ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen: 'Tarihi eser kaçakçılığını önlemek için kurumlar bir araya gelmeli'

26.08.2010

Türkiye, pek çok uygarlığın izlerini toprakları altında ve üstünde barındırıyor. Var olan bu kültürel zenginlik tarihi eser kaçakçılarının da adeta iştahını kabartıyor. Bu nedenle diğer ülkelere göre Türkiye’de daha fazla tarihi eser kaçakçılığı yapılıyor ve bazı kaynaklara göre sayı her geçen yıl artıyor. Boyutları farklı soygunlar yapılarak eserler Almanya, Rusya, ABD, Danimarka, İtalya, Fransa gibi pek çok ülkeye kaçırılıyor. Türkiye ise hiç de azımsanmayacak paralar ödeyerek eserleri ülke topraklarına geri getirmek için çaba harcıyor; bu girişimlerin ise çoğu sonuçsuz kalıyor. Tarihi eser kaçakçılığının boyutuna göre değişen hapis ve para cezalarının caydırıcı olmaması, suç oranının artmasında en büyük nedenlerin arasında.

Yakın zamanda Milas’ta yapılan lahit soygunu, tarihi eser kaçaklığının son yıllardaki en büyük örneği olarak 2010 yılında tarihe geçti. Hisarbaşı Mahallesi’nin doğusunda yükselen ve halk arasında “Uzunyuva” olarak bilinen sütünün altındaki 2400 yıllık Karia Kralı Mausolos’un babası Hekataios’a ait mezar, kaçakçılar tarafından tespit edilerek tahrip edildi, mermer üzerindeki örneğine az rastlanan figürlere de zarar verildi; ayrıca bazı eserlerin mezar odasında olmadığı tespit edildi.

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Özgen Acar, 22 Ağustos tarihli gazetede “Yüzyılın lahitinin gizemli soygunu” başlığında konuyu detaylarıyla ele aldı. Yazısında, soygunun sürecini ve lahitin önemini anlatan Acar, Milas Belediyesi, Arkeoloji Müzesi ve Genel Müdürlüğü’nün bundan sonraki süreçte yapmaları gerekenleri de özetledi. Önlem olarak ise, “kaçakçıların kullandığı metal dedektörlerin yasaklanması gerektiğini söyleyerek, soygunlarda kullanılan malzemelere de dikkat çekiyor.

50 yıldır alanda yaptığı çalışmalarla, kültürel varlıkların korunması ve yaşatılmasına yoğun emek veren ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, konuyla birinci dereceden sorumlu olan devlet kadrolarının, bilimsel alanda araştırma yapan ve eğitim veren kurumlarının, kentlerde kültürel varlıkların korunması sorumluluğunu üstlenmesi gereken yerel yönetim ve sivil toplum örgütlerinin acilen bir araya gelmesi gerektiğini söyledi.

Cezaların arttırılmasının şart olduğunu vurgulayan Sözen, kültürel mirası koruma ve yaşatma bilincinin halk arasında yaygınlaşmasından ziyade, önce ilgili kurumların bu ciddiyete ulaşması gerektiğini söyledi. Yol haritası hazırlayarak kamudaki ya da sivil alandaki her ilgilinin üstüne düşen sorumluluğu fark etmesi gerektiğini, alan yönetimi planlarının bu farkındalığı yaratmada önemli olduğunu vurguladı. Sözen ayrıca, alan aydınlatmasından, güvenlik sorununa kadar çok kapsamlı yönetim planı hazırlanmasının, kaçakçılığı önlemek için ciddi bir adım olacağının altını çizdi. Yerel yönetimlerin öncü rolü üstlenerek, zaman kaybetmeden kurumlar arası eşgüdümü ve işbirliğini sağlamalarının önemine dikkat çekti.