışanlarla birlikte kenti nasıl tasarlayabiliriz? Esas soru budur. Hayaller büyük, hikâyeler zaten geçmişten bu yana çok zengin ama yeni hikâyeleri gençlerle birlikte nasıl yazacağız? En önemli soru bu. 2030’un, 2050’nin Tirilye’sini konuşacaksak, geleceğin kentini tasarlayacaksak hatırlamakta fayda var; o tarihlerde bugün burada bulunanların büyük bir kısmı hayatta olmayacak. Kentleri o günlerin yetişkinleri, bugünün çocukları ve gençleri için tasarlamak gerekiyor. Çocukların, 20’li yaşlardaki gençlerin gelecekle ilgili beklentilerini, öngörülerini, sorularını somutlaştırmak gerekiyor. O nedenle bir sürece giriliyor. Aşama aşama bu süreci nasıl yönetebiliriz?

Bu bereketli coğrafyada büyük bir birikim oluşmuş. Bu birikim sonucunda beceriler ortaya çıkarmış. Bu beceriler de birtakım beklentiler doğuyor. Yani birikim, beceri, beklenti. Buna tasarımcıların beklentilerini, yaşayanların beklentilerini ve bu beklentilerin nerede buluşacağını ekleyerek 6B stratejisi çizilebilir diye düşünüyorum.

Hayri Türkyılmaz

Mudanya Belediye Başkanı

Çok büyük bir zenginliğe sahibiz. Gezdiğimizde 36 köyün 354 kilometre karesinde öyle güzellikler var ki! İşte bu güzellikler hayallerinizi canlı tutacak, yeşil ve mavinin öpüştüğü güzellikler geleceğin insanlarına taşınacak. Nasıl? Tabii ki koruyarak, geliştirerek, sahip çıkarak. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum şey bu benim. Bu hayallerim destek bulduğu için, bana bu konuda sahip çıkan çok değerli TKB ve ÇEKÜL Vakfının her bireyine, hocalara, hemşehrilerime, çalışma arkadaşlarıma ve siz destek veren misafirlerimize ayrıca teşekkür ederim. Eski Tirilye’yi yakalamak kolay. İnanıyorum bir gün o eski Mudanya’yı da ortaya çıkaracağız. Çocuklarımız, torunlarımız bize teşekkür edecekler.

Tirilye Çalıştayı: Tarihi Kentlerde Kentsel Tasarım Rehberi

Alan gezisinin ardından Tirilye Kültür Merkezinde düzenlenen çalıştayda “Tarihi Kentlerde Kentsel Tasarım Rehberi” tartışıldı. Marmara Bölgesindeki farklı belediyelerden koruma alanında çalışan uzmanların ve halkın katıldığı çalıştayda farklı meslek gruplarından kişiler arasında disiplinlerarası deneyim paylaşımının yapılması amaçlandı.  Katılımcıların tarihi bir alanda hazırlanan kentsel tasarım rehberinden beklentileri üzerine konuşuldu.

Özellikle koruma imar planlarının yol gösterici bir doküman olması beklentisi, katılımcılar arasında öne çıktı. Bu tip çalışmalarda fiziki bir tasarımdan çok bir sistemin tasarlanması, farklı aktörler arasındaki ilişkilerin planlanması da öne çıkan beklentiler arasındaydı.

Kentte devam eden hayatla mimari ölçekteki estetik yaklaşımlar arasında bir denge kurulması, yaşam biçimine müdahale edilmeden bu tasarım süreçlerinin sürdürülmesi, tereddütlere yer bırakmayan net bir yol haritası çizilmesi, koruma çalışmaları yapılırken kısıtlanan birtakım müdahalelerle birlikte bunların çözümüne yönelik öneriler bulunması, insana dokunan çalışmalar yapılması, kamusal mekanların halkın ihtiyaçlarına göre tasarlanması ise diğer beklentiler arasındaydı.

Tirilyeliler de bu kısımda belediye, diğer kurumlar ve uzmanlardan beklenti ve isteklerini paylaşarak çalıştaya katıldı.

Çalıştayın sonuç kısmında ise tarihi kentlerde kentsel tasarım rehberi hazırlanırken bazı “kırmızı çizgilerin” olması gerekliliği üzerinde duruldu. Bu çalışmaların kültür odaklı, işbirliğine dayalı, gençleri sürece dâhil eden, yeni iletişim tekniklerini kullanan, yeni yaklaşımları benimseyen bir yapıda olması gerektiği belirtildi. Tüm bu konuşmaların ardından çalıştayda üstünde durulan konuların çözümünün tamamen kentsel tasarım rehberinden beklenemeyeceği de vurgulandı.