İ.T.Ü. YAPI VE MİMARİ ETKİNLİKLER KULÜBÜ'NÜN EDİRNE ZİYARETİ

27.04.2004

İ.T.Ü. MİMARLIK FAKÜLTESİ YAPI VE MİMARİ ETKİNLİKLER KULÜBÜ 9 – 1O NİSAN 2004 TARİHLERİNDE ÇEKÜL VAKFI ve EDİRNE VALİLİĞİ KOORDİNASYONU İLE EDİRNE’DEYDİ…

-Trakya Bölge Koordinatörü'müz Mimar Mehmet Tan’ın izlenimleri-


 Saygıdeğer Prof. Dr. Metin SÖZEN hocam, yaptığımız telefon görüşmesinde, Edirne Valimiz Sayın Fahri YÜCEL ile kararlaştırdıkları üzere  İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi öğrencilerinden bir grubu Edirne de konuk edeceğimizi bildiriyordu.

 Avrupa coğrafyasının geçmişine  dayalı olarak,  farklı düşünen, farklı yaşayan, kendi ve çevresi ile barışık, aydınlık yüzlü sakinleri, geleceğin tasarımcılarına; büyük geçmişinin birikimini – günün kazanımlarını sunarken; yapay gündemlerin oluşturduğu zihindeki bulanıklığın, kente yapılan doğru müdahalelerle nasıl berraklaşabileceğini sergilemenin mutluluğunu yaşadılar.

 Mimarlık Bölümü I. II. III. IV. Sınıf öğrencilerinin oluşturduğu toplulukta bulunan Ömer GENÇER, Hüseyin Cihan MECİT, Hilal ÖZDEN, Hande YILDIZ, Nurşen ÖZER, Vakur ÇAKAR, Murat AKDAŞ, Pelin CİNGAY, Joseph CELE, Züheyla BOZKURT, Beste ÜSTÜNDAĞ, Reyhan SUOĞLU, Canan DALGIÇ, Betül Bilge GÜNEŞ, Hüseyin USLU ile 10 Nisan 2004 günü güneş ışığından doğru yararlanmak ve kenti doğru algılamak için sabah saat 08:00’de Karaağaç semtinden başlayan gezi programımızda Trakya Üniversitesi Yerleşkesi’nde bulunan Lozan Anıtı, Lozan Bahçesi, Mermer Yontuların bulunduğu sempozyum alanı, şu an idari birimlerin yer aldığı restorasyonu tamamlanmış yapılar bütününün  uyumlu birlikteliği izlendikten sonra, Göçmen Misafirhanesi yanından geçilerek bir zamanlar Edirne’nin sakalarının sattığı “Sinekli” suyu kaynağında mola verdik ancak yoğun gübre kullanımı nedeniyle yüksek oranda nitrat içerdiğinden suyun tadına bakılamadı. Yine Karaağaç semtinde ÇEKÜL Vakfı & Edirne Valiliği’nce restorasyonu gerçekleştirilen Dr.Bahattin Öğütmen Konağı detaylıca incelendi. Lozan Caddesi üzerindeki Jandarma Şehitliği Eski İstasyon Binası Hacı Adilbey Çeşmesi, Gümrük Karakol Binası izlenerek Meriç ve Tunca Nehirleri geçilirken kentin Osmanoğulları ile tanışması sırasında M.S.1361 de Bizans Tekfurunu Adrianapolis’ten  (Edirne) Ainos’a (Enez) telaşla taşıyan bu suların akıp giderken neler bıraktığını hep birlikte düşündük.

 Karaağaç semtinden kent merkezine dönerken, geçmişte kare planlı sur duvarlarının çevrelediği Bizans İmparatoru Hadrianus’un yerleşkesi, 1905 yılındaki büyük yangından sonra Fransız mimarlar marifetiyle ızgara plana dönüşmüş Kaleiçi semtine, Maarif Caddesi ile girdiğimizde   ilk karşımıza çıkan dini yapı olan Büyük Sinagog  çöken çatısı ve yıkılan beden duvarlarına rağmen, ayakta kalan ön cephesi sıfatına uygun ihtişamı içermekteydi. Bu aks üzerinde bulunan sivil mimarlık örneği yapılar, restoratör Mimar Hasan TURHAN yönetimindeki, Edirne Valiliği Rölöve ve Restorasyon Bürosu’nca ayağa kaldırılan konaklar bu semtte yaşayan azınlıkların ( Rum, Musevi, Alman, İtalyan ) ruhundan izler taşıyordu. Bir dönem Vali Konağı olarak da hizmet veren mekanı, tasarımının özgünlüğü, iç bezemesinin zenginliği ve bodrum katında oluşturulan mahzeni görünce otantik bir atmosferde tarihin derinliklerine sürüklendik.

 Bu etkinin izleri henüz silinmeden daha düne kadar, kentin dört bir yanını kuşatan surların dört büyük kulesinden  ayakta kalan “Makedonya Kulesi”, Roma ve Bizans kazıları izlenerek Taş Han, Üç Şerefeli Camii, Saatli Medrese ve Peykler Medresesi yolu ile İttihat ve Terakki Partisi’nin gizli toplantılarının yapıldığı Hafız Ağa Konağı’na ulaştığımızda Rölöve  ve Restorasyon  Bürosu’nun çalışmalarını izlerken, Sayın Valimiz Fahri YÜCEL  ile karşılaşmak, kenti yönetenlerin kültürel hassasiyetlerinin zaman-mekan gözetmeksizin  sürdüğünü görmek, tam yorulduk derken  yenilenmemizi sağladı.

 Edirne’nin vazgeçilmez tatlarından olan “tava ciğer” öğle yemeğimizi oluşturuyordu. Mimar Sinan’ın şaheseri Selimiye’nin gölgesinde içilen çaylardan sonra 2004 yılı Avrupa Uluslararası Müze Ödülü’nü kazanan  “II. Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi”nde sergilenen objeler, dönemin tıp fakültesi niteliğinde olan külliyede ses, ışık ve canlandırmalarla oluşturulan atmosfer,  yaşamsal kaygılardan arınarak yeni ufuklara yelken açmamızı sağladı.
 
 Edirne’nin hakim iki bakış noktasından biri olan Hıdır Tabya’dan Eski Kent’e oradan da Kıyık Tabyası Şükrüpaşa Anıtı’ndan yeni yerleşime bakarak iki şehircilik anlayışını karşılaştırma olanağı elde ettik. Saray-ı Cedid (Yeni Saray) has bahçesindeki IV.Mehmed Av  Köşkü, Adalet Kasrı, Bab-üs Sade, Cihannüma Kasrı, saray mutfağı ve hamamı, Balkan Şehitliği ve Kırkpınar Er Meydanı gezilerek  kent merkezine dönüldü. Eski Camii’den sonra  Selimiye Camii finaldi.


Mehmet TAN, Mimar

ÇEKÜL VAKFI Trakya Bölge Koordinatörü