KIRSAL KALKINMA SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM VE ÜRETİM STRATEJİSİ BAŞLIKLI SEMPOZYUM TOKAT'TA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

08.08.2005

Açılış Konuşmaları:

Prof. Dr. Metin Sözen-ÇEKÜL Vakfı Başkanı, Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Danışma Kurulu Üyesi

Bugün güne iyi  başladık. Şu ana kadar yarına umutla ülkeyi taşıyacakların inceltilmiş varlıklarını dinleme olanağı bulduk. Burada yıllar önce ilk toplantıyı yaparken söylediğim her şeyi iyi anımsıyorum. “Bu salon yarın, tartışmaların yapıldığı, tarihin yazıldığı salon olarak geçecek. Buradaki toplantı bir değişim, bir dönüşüm, yarın belki tanımlaması iyi yapılırsa bir devrim olabilir” demiştim. Bu toprak kiminle yeşerecek? Bundan sonraki çocuklarımız bu toprakları varlıklarının parçası sayacaklar. Tarihe, zamana dünü, bugünü ve yarınıyla baktığımız zaman değer kazanır. Burada sorumluluk yerel-ulusal-evrensel büyüklüğün de sorumluluğunu taşımaktır. “Bu toprak senin” dedirtecek bir tavır koyduk. “Evrensel değerlerin kaynağı biziz” dedirtecek bir kaynağı burada başlattık. Bu bilinç ağı sayısal büyüklükle ilgili değildir. Bir avuç insan değişimi, dönüşümü insana değer veren devrimi yaratabilir. Buradaki valiler, belediye başkaları, sivil toplum örgütleri bence en büyük sayıyı yakalamış durumdadırlar.

Birkaç yıl önce hangi öncelikle beraber olacağız dedik. Bu yıl uluslararası bir ortamda bunu ulusumuza açıklıyoruz. Bazı şeylerin hep altını çizmek istiyorum. Teknoloji bize oturduğumuz yerde kalmayı öğretti. Büyük tehlike önümüzde, ekranda, sokakta çıkarlar uğruna önümüze konmaya başlandı. Biz teknolojinin getirdiği avantajları doğru kullanmayı öğreneceğiz.

Domates yere düştüğü zaman göç başlar. Yerden kaldıramadığımız zaman soyut-somut miras akar gider. Bu proje Türkiye’nin diri durma projesidir. Özel, kimlikli bir birliktir.

300 gün Anadolu’da dolaşıyorum. Oturduğunuz yerde gelişemezsiniz. Tek başınıza ayakta duramazsınız. Birlikte doğru durmadıkça birlikteliğiniz resim çektirmekten ileri gitmez. Bu beraberliği farklı bir akla, vizyona dönüştürme imkanını yakalamalıyız.

Bugünkü toplantıdan sonra yaşam değişti. Bugün burada toplananlar, niçin bu topraklar özel, niçin kirlenmemeli düşüncesinin akıtıldığı ilk yerdeler. Bugün somut kalkınma projeleri ile gündeme geliyoruz.

Kültürü yitirdiniz mi ekonomiyi kuramazsınız, geleceği kuramazsınız. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

Aklı birleştiriyoruz. Başlangıçta öyle olmadı. Bazı kurumlar yeterince sıcak ve çabuk devreye girmedi ama gecikmenin bedelini ödeyerek burada herkes devreye girmiş bulunuyor. Herkese sağlıklar dilerim.

Prof. Dr. Mehmet Bakır-Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü

Üniversitemiz birçok alanda bilgi birikimine ve deneyime sahip ve bu birikimi Kelkit Havzası’ndakilerle paylaşmak istemektedir. İlimizin dört ilçesi bu havza içinde yer almakta. Üniversitemizin üç meslek yüksekokulu da bu havza içinde yer almakta. Kültür, eğitim, güzel sanatlar, iktisadi ve idari bilimler alanlarında programlar bulunuyor ve örgütlü biçimde bu havzanın gündemine sokabilir durumdayız.

Bu alanda katıldığımız toplantılarda 20’ye yakın proje sundum. 5 tanesi üniversitemiz tarafından destekleniyor. Suşehri’ndeki projeye sahip çıkıldı ve hayata geçirildi. 3-4 alanda başlayan üretimin Suşehri’nin birçok alanına yayılacağına inanıyorum.

1970’li yıllara baktığımız zaman rekabet gücünü arttırabilmek için üniversiteler gözden geçiriliyor ve sanayi ile işbirliğine zorlanıyor. Bu, batıda büyük gelişmelere yol açıyor. Biz de kalkınmak için üniversite-sanayi işbirliğini sağlamak durumundayız. Bu anlamda üniversitelere büyük görevler düşüyor. Yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği içinde altyapı oluşturmak, rekabet gücümüzü arttırmak için proje geliştirip katkımızı sunmak durumundayız. Üniversiteler bu gücün içinde yer almak durumundadır.

Prof. Dr. Zehra Seyfikli-GOP Üniversitesi Rektörü, Kelkit Platformu Başkanı

Ürettiğimiz şeylerin sonuçlarını paylaşabiliriz. Kelkit havzası Kalkınma Birliği, ilginç bir şekilde, havzada bulunan, çok uzakları görebilen birkaç belediye başkanının kurduğu hayalle başladı. Bu işin başında yerel yönetimler, halk vardı. Başkanlara envanter yapacağımıza, swot yapacağımıza söz verdik, sonuçlarını yarın tartışacağız. Bu sadece üniversitenin değil, havzadaki herkesin ortak ürünüdür.

Havzada yaşayanlar sıcak insanlar. Şu gerçek unutulmamalı. Bilim adamları, iş adamları buna yardımcı olmalı. Daha kötü şartları görenler bizi uyarmalı, yanlış yola gitmememiz için bizi yönlendirmeli. Bilgi, inanç olmadıkça hiçbir şey olmaz. Herkesten yapıcı eleştirilerini, desteklerini ve buranın fahri hemşerisi olmalarını bekliyorum.

Adnan Çiçek-Tokat Belediye Başkanı

Sürecin akan bu noktasında sizlerle birlikte olmaktan mutluyum. Artık geleceğe dönük olarak yapacaklarımızı konuşuyoruz. Geldiğimiz noktayı son derece önemsiyorum. her şeyden önce Kelkit Havzası’nı tanıyacağız. Zayıf yönleri, güçlü yönleri, fırsatları, imkanları tartışacağız. Bir anlamda kendimizi tanıyacağız. Olayı havza, belki de ülke bazında görmeye çalışacağız.

Kelkit Nehri hiçbir zaman akış yönünü değiştirmedi, hiçbir engele boyun eğmedi. Dış dünyayla ilişkiler, teknolojik gelişmeler insanımızı da değiştirdi. İnsan, Kelkit gibi yatağında akmayı başaramadı.

Burada belirli bir topluluğun olması bile gelecekte hangi noktaya geleceğimizin göstergesidir diye düşünüyorum. Bu bölgedeki kalkınma olgusunu tartışacağız. Kelkit Havzası’nın büyük bölümü kırsal alan kapsamında.

Tarihi-kültürel-sosyolojik-siyasi alanda konum tartışılacak. Nasıl bir vadi, nasıl bir bölge, kalkınmışlık açısından nasıl bir ülke istiyoruz sorularını cevaplamamız, kurgulamamız gerekiyor. Bir toplantıda salondakilere “2023 yılında nasıl bir köy tipi hayal ediyorsunuz?” diye sorduğumda geleceğe dair ciddi planlarımız olmadığını gördüm. Biz bunu planlayacağız.

Celil Öz-Sivas Vali Vekili

Kelkit Platformu ve bunun uygulayıcısı olan Kelkit Havzası Kalkınma Birliği’ne baktığımız zaman birçok öğeyi bir arada görüyoruz. Bütün bunlar bir araya gelip kalkınma stratejileriyle birleştirildiği zaman kalkınmanın sağlanmaması için sebep görmüyoruz. Bu birliktelik, yerel birlik ve platform sayesinde yerel kaynaklar, ulusal-uluslararası kaynaklar bölgeye akacak, projeler üretilecek ve projeler hayata geçtiği zaman kalkınmaya yol açacaktır diye düşünüyorum.

Ayhan Nasuhbeyoğlu-Tokat Valisi, Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Başkanı

15 ilçe, bu ilçelere bağlı belediyeler ve ÇEKÜL Vakfı’nın oluşturduğu bu birlik, 6 bin yıllık tarihi olan Kelkit Havzası'nın havza boyutunda yer alan il ve ilçelerindeki tabi dokunun korunmasını, tabi yaşamın turizme açılmasını, bölgenin tanıtılmasını, havzaya ekonomik girdi sağlayacak vizyonların geliştirilmesini hedeflemektedir.

Havzamızın sosyo-ekonomik sorunlarının çözümü için sorumluluk duygusu içinde hepimizin çalışması, fikir üretmesi, projeler geliştirmesi, düşünmesi gerekmektedir. Üretimdeki ve ihracattaki başarı kısa vadede istihdamda da etkisini gösterebilirse, işte o zaman  ekonomideki istikrar süreci başlamış olacaktır. Ekonomide özel sektörün bölgesel olarak daha etkin hale gelmesiyle birlikte işsizliğin önüne geçilecektir.

Sanayici ve işadamlarımız teşvik mevzuatıyla verilen desteklerle düşük gelirli illere yönelmiş bulunuyor. Bu durumdan havzamız da yararlanmıştır. Bunun etkilerini orta vadede daha iyi göreceğiz. Önemli olan ihracatçı ve emek yoğun sektörlerde, dış ülkelerle rekabet edecek kurguları yaratmaktır.

“Kelkit Havzasında Kırsal Kalkınma, Sürdürülebilir Yaşam ve Üretim Stratejisi” adlı akademik ve sosyal içerikli programla, desteğinizi hissetmek bize büyük bir güç verecek.


1. Oturum:
“Üretimde Sınır Yok”
konulu sempozyuma Alternatif Tarım Üretim Teknikleri (ATÜT) Daire Başkanı Salih Zeki Yıldız başkanlık etti. Doğal Hayatı Koruma Vakfı Proje Sorumlusu Buket Dıvrak, Türkiye’nin ve Kelkit’in doğa koruma alanlarından bahsederek, bu alanları korumaya ilişkin oluşturdukları koruma stratejilerini anlattı. Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Cevat Geray ise kalkınma Türkiye ve bölgenin kırsal kalkınma öncelikleri üzerinde durdu.
 
Prof Dr. Cevat Geray-A.Ü. Öğretim Üyesi, Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Danışma Kurulu Üyesi

“Türkiye ve Bölgenin Mevcut Kırsal Kalkınma Öncelikleri”
Bir ülkenin kırsal, kentsel, bölgesel kalkınması birbiriyle iç içedir. Tek taraflı algılamak parçacıl bir yaklaşımdır. Tüm bu olgular arasında bağ kurulmalıdır. Eğer havza ölçeğinde kalkınmayı köye bağlayamazsak başarı sağlayamayız. Köylü, yaşamını iyileştirmek için anahtarın kendi elinde olduğuna inanmalı. Eğitimlerle, yerel önderlik ve girişimciliği desteklemeliyiz. Kooperatifleşmeyi desteklemeliyiz. Eğer bizzat köylüyü ve üreticiyi arkamıza almazsak bu proje başarıya ulaşmaz. Kalkınma programlarında kadınlar ihmal edilmektedir. Bu sorunun üzerinde de öncelikle durmalıyız.

2. Oturum:
 “Doğa ve Kültürel Koruma ve Kırsal Kalkınma İlişkisi” konulu oturuma başkanlık eden ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof Dr. Metin Sözen, restorasyonu bitirilmek üzere olan Mihrali Bey Konağı üzerine bir sunum gerçekleştirdi. ÇEKÜL Vakfı Planlama Sorumlusu ve Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Danışma Kurulu Üyesi A. Faruk Göksu’nun “Kültürel Koruma ve Kalkınma İlişkisi” üzerine konuşma yaptığı oturumda, İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Uçkun Geray “Kültür ve Doğa İlişkisi” konusunu gündeme aldı. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Korkmaz Alemdar, “Türkiye’deki Koruma Statüleri” üzerine gerçekleştirdiği konuşmanın ardından ÇEKÜL Vakfı Niksar Ekolojik Tarım Projesi (NET) Sorumlusu Ruhat Sena Akşener, projeyi tanıtan bir sunum gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Metin Sözen-ÇEKÜL Vakfı Başkanı, Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Danışma Kurulu Üyesi

Bu birlik, yerel halkın destek vermediği bir noktadan buralara taşınmıştır. Ama şimdi çiftçi bu sorunla o kadar ilgili ki kendini birliğe o kadar ait hissediyor, üniversiteye gidip, uzmanlara sorular soruyor. Kendi kurtuluşuna sahip çıkıyor. Umutsuzluğa yer vermeden, dik, bilgili duracağız.

Kelkit hiçbir şey yapmadıysa, unutulmuş değerlerin devreye sokulmasıyla ayakta kalacaktır. Kültür mirası soyut veya somut bellekte yer edindiyse onun karşılığını bulmalı. Bir kuruş bütçemiz olmasa bile bu birliği kurmuş olmamız, kırsalın bitmediğini gösterir. Köyün çökmesi hayatın çökmesi demektir. Köy çökerse aç kalacağımızı bilmeliyiz.

Bu oturumumuzda konuşmaları her zaman üzerinde durduğumuz “bütüncül yaklaşım” içerisinde ele alacağız. Konuşmalar birbirini tamamlayan bir birliktelik içinde devam edecek.

“Mihrali Bey Konağı Anadolu Kültürüne Açılıyor”

Sivas’ın Ulaş İlçesi yakınındaki “Mihrali Bey Konağı” boş bir arazide terk edilmişti.

Kırsaldaki bu büyük ürün yok olmak üzereydi. Mevzuat vardı, koruma kurulları yüzünden hiçbir şey yapılamıyordu. Bu yıl, konağın yok olacağının anlaşılmasıyla Sivas Valisi Dr. Hasan Canpolat hızlı ve kararlı bir girişimle bütün engelleri aştı. Ağustos 2005’in sonunda binanın birinci bölümünü Anadolu kültürüne açılacak. Konağın yolunu açarak ve düzenleme yapacağız ve bölgenin köylülerine emanet edeceğiz.

A. Faruk Göksu-ÇEKÜL Vakfı Planlama Sorumlusu, Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Danışma Kurulu Üyesi

Mihrali Bey Konağı sunumunda, var olanın yok edilişinin ve yok edilenin yeniden var edilişinin küçük bir örneğini gözledik. Çok özellikli bir coğrafyada yaşıyoruz. Özellikle coğrafyanın bir başka boyutunu burada, Anadolu’da yaşıyoruz. 3 yıldır Anadolu’yu geziyorum ve şunu gözlemliyorum ki: Türkiye’nin müthiş bir kültürel ve demografik zenginliği var. Bunu yönetmeyi bilmek gerekiyor. Bu ancak  bir plan ve programla olabilir. Bunu ortaya koymak için ortak vizyona ulaşmamız gerekiyor.

Artık bizim Kelkit Havzası olarak bir stratejiye ihtiyacımız var. Bunun altlıkları hazırlandı. Farklılığı ortaya koyacak ortak vizyonu belirlememiz, bunun için geleceğe dönük yeni yapılanmaları ortaya koymamız lazım. Vizyonun uygulanmasına yönelik hedefleri, bunların stratejilerini ortaya koymamız lazım. Kısa vadeli hedefleri ve pilot projeleri devreye sokmak gerekiyor. Kısa dönemli eylem planlarını yapmamız gerekiyor. Ulusal ve uluslararası fonlardan nasıl yararlanacağımızı geleceğe dönük yapılanma konuları içinde ele almamız gerekiyor. Teknik ve sosyal altyapı yatırımlarında eşgüdümün sağlanması gerekiyor.

Bunları yapabilmek için programlar ortaya atmamız lazım. Sadece mekansal değil toplumsal ve ekonomik projeleri eşzamanlı olarak geliştirmemiz ve her projenin bir lideri olması gerekiyor.

Aşağıdan yukarıya dediğimiz örgütlenme biçimlerini devreye sokmamız lazım. Ekonomik kalkınma programları içinde yerel odaklı iş geliştirme yöntemlerini geliştirmemiz, yeni iş ortamları yaratacak alanlar ortaya koymamız gerekiyor.

Planlama yaklaşımımız artık değişmeli. Bütün bunlar için insan odaklı ve vizyon odaklı gelişme stratejilerini ortaya koymamız lazım. ÇEKÜL olarak insan odaklı gelişme stratejilerinin 3 vazgeçilmezi var: Doğa, kültür ve tarih... Plan program ve stratejileri doğru kullanırsak kaynağımız çok zengin, bu kaynağı hareketlendirebiliriz.

Prof. Dr. Uçkun Geray-İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi, Kelkit Havzası Kalkınma Birliği Danışma Kurulu Üyesi

Sabahki müzisyenler beni heyecanlandırdı, ben işte bu kültürün yaşamasını istiyorum. Biz yabancı müziğe aşinayız. Ama ben Hint müziğini de Romen müziğini de anlıyorum. Kendi kültürünü terk etmek ayrı bir sorun. Ben bir kent çocuğuyum ama köylüye kötü gözle bakmıyorum. Pek çok yazar köylüyle dalga geçer. Avrupa köylülüğün peşinde. Avrupalı köylü olmak istiyor da zavallım olamıyor. O da köylünün kültüründen habersiz. Köy kültürlerini kaybetmişler. Biz bunu kıskançlıkla korumak zorundayız. Evrensel ölçekte büyük olmak istiyorsanız yerel ve ulusal ölçekte büyük olmalısınız. Yerel ölçekte büyük olmazsanız renkleriniz kaybolur.

Kelkit Platformu’nu iyi idare edebilirsek orada mevcut kültürün Kelkit Projesi’ni beslemesi gibi bir süreç var. Karşılıklı bir ilişki var. Katılım ruhunu ve dayanışma ruhunu Kelkit Projesi destekleyecektir.

Prof. Dr. Korkmaz Alemdar-UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili

Çok fazla şikayetin olduğu bir toplumda, bir şeylerin yapıldığını görmek umut verici. UNESCO olarak “somut olmayan miras” konusuna çok önem veriyoruz. Bugüne kadar kalkınmayı, batıya bırakan Türkiye ilk kez “ben nasıl kalkınırım?” sorusu soruyor. Bu konuda her türlü desteğe hazırız. 

3. Oturum:
“Kırsal Kalkınma ve Sürdürülebilirlik”

Dünya Gazetesi Tarım Ekonomisi Tarım Ekonomisi Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın yönettiği oturumda Ekonomik Tarım Turizmi Merkezi (ECEAT) Koordinatörü Christel Groot ve Uluslararası Organik Tarım Hareketi Federasyonu (IFOAM) Uluslararası İlişkiler Yöneticisi Bernward Gerier konuşma yaptı. Organik tarımın dünya ölçeğinde uygulamalarına ilişkin istatistiksel bilgilerin verildiği sunumda, Dünyada organik tarım yapan tüm bölgeler ve bu bölgelerde karşılaşılan güçlükler detaylı bir biçimde anlatıldı.

4. Oturum

“Kolektif Bilinç” konulu 4. oturuma gazeteci-yazar Vahap Munyar başkanlık etti. Mavera Finansal Danışmanlık ve Yönetim Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü Selva Tor, “Geçmişten geleceğe giden yolda nasıl para bulacağız” sorusu ekseninde bir sunuş yaptı. Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye Hibeler Programı Yöneticisi Güzin Arar ise uluslararası sermayeden faydalanma yollarını anlattı. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Victor Ananias ulusal-yerel STK ve kamu işbirliği imkanları üzerinde durdu.

5. Oturum:
“Sa-tı-yo-rum”

Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Osman Arolat’ın başkanlığını yaptığı oturumda Bernward Gerier yeniden bir sunum yaparak “Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların” (GDO) zararlarını anlattı. Genetiği değiştirilmiş ürünlerin tozlaşmayla üremesini büyük tehdit olarak nitelendiren Gerier, Sırf bu nedenle Kanada’da organik üzümün artık üretilemediği bilgisini verdi. Gerier, GDO üretiminin durdurulmaması halinde “organik tarım” diye bir üretimin kalmayacağını belirtti. Oturumda Gaziosmanpaşa Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Okulu Öğretim Görevlisi Yard. Doç. Dr. Teoman Duman “Kelkit Havzası’nda Turizmin Geleceği” üzerine konuştu. Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünden Dr. Hasan Akça, İşletme Bölümünden Yard. Doç. Dr. Aydın Başarır, OGÜDER 2. Başkanı Dr. Hasan Ünal Kelkit Havzası ürünlerinin pazarlanma yöntemleri üzerine sunuş yaptı.

6. Oturum
SWOT ANALİZİ (Güçlü-Zayıf-Riskler-Fırsatlar Analizi)

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zehra Seyfikli’nin başkanlığındaki oturumda, Kelkit Havzası içindeki tüm bölgelerin tek tek gezilerek SWOT analizinin yapıldığı anlatıldı. Bu araştırmanın yerel halkın desteğiyle yapıldığına dikkat çekildi. Almus Meslek Yüksek Okulu’ndan Yard. Doç. Ekrem Burhan yaptığı sunumla Kelkit’in tüm ilçelerinde tek tek yapılmış araştırma sonuçlarını anlattı. Yapılan araştırma sonuçlarından çıkan genel değerlendirmeye göre: Havzanın en güçlü yönleri: temiz su, organik tarıma elverişli arazi, biyolojik çeşitlilik ve yaban hayatı; en zayıf yönleri: İdari ve coğrafi sınır uyumsuzluğu, sermaye eksikliği, istihdam yetersizliği; fırsatları: İnsan kaynaklarının geliştirebilir olması, bölge dışındaki sermaye, tersine göç; tehditleri ise: Dışarıya göç, doğal afet, idari  coğrafi sınırların çakışması.

SWOT analizi sonucundan çıkarılan veriler doğrultusunda, yapılan önerilerden bazıları ise şunlar: “Bütünsellik ve sürdürülebilir planlama, insan kaynağı geliştirilmesi, yöresel kültürel zenginliklerin korunması, girişimciliğin özendirilmesi.”