Ana içeriğe atla

ECEABAT, GELENEKSEL YAŞAM KÜLTÜRÜNÜ TARTIŞTI

15.04.2009

Eceabat, bir panel ve bir kitap ile geleneksel yaşam kültürünü koruma çalışmalarına önem verdiğini gösterdi. Eceabat Kaymakamlığı ve ÇEKÜL Çanakkale Temsilciliğinin ortak organizasyonu olan panelde Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması konusu tartışıldı. Panelin ardından da Eceabat Yöresel Ev Yemek Tarifleri adlı kitabın tanıtımı yapıldı.

ÇEKÜL Vakfı uzun bir süredir Türkiye genelinde geleneksel yaşam kültürünü korumak ve yaşatmak amacıyla yerel yönetimler, yerel eğitim kuruluşları, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak paylaşım alanları yaratıyor. Envanter ve tanıtım çalışmaları, kent müze ve atölyeleri ÇEKÜLün bu kapsamdaki programlarından bazıları… Masallardan halk oyunlarına, takılardan şifalı otlara, karagözden yorgancılığa geniş bir alana yayılan geleneksel yaşam kültürünü UNESCO, somut olmayan kültürel miras şeklinde tanımlıyor.

Bütün İnsanlığın Ortak Belleği
Eceabat Gençlik Merkezinde yapılan panel, Belediye Başkanı Kemal Dokuz ve Kaymakam Muhterem İncenin açılış konuşmalarıyla başladı. ÇEKÜL Çanakkale temsilcisi mimar İsmail Ertenin yönettiği panelde Doç. Dr. M. Muhtar Kutlu, Dr. Nevin Halıcı ve Ali Akdamar, konu hakkındaki düşüncelerini dile getirdiler.


Doç. Dr. M. Muhtar Kutlu

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu SOKÜM (Somut Olmayan Kültürel Miras) İhtisas Komitesi Üyesi olan Kutlu, konuşmasında önce UNESCOnun somut olmayan kültürel mirasa nasıl baktığını anlattı: UNESCO, somut olmayan kültürel mirası öncelikle bu mirası yaratan ve koruyan toplumun sonra da bütün insanlığın ortak belleği olarak görmektedir. Küreselleşme, kültürlerin toplumdan topluma kıtadan kıtaya yayılmasına olumlu katkı sağlarken, yarattığı kitle kültürü ile de kültürleri tek tipleştirici bir rol oynamaktadır. Bu olumsuz etkiye karşı insanlığın somut olmayan kültürel miras olarak tanımlanan kültürel mirasını koruması ve gelecek kuşaklara aktarması tarihsel bir sorumluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Ardından, UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin hazırlık sürecinden söz eden Kutlu, 2006da sözleşmeyi imzalayan Türkiyede yapılan çalışmalardan da bahsetti. (Doç. Dr. M. Muhtar Kutlu’nun konuşmasını Haftanın Yazısı bölümünde bulabilirsiniz.)


Dr. Nevin Halıcı

“Derleme Çalışmaları Bilinçli Şekilde Ele Alınmalı”
Panelin ikinci konuşmacısı Türk Mutfak Kültürü Uzmanı, Araştırmacı Yazar Dr. Nevin Halıcı ise “Türk mutfağı, bir sentez mutfağıdır” diyerek sözlerine başladı: “Türk mutfağının gelişimi Orta Asya, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde incelenebilir. Anadolu’ya ulaşıp yerleşik döneme geçtikten sonra mutfakta gelişme görülmektedir. Osmanlı döneminde İstanbul’da, özellikle 19. yüzyıl sonunda muhteşem bir duruma ulaşılmıştır. İstanbul’da ünlenen ve İstanbul mutfağında kabul gören yemeklerden oluşan Türk mutfağı ve Anadolu’da olanca canlılığıyla yaşamakta olan Türk halk mutfağı birleştirildiği zaman, mutfağımızın bilinenden çok daha zenginlik taşıdığı ortaya çıkacaktır.”

Türkiye’de çeşitli nedenlerle yeme-içme kültürü ile ilgili fazla yazılı kaynak bulunmadığını belirten Halıcı, ilk önemli çalışmaların 1960’larda başladığını sözlerine ekledi. Konya Kültür ve Turizm Derneği’nin “Geleneksel Konya Yemekleri” (1979), “Ege” (1981), “Karadeniz” (2001) gibi yayınlarını ve kongrelerini hatırlatan Halıcı konuşmasını şöyle bitirdi: “Günümüzde, birçok il kendi yemek kitaplarını yayınlamakta ve bazı kuruluşlar halk mutfağını tanıtmak amacıyla programlar düzenlemektedir. Bu konuda bir hareketlenme göze çarpmaktadır. Ancak bu çalışmalar için en önemli görev devlete düşmektedir. Kişisel çalışmalarla sınırlı kalabilen derleme çalışmaları bilinçli bir şekilde ele alınmalı ve halk mutfağı ile ilgili araştırmalar yaşlı kaynak kişilerden, vakit geçirilmeden derlenerek kayıt altına alınmalıdır.”


Ali Akdamar

Yemek, Çok Zengin Ritüeller İçeren Bir Kültürdür
Assos Vakfı Başkanı, Sanatın Anadolu Aydınlanması 2010 AKB Projesi Müellifi Ali Akdamar, panelin son konuşmacısıydı. Akdamar, Sahip Olduğumuz Değerlerin Evrensel Boyuta Taşınmasındaki Süreçler başlığı altında görüşlerini aktardı: Yemek merakım, geleneksel yemek kültürünün yok olmasına dair kaygılarım harekete geçmemi sağladı. Bunun sonucunda Geleneksel Lezzet Şenlikleri adlı organizasyonda görev aldım. Tokat, Sivas ve Safranboluda düzenlediğimiz şenlikler çok önemli eylemlerdir. Bu şenliklerde, yemek sunumlarının yanı sıra kültürel ritüellerin tümünün sergilenmesi ve bilinmesi üzerine de özel çaba gösterdik. Çünkü yemek, hazırlanması, sunusu, dağıtılması, sofra adabı, bitirilişi çok zengin ritüeller içeren bir kültürdür. Bu kültürün, belli bir sistematik içimde araştırılması, envanterinin çıkarılması, koruma altına alınması, tescillenmesi; toplumsal bilinç oluşturulması gerekiyor. Uluslararası ve ulusal çalışmalar, yerel ve yöresel yemek kültürüne bu yönde olumlu katkılar sunacaktır. En önemlisi ise bizim olan değerlerin ve yemek kültürünün yine bizler tarafında korunmasıdır.

Soru ve cevaplarla sona eren panelin bitiminde verilen kokteylde, Eceabat Yöresel Ev Yemek Tarifleri adlı kitap tanıtılarak katılımcılara hediye edildi.

Tüm Haberler