MARDİN’DE “KENT MÜZESİ” KURULMASININ KISA ÖYKÜSÜ

05.10.2009

Anadolu’da özgün özelliklerini henüz yitirmemiş kentlerde, “Çevre ve Kültür Evleri”, özel bir kentsel bellek merkezi olarak “Kent Müzesi ve Arşivleri”, onarımları sağlıklı yapabilmek için “Kent Atölyeleri” kurulması düşüncesi, 1990 yılında “ÇEKÜL / Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı” tarafından alınan bir dizi kararla yaşama geçmeye başlar. ÇEKÜL’ün “ 7 Bölge 7 Kent” projesi doğrultusunda Aydınoğlu Beyliği’nin merkezi Birgi (Ödemiş), Mudanya, Midyat başta olmak üzere, özgün özelliklerini yitirmemiş yapılardan biri onarılarak, değişik bölgelerde “ Çevre Kültür Evleri” birbirini izler. Bu merkezlerde geliştirilen düşünceler ışığında, “Kent Müzeleri ve Arşivleri”nin çalışmaları başlatılır.

Kent müzelerine ilk adımlar

Kentlerde “kamu-yerel-sivil-özel kesimlerin birlikteliğiyle”, her yaşta insanlar, hemşehrilik bilinciyle “kendi varlık nedenlerini”  açıklamaya olanak sağlayacak müzeleri için yeni yöntemler geliştirirler. Çünkü bu, “kenti kent kılan” her öğeyi içeren bir yaklaşımdır… Kentlerin kendi müzelerini kendilerinin kurmasının girişimidir…

Bu konuda ilk adım 1998 yılında ÇEKÜL Kemaliye Gönüllüleri’nin, Kemaliye Kaymakamlığı’nın ve Kemaliye Belediyesi’nin işbirliğiyle atılır. Tarihi eski Halı Fabrikası binası kısa zamanda yeni bir kimliğe ulaşır. Bunu bu kez, ünlü mimar Vedat Tek’in tasarladığı Kastamonu Hükümet Konağı’nın alt katında, Kastamonu Valiliği’nin önderliğinde, Kastamonu halkının birbirinden ilginç belge ve objelerle katıldığı Kastamonu Kent Müzesi izler. Bu gelişme, ister istemez çağdaş donatıları da birlikte getirir.

Ardından büyük bir çıkışla Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursalıların yoğun desteğiyle, Bursa Kent Müzesi’ni, yine tarihi bir yapı olan eski Adliye Binası’nda gerçekleştirir ve ulusal-uluslararası ortamlarda hemen yankı bulur, büyük bir ilgiyle karşılanır. Her kesimin, her yaş dilimindeki insanın kentlerini farklı bir yaklaşımla öğrenmesi düşüncesi, yoğun ilgiyle hedefine ulaşır.

Benzer durum İzmir’de de yaşanır. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yine aynı yöntemlerle eski İtfaiye Binası’nı yeniden ele alarak, İzmir’in Milli Kütüphanesi’nin belgelerini de içerecek biçimde kapsamlı bir çalışma yürütür. Kentin yoğun tarihinin ve toplumsal yapısının okunmasını sağlar.

Ardından, Osmanlı başkenti Edirne’de büyük bir programın parçası olarak, Selimiye Camisi karşısındaki Hafızağa Konağı, kısa bir süre önce genç yaşta yitirdiğimiz Edirne Valisi Fahri Yücel’in yoğun çabalarıyla, Edirne Kent Müzesi’ne dönüştürülür, harekete büyük güç kazandırılır. Kentin kültürel mirasının korunmasında, yeniden örgütlenmesinde odak noktası olur.

Tarihi Kentler Birliği’nden tarihi karar

2000 yılında kurulan, kısa zamanda ülke gündemine farklı bir boyut getiren Tarihi Kentler Birliği, ÇEKÜL Vakfı’nın önerisiyle, “üye 200 yerleşme yerinde” birer tarihi yapının kurtarılarak Kent Müzesi’ne dönüştürülmesi konusunda karar alır. Düşüncenin yaygınlaşmasına, örneklerin artmasına neden olur.

İşte bu noktada, geliştirilen kavramlara, başarılı uygulamalara koşut bir atılım Mardin’de de yaşanır. Kentin köklü değerlerini 1950 sonrası yanlışlarından arındırma çabalarında değişik kesimlere öncülük eden, olayı ülke gündemine taşıyan, 2000-2006 yılları arasında Mardin Valiliği yapan Temel Koçaklar, bu konuda da büyük bir hızla devreye girer. Mardin için yıllardır birlikte çalıştığı Prof. Dr. Metin Sözen ile kapsamlı bir eylem planı üretir. Kentin gelişen yeni bölgesindeki Kültür Merkezi’ne karşılık, tarihi bölümde uygun bir yapı arayışı süreci başlar. Sonuçta, II. Abdülhamit döneminde Diyarbakır Valiliği’nin Süvari Kışlası olarak yaptırdığı, bir süre Vergi Dairesi olarak da kullanılan tarihi yapı uygun bulunur. Ayrıca, müzenin çok yönlü niteliği, kente sürekli destek veren Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu ile ayrıntılı görüşülür, öncelikler belirlenir. Ancak bu sürede boş bulunan yapının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devri konusuna Maliye Bakanlığı tarafından olumlu cevap verilmemesi, uzun ve yeni çabaları gerektirir.

Mardin’in dünya kenti olması yolunda Kent Müzesi önemli bir örnek

Aynı günlerde, bu konulara gönül vermiş İstanbul Valisi Muammer Güler, kentine destek vermek, böylesi olumlu bir çabanın yaşama geçirilmesinin sürüncemede kalmamasını sağlamak için toplumumuzda özel yeri olan değerli insan Sakıp Sabancı ile konuyu görüşür. Ardından Sakıp Sabancı, Prof. Dr. Metin Sözen ile ikili görüşmesinde, “ Hocam Anadolu’dan güzel haberler geliyor, Mardin’in yıldızı parlamaya başladı. Bize de sorumluluk düşüyor. İlkelerimize uygun, Mardin’de yapabileceğimiz neyse onu belirleyelim.” diyerek konunun gerçekleşmesi yolunu açar.

Mülkiyet sorununun çözülmesinin, destek sözlerinin alınmasının hemen ardından Mardin Valiliği, yapının ön projelerini yaptırıp Kültür ve Tabiat Varlıkları Diyarbakır Bölge Kurulu’na başvurup gerekli izinleri aldığı günlerde, değerli insan Sakıp Sabancı’nın yitirilmesi, çalışmaları etkiler. Bir süre sonra İstanbul Valisi Muammer Güler, Mardin Valisi Temel Koçaklar, Sakıp Sabancı ailesi ve Dilek Sabancı’dan Sakıp Sabancı’nın dileğini yerine getirmeye hazır olduklarını öğrenir. Prof. Dr. Metin Sözen, Dilek Sabancı ve Sakıp Sabancı Vakfı yetkilileri bu konuyla ilgili toplantıda önce bir fikir projesi üretilerek onun doğrultusunda kesin karar verilmesini uygun bulurlar.


Prof. Dr. Metin Sözen’in başkanlığında, yüksek mimar restoratör Metin Keskin’in proje sorumluluğunda, Mardin Kent Müzesi ve çevresinin fikir projesi üretilerek, Sakıp Sabancı Vakfı yetkililerine sunulur. Ailesinin ve Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın duyarlı yaklaşımlarıyla olumlu sonuca ulaşılır. Ardından başlayan restorasyon uygulamalarında ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu üyesi yüksek mimar restoratör Nüvit Bayar de yer alır. Aynı günlerde Muğla Valisi olarak atanan Temel Koçaklar'ın yerine, Mehmet Kılıçlar Mardin Valiliği’ne atanır.

Kamu-yerel-sivil-özel birlikteliği

Geldiği ilk günden itibaren Mardin Valisi Mehmet Kılıçlar, kenti çok yönlü etkileyecek bu önemli projeyi, ilgili kurum-kuruluş-kişileri bir araya getirerek boyutlandırmak ister. Her kesimin ilgililerinin içinde bulunduğu bu toplantıda, Prof. Dr. Metin Sözen’in önerileri doğrultusunda görev bölümü yapılır. Müzenin çevresindeki bazı yapıların yıkılması kararlaştırılır. Bu arada uzun yıllar Mardin Hükümet Konağı olarak kullanılan ve Dicle Üniversitesi Mardin Mühendislik Mimarlık Fakültesi olmasına karar verilen tarihi yapının projelerinin hızlandırılması sağlanır. Çünkü çevredeki tüm tarihi yapıların onarılarak Kent Müzesi ile bütünleştirilmesi, anlamlı bir meydan oluşturulması, başlangıçta düşünülen temel bir hedef olduğundan, tümünün eşzamanlı yürümesi için sorumluluklar paylaşılır.

Bu ayrıca ÇEKÜL ve MAREV tarafından hazırlanan, Mardin Valiliği’ne sunulan “Mardin Yol Haritası”nda önerilen temel ilkelerin de gereğidir… Mardin’in çok yönlü kültür-sanat-eğitim odağına ulaşması hedefidir… Mardin Belediyesi başta olmak üzere Mardin’deki tüm kurum-kuruluş-kişilerin böylesi bir eylemin içinde olması doğaldır. Çünkü “Kent Müzesi ve Sanat Galerisi”, “Açıkhava Sergi Alanı”, “Mardin Tarihi İhtisas Kütüphanesi”, “Mardin Mühendislik Mimarlık Fakültesi”, “Mardin Uluslararası Çevre Kültür Merkezi” ve kültür turizmi ile ilgili birimlerin büyük bir bölümünün tarihi yapılarda gerçekleşecek olması, birlikteliği kaçınılmaz kılmaktadır. Bu nedenle, toplantıda çalışmaların “Mardin Kent Kimliği” için büyük bir şans olduğu bir kez daha vurgulanır.

Mardinlilere çağrı

Bu noktaların altının çizildiği gerekli kararların alındığı son buluşmanın ardından, 19 Mayıs 2006 tarihinde Mardin Kent Müzesi ve Sanat Galerisi’nin önünde yapılan basın toplantısında, Mardin Valisi Mehmet Kılıçlar, Belediye Başkanı Metin Pamukçu, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, MAREV Vakfı Başkanı Fehmi Tahincioğlu, gelişmelerin tüm aşamalarını açıklayarak, emeği geçenleri anarak, Türkiye’de ve yurtdışında bulunan Mardinlileri, bir kez daha, ellerinde bulunan belge ve objelerle “kendilerinin yaratacakları” müzeye katkıda bulunmaya çağırırlar. Binanın temizlenmesi, özgün olmayan birimlerden arındırılması süreci başlatılır. Ayrıntılı projelerin üretilmesine ortam hazırlanır.

Bu son basın toplantısında ayrıca, 26 Haziran 2006 günü Mardin’de Sakıp Sabancı Vakfı yetkililerinin katılımıyla yapılacak görüşmelerin ardından, “Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi - Dilek Sabancı Sanat Galerisi” konusunda tüm çevrelere ayrıntılı bilgi verileceği açıklanır. Ardından çevresindeki bazı yapıların yıkılması, kentin bir kültür meydanına kavuşması eylemleri başlatılır. Ayrıntılı tartışmaların ardından görkemli yapının eklerinden arındırılmasıyla birlikte özenli-birikimli ellerde müze ve sanat galerisinin varlığı dikkate alınarak, her sorun yerinde çözülerek büyük bir alan açılışa hazırlanır.

1 Ekim 2009 tarihine gelindiğinde, Mardin’de tarihin ve geleneğin gücünü gösterecek büyük bir yapılar topluluğu, yerel-ulusal-uluslararası boyutta inceliklerle ülke gündemine katılır. 

'Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi-Dilek Sabancı Sanat Galerisi', başta Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bakanlar, Sabancı ailesi ve Sabancı Vakfı temsilcileri, emeği geçmiş valiler, sanat-kültür ortamının önde gelen kimlikleri, farklı dönemlerin yerel temsilcileri, Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen Mardinlilerle birlikte yapılan coşkulu bir törenle yaşamının ikinci evresine girmiş bulunuyor. Herkesin ortak dileği, müzenin sürekli gelişerek öncü bir kimliğe kavuşmasıdır.

Müze kapı detayı