DOĞAL VE KÜLTÜREL DEĞERLERİN KORUNMASI, GELİŞTİRİLMESİ VE TURİZMİN ÇEŞİTLENDİRİLMESİNDE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ VE ALANYA-ANTALYA İŞBİRLİĞİ SEMPOZYUMU

18.10.2004

ALANYA BÖLÜMÜ SONUÇ BİLDİRGESİ

1-2 EKİM 2004

Tüm Anadolu’da olduğu gibi Antalya İli’nin ve Kuzey Kıbrıs’ın zengin doğal çevresi içinde, tarihin her döneminde değişik kültürler yerleşerek yeni sentezler oluşturmuş ve bu şekilde büyük bir çeşitlilik ve zenginlik yaratılmıştır.
 
Bu zenginliğin, günün koşulları içinde, dün-bugün-gelecek sürecinde kalıcı ortak değerlere ulaşması, tarihin ve coğrafyanın bizleri yönlendirdiği doğrularda buluşmamızı kaçınılmaz kılmaktadır.

 

Yıllardır, doğal-kültürel-tarihsel varlıkların gündemin öncelikli temel girdisi olması yönünde yoğun çaba gösterenler, her ölçekte nitelikli tasarım ve uygulamalarla, yaşamı sağlıklı sürdürmeyi hedef olarak toplumun önüne koymaya çalışmaktadırlar. 
 
Bu amaca yönelenler, kamu-yerel-sivil-özel tüm kesimleri içine alan, kent-havza-bölge ölçeğinde, doğa-insan-kültür etkileşimlerini gözardı etmeden bütüncül bir yaklaşımla doğrulara yaşam sansı tanımayı, “zorlanan dünyamızda” umutsuzlukları aşacak aydınlık bir yol olarak görmektedirler.
 
Dünün yanlışlarının yinelenmemesi için ortak çaba harcayan bizler, sempozyumun bu ilk bölümünde, “sorunların belirlenmesi ve çözüm yollarının aranmasında” sağlıklı bir eşgüdüm içinde ele alınması gereken temel konuları, birlikte daha kolay sonuçlara ulaştıracağımızı ana başlıklar altında saptamış bulunuyoruz.
 
Bilindiği gibi Antalya ve Kuzey Kıbrıs, Akdeniz havzasında, doğal ve kültürel değerleri ile hem tek başlarına, hem de birlikte özel bir öneme sahiptirler ve tarihsel süreçte, bu birlikteliğin çeşitli örneklerini görmekteyiz. Günümüzde de tarihsel süreçteki bu gelişmelere farklı bir pencere açılması düşüncesi çerçevesinde Antalya bölgesinde, turizmle birlikte ortaya çıkan değişimlerden çıkaracağımız olumlu ve olumsuz deneyimleri, değişik başlılar altında Kuzey Kıbrıs ile paylaşmalıyız.
 
Antalya bölgesi, geniş orman alanları, yaban hayatı, habitatı, jeomorfolojik yapısı, verimli ovaları, zengin akarsu kaynakları, benzeri az görülebilecek zenginlikteki kültürel yapısı ile çok önemli bir coğrafyadır. Bu değerlerin korunmasını ve yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olmasını, ortak dünya görüşümüz haline getirmeliyiz.

 

Yakın geçmişe baktığımızda, bölgemizde turizm sektörünün katkıları yadsınamaz. Ancak, giderek bu katkı olumsuz bir seyir takip etmeye başlamıştır. Birbirinin benzeri kentler yarattığımız gibi, birbirinden farklı değerlere sahip kıyılarımızda da benzer turizm alanları yaratmaktayız. Planlamada ve uygulamadaki deneyimlerimizi, farklı özellikleri olan bölgelerin planlamasında farklı çözümler yaratmak için kullanmalıyız.
 
Çünkü kıyılarımızda, turizm kullanımı açısından artık “deniz bitti” diyebileceğimiz noktadayız. Bu genel düşüncelerin ışığında, aşağıda belirtilen saptamaların gündeme gelmesi gerektiğine inanmaktayız.

Antalya-Alanya için;

•Antalya Valiliği’nin hazırlamakta olduğu “Kültür Envanteri” de göz önüne alınarak, ilimizde kapsamlı bir “Çevre Değerleri Envanteri” çıkarılmalı, bu değerler planlamaya öncelikli bir eşik olarak yansımalıdır.
 
•Kıyılarımızda mevcut durum saptaması yapılarak, geleceğimize yönelik ana kararların üretileceği bölge planlarına ağırlık verilmelidir.
 
•Kültürel ve doğal değerlerimizin korunması, bu planlarda öncelikli kararlara dönüşmelidir.
 
•Kıyı yerleşimlerimizde, antik dönemden beri var olan “yaylacılık” geleneğinin ve bu gelenek çerçevesinde oluşturulmuş olan geleneksel yayla yerleşimlerinin kaybolmaması ve mevcut yapı kültürünün yaşaması için öncelikle bir belgeleme çalışması yapılmalı, bu bölgelerin doğal dokusu ile gelişebilmesi için buraya özgü yöntemler geliştirilmelidir.
 
•Yöre insanına turizm bilincini ve yörenin sahip olduğu kültürel ve doğal birikimleri içeren bilgiler verilmeli, bu konuda yalnızca turizm sektöründe  çalışanlara değil, toplumun değişik meslek ve yaş gruplarına yönelik eğitim programları yürürlüğe konulmalıdır. (polis, jandarma, beledi ve kamu çalışanları, meslek odaları temsilcileri,  öğrenciler, v.b.)
 
•Yörenin kimliğini, doğal dokusunu ortaya çıkartan ürünler saptanmalı ve turizm açısından değerlendirilmelidir.
 
“Her şey dahil” sistemine Bakanlık tarafından bir standart getirilmeli, buna paralel ve eş zamanlı olarak, oteller dışındaki yaşam alanlarının da kalite ve yüksek standarda kavuşturulması sağlanmalıdır.  (Çarşı esnafı, yeme-içme birimleri)
 
•Gelinen noktada görülmektedir ki; kitle ve kıyı şeridi turizmi, tek başına yeterli değildir. Turizmin çeşitlendirilmesi gerekmektedir. Doluluğu 12 aya yayan turizm çalışması için alternatif turizm seçeneklerine ihtiyaç vardır. Bu konuda öneri paketlerinin alt yapısı sağlanıp, uygulamaya konulmalıdır.
 
•Son yasal düzenlemeler de dikkate alınarak; restorasyonu geciken ve bakım-onarımı yapılmayan eski eser ve ören yerlerine “alan yönetimi” anlayışının getirilmesi ve gerektiği yerde sektörden özel sponsorluk yolu denenmelidir.
 
•Her şeyden önce yerel ve evrensel kimliği sürdürmek için tüm bu sahip olunan kültürel ve tarihi değerlerin “insan ve biz” anlamına geldiğini kavrayabilen karar vericilere gereksinme vardır. Bunu sağlayabilmek için karar verici konumunda olan kişi ve tüzel kişiliklerle sabırlı, uyumlu, aydınlatıcı ve ikna edici ilişkiler ve işbirliği kurulmalıdır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için;

•Antalya odaklı başlayan turizm hareketinde bugüne kadar uzanan süreçte olumluluk ve olumsuzlukları dikkate alarak, KKTC’de olumsuzlukların yinelenmemesi ortak hedef olarak saptanmıştır.
 
•Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde doğal ve kültürel değerlerin saptanmasına ve saptanmış olanların korunmasına yönelik politikalara öncelik verilmelidir.
 
•Kuzey Kıbrıs’ta doğal ve tarihi çevrenin korunması ve bölge genelinde sağlıklı bir yapılaşmanın ne şekilde olacağının kararlarının alınabilmesi için bölgesel planların üretimine hızla geçilmelidir. Kıbrıs’ın bir ada olduğu ve Kuzey Kıbrıs’ın da bu adanın yaklaşık olarak % 36’lık bir alanını kapsadığı göz önüne alındığında, bu toprak parçası üzerinde sürdürülebilir turizm açısından, yeni sürdürülebilir bir turizm modeline ihtiyaç duyulmaktadır. Bu model, tüm ülke düzeyini kapsayacak sürdürülebilir planlama temeli üzerine oturtulmalı ve bu planlama stratejik olmalıdır. 

a. Herkesin ve her kesimin ihtiyacını karşılayacak olan sosyal bir ilerleme;
b. Çevrenin etkili bir şekilde korunması;
c. Geleceğin ihtiyaçları da göz önüne alınarak doğal kaynakların kullanılması;
d. Yüksek ve dengeli bir ekonomik büyümenin saplanması;

bu planlamanın ana hedefleri olmalıdır.
 
•Turizm Master Planı’nın bir an önce bitirilerek yasallaştırılması ise, kaçınılmaz bir zorunluluktur.
 
•Bu planlarda adanın taşıma potansiyeli göz önüne alınmalı, konut ve turizm kullanım alanları, çevresel veriler göz önüne alınarak belirlenmelidir.
 
•Kuzey Kıbrıs’ta, Avrupalıların ikinci konut talebi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının eğlence turizmine yönelik istekleri sonucu ortaya çıkan gelişmeler, bölgeye zarar değil yarar sağlayacak şekilde yönlendirilmelidir. 
 
•KKTC turizm örgütü, bir an önce yaşama geçirilmeli, KKTC turizm politikalarını belirleyecek, anayasal düzeyde oluşturulmuş bağımsız bir örgüt olmalıdır.
 
•KKTC halkı, sahip olduğu çevre ve kültür mirası konusunda eğitilmelidir.
 
•Antalya’daki tur güzergahlarına Kuzey Kıbrıs’ın da dahil edilmesi sağlanmalı, yeni tur güzergahları belirlenerek, kültür ve çevre turları yapılmalıdır. 
 
•Yöresel özellik taşıyan yapılar, manastırlar korunarak, kültür turizmine yönelik olarak kullanılmalıdır.
 
•KKTC’nin dış tanıtımında, özel ilgi turizmine ağırlık verilmelidir.
 
•Halk biliminin soyut, somut tüm verileri bilimsel bir biçimde saptanarak, eğitim, kültür, turizm amaçlı olarak işlevlendirilmelidir. 
  
K.K.T.C. İLE TURİZMDE KARŞILIKLI POTANSİYELİ ARTIRICI ve İŞBİRLİĞİ ÖNERİLERİMİZ
 
•Dünyada siyasal ortamın hareketliliğinin yarattığı dalgalanmalar ve yeni güç odaklarının getireceği olumsuzluklar dikkate alınarak, işbirliği anlayışını yıpratıcı bir ortamın ötesinde başlatan bu girişimin (sempozyumun düzenlenmesi), sürekliliğe kavuşması yönünde bir oluşumun yaşama geçirilerek yürürlüğe konulmasının, tarafların özlemleri olarak açıklanması karara bağlanmıştır.  
 
•Yeni yüzyılda “turizm kavramının ve kapsamının”, yeni içeriklerle değerlendirilmesi, doğa-kültür öncelikli, toplum bireylerinin birbirlerini tanımaya yönelik kültürel kimlikleri öne çıkarıcı bir evrenin yaşama geçirilmesi, ortak hedef olmalıdır.
 
•Hızla değişen dünyamızda simgesel değerlere, kitle turizmi ötesinde çeşitliliğe dayalı kültürel verilere yönelen gruplar için özel ilgi alanları ve programları üretilmelidir.
 
•Öncelikle Kuzey Kıbrıs’ın, turizm pazarlarında ve tur operatörleri nezdinde Türkiye Hükümeti’nin de desteği ile etkin bir tanıtım atağını başlatması gerekmektedir. Tanıtım çerçevesinde, yurt dışı tanıtımının yanında Antalya ve Alanya’da tanıtım ofisleri açılarak, bu bölgede konaklayan turistlere de tanıtım yapılmalıdır.
 
•Alanya ve Kuzey Kıbrıs arasında mevcut deniz taşımacılığı, uluslararası standartlara kavuşturularak ıslah edilmeli, devletin de desteği ile daha modern gemilerle düzenli hale getirilmelidir. Deniz otobüsü seferlerine ilaveten, kamaralı gemiler ile kruvaziyer turlar da organize edilmelidir. Antalya/Alanya-Girne-Rodos-Antalya/Alanya limanları veya Antalya/Alanya-Girne-Haifa-İskenderiye-Antalya/Alanya limanları arasında yapılacak mini kruvaziyer taşımacılık ile, Antalya Bölgesi ve KKTC turizmine önemli katkılar sağlama olanağı denenmelidir.
 
•Antalya-KKTC arasında mevcuttan daha az yolcu kapasiteli uçaklarla tarifeli ve daha sık hava ulaşımı mutlaka sağlanmalıdır. Bu bağlamda, Gazipaşa havaalanının bitirilmesi değerlendirilmelidir. 
 
•ALTİD-AKTOB gibi turizm ile direkt ilgili oda/dernek bazında karşılıklı mesleki işbirliğine gidilmelidir. Örneğin, otel personeline staj ve kurs olanakları, yaz-kış çalışan otellerde personel değiş-tokuşu, akademik turizm eğitimi veren okullarda karşılıklı mesleki bilgi ve beceri eğitim olanakları, vb. etkinlikler yaşama geçirilmelidir.
 
•Alanya ile KKTC’den seçilecek bir turizm bölgesi arasında, “kardeş şehir” paralelinde ortak faaliyetlere gidilmesi, yatırım ve işbirliği olanaklarının  araştırılması, yerel yönetimlerin iletişiminin temini ilişkiler açısından önemlidir. Türkiye Tarihi Kentler Birliği ile KKTC’deki yerel yönetimler arasında işbirliği olanakları hızla geliştirilmelidir.
 
•Konferans ve seminer gibi ulusal ve uluslararası toplantılara ev sahipliğinde, iki ülkenin ortak programları oluşturularak, işbirliğine süreklilik kazandırılmalıdır.
 
•Turizm ile ilgili bakanlıklar tarafından, iki kardeş ülkenin yatırım alış-verişleri için hukuki ve ekonomik kolaylıklarının belirlenip (vergi iadesi ve teşvikler gibi), hükümet programlarına konulmalıdır.
 
•Türkiye Cumhuriyeti’ne gelip konaklayan turist gruplarına ve alternatif gezi programları için  KKTC’ye özel ilgi turları sunulmalıdır. Paket halindeki seyahat turları içinde  Antalya-Alanya ve Kıbrıs’tan ikişer, üçer günlük tur organizasyonları oluşturulmalı ve doğa-kültüre dayalı yeni ürünler belirlenmelidir. (Gastronomi, kültür, doğa, kumar, alış-veriş vb. turlar)
 
•KKTC ve Türk kökenli seyahat acentelerine konaklama koşulları konusunda karşılıklı protokollerle avantaj sağlanmalıdır.