‘Bu Mülkün Kadın Sultanları’ ve Necdet Sakaoğlu

11.01.2010

ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu üyesi tarihçi yazar Necdet Sakaoğlu “Bu Mülkün Kadın Sultanları” isimli son kitabını anlattığı söyleşi ile ÇEKÜL gönüllüleriyle buluştu.

Uzun yıllardır eğitim sistemimizde tarih öğretiminin, belli kalıpların dışına çıkamadığı bilinen bir gerçek. Okul yıllarında tarih derslerinde pek çoğumuz uyurduk, zilin çalmasını sabırsızlıkla beklerdik; bazen dersten kaçardık. Savaşlar, zaferler, yenilgiler, tarihler, isyanlar derken aklımızda bölük pörçük birkaç bilgiyle dersler biterdi. İşte Necdet Sakaoğlu, “Bu ders hiç bitmese” dedirten bir tarihçi yazar. ÇEKÜL Evi 08 Ocak akşamı Sakaoğlu’nu dinlemeye gelenlerle doldu taştı. Sakaoğlu’nun anlatımıyla Osmanlının valide sultanları, hatunları, hasekileri, kadınefendileri ve sultanefendileri duvara yansıyan çizimlerden çıkacak kadar gerçekti. Olayların örgüsü, dönemin yaşam koşulları, sarayda geçen günler, saraylı kadınlar ve Osmanlıya kattıkları üzerinde yoğunlaşan söyleşide, kimi zaman saraylıların çıkmazları, çaresizlikleri de konuşuldu.

Sakaoğlu’nun anlattıklarını yine en iyi kendisi özetler diyerek, kitabının önsözünde kullandığı cümleleri paylaşmak istiyoruz: “Dış âlemden soyutlanmış Doğu saraylarının ün vermez haremlerinde olup bitenleri tarihin kıt bilgileri ışığında aydınlatmak zor. Bu nedenle hayaller ve uydurmalar revaç bulmuş. Akıllara takılan da çoğunca hükümdarların huri misali cariyelerle ilişkileridir. Rehberlerin peşinde haremi gezenler, taşlıklarda konuşan şehzadeleri; sereng entarili, saçlarına çelenk iliştirilmiş sultanefendileri, siyah tenli harem ağalarını, el ayakaltında dolaşan cüceleri değil; kibar, mütebessim, olağanüstü güzel cariyeleri merak ediyorlar.

“Unutmamalı ki, saray haremlerindeki yaşamları yazarak çizerek kurgulayanlar genellikle erkek beyinleri ve becerileridir. Haremin dışındaki cihan tarihi de baştan başa erkeklerin eseridir(…) Günümüzün ve geleceğin yazar ve araştırmacılarına düşen görev, saray kadınlarıyla ilgili verileri nesnel bakışlarla değerlendirmek olmalıdır.”