KARS, ARDAHAN ve ERZURUM’UN MİMARİSİ BİR KİTAPTA TOPLANDI: “Kuzeydoğu Anadolu’da Mimari”

18.09.2009

ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen’in danışmanlığında, “Türkiye’de Kentsel ve Kırsal Mimari” projesinin yönetmeni Amelie Edgü’nün küratörlüğünde yayıma hazırlanan “Kuzeydoğu Anadolu’da Mimari” isimli kitap, ÇEKÜL Bilgi-Belge Merkezi’nde yerini aldı.

Prof. Dr. Hamza Gündoğdu ve Prof. Dr. Şengül Öymen Gür’ün metinlerini hazırladığı kitabın fotoğrafları ise Ali Konyalı’ya ait. İki yıllık bir çalışmanın ürünü olan kitaba ÇEKÜL gönüllüsü Yalçın Korkmaz da çizimleriyle destek verdi. Kitap, Türkçe-İngilizce olarak yayımlandı.

Batıdan bakıldığında “Türkiye’nin taaa öbür ucu” cümlesiyle uzaklığını anlattığımız, yollarını gözümüzde büyüttüğümüz Anadolu’nun uzak köşesi Kars, Ardahan ve Erzurum, özellikle mimari, tarih ve doğa meraklılarının görmesi gereken nadir kentler arasında. Kitapta yer alan fotoğraflardan, bu kentlerin mimari zenginliklerini ve pek çok yerde doğayla uyum içinde nasıl bütünleştiğini gözlemlemek de mümkün. Ani harabeleri, Şeytan kalesi, Rus mimarisi, Kars kalesi, Kağızman ve Çıldır köyleri, kiliseler, camiler, hamamlar, Oltu ve Şenkaya köyleri, fotoğraflar ve metinlerle bütünlük için anlatılıyor.

Kuzeydoğu Anadolu kentlerin mimari özelliklerinin bir araya getirildiği bir envanter çalışması niteliğini taşıyan kitap, aynı zamanda tasarımı ile de okunabilir özellikte. 255 sayfadan oluşan kitap, Anadolu’nun uzak köşesinin değerlerini gözler önüne seriyor.

Kitap Prof. Dr. Metin Sözen’in sunuş yazısıyla başlıyor: “Dünyamızın büyük bir hızla değişim sürecine girdiği günümüzde, önemi tekrar öne çıkan böyle bir kültür havzasına ‘yeniden bakmakta’ sayısız yarar vardır. Geleceğe yüklü bir miras armağan eden bu kültür havzası önemi oranında tanındığında yeni açılımlara yol açacağı, farklı yaklaşımlara zengin bir ortam sunacağı açıktır.

“Tarih boyunca farklılığını ve bütünlüğünü, çok yönlü birikimiyle sağlamış olan Kars, Ani ve yakın çevresinin özgün kimliğini yansıtan bu çalışma, yapay sınırları aşan bir büyük birikimi geniş çevrelere aktarma kaygısını içermekte, ‘derinlemesine yaklaşımlara’ ipucu vermeyi hedeflemektedir. 

“Böyle bir yaklaşımın yanı sıra belge ve bilginin konusu olan tarihsel-kültürel miras, bu kitapta özel bakış açısıyla elde edilmiş görsel malzemeyle örtüşmekte, ‘çok yönlü araştırmalara’ zemin oluşturmaktadır. Kuşkusuz bu beklenti, altı az çizilmiş özgün bir kültür havzasına ilgiyi yoğunlaştırmayı da kaçınılmaz görev bilmektedir.”

Prof. Dr. Hamza Gündoğdu ise kitabın özelliklerini anlattığı giriş yazısında, mağara, yeraltı ve doğal kültür varlıklarının, araştırmaların dışında tutulduğunu, çeşitli boyutlarıyla daha çok halka mal olmuş yapıların tanıtılmasının amaçlandığına vurgu yapıyor.