Kent Yaşamının Orta Yeri Çarşı

03.02.2010

Bir ucu Balkanlar üzerinden Avrupa’ya, diğer ucu Mezopotamya üzerinden Orta Doğu ve Uzak Doğu’ya uzanan bir coğrafyanın merkezinde yer alan İstanbul, bin yıllar boyunca ve özellikle de kentin Osmanlılar tarafından fethinden sonra, çarşı geleneğinin en canlı örneklerini ortaya koymuştur. Kentin yaşamının can damarı olan çarşılar aynı zamanda kent ortamında örgütlenmenin ve dayanışmanın da merkezi olmuştur.

Dünya savaşlarıyla kesintiye uğrayan ticari hayatın II. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden canlanmasının etkileri İstanbul’un geleneksel çarşılarında da hissedilmeye başladığında, 1954 yılında bir kooperatif çatısı altında örgütlenen Sultanhamam manifaturacıları, kentteki yeni imar faaliyetleriyle de örtüşen yeni bir ticaret mekânı arayışına girmişti. Saraçhane-Unkapanı arasındaki istimlâk sonucu açılan alanda yeni bir çarşı inşası için 1960 yılında bir yarışma açıldı. Yüksek Mühendis Mimarlar Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler’in projesi birinciliği kazandı ve İstanbul Manifaturacılar ve Kumaşçılar Çarşısı, yedi yıl süren bir yapım sürecinden sonra, 22 Nisan 1967 tarihinde İstanbul’un yaşamında yerini aldı.

Kasım 2009 tarihinde İstanbul Manifaturacılar ve Kumaşçılar Çarşısı Yayınları arasından çıkan, Görkem Kızılkayak’ın anlatımı ve fotoğrafları, NDR Tasarım’ın düzenlemesiyle oluşan İmeceden İMÇ’ye başlıklı kitap, “bir defada ve tek elden yapılan dünya çarşılarının en büyüklerinden biri” olan İMÇ’nin yarım yüzyıllık tarihini ve İstanbul kenti için önem ve anlamını anlatıyor. Prof. Dr. Metin Sözen’in sözleriyle, tasarım sürecindeki özenli yaklaşımlar sonucunda İMÇ’nin “modern bir mimarlık yapısı ve Kapalıçarşı geleneğinin 1950 sonrası en görkemli örneği” olmasına tanıklık ediyor.