BİR SEMTİN SERÜVENİNDEN BURSA KENT KİMLİĞİNİN KÖKLERİNE YOLCULUK

20.08.2008

Osmangazi Belediyesi’nin, Bursa’nın köklü mahallelerinden başlayarak kent kültürünü yaşatmayı ve belgelemeyi amaçlayan Bizim Mahalle: Muradiye Semt Kitabı,  ÇEKÜL Vakfı’nın kuruluşundan bu yana savunduğu, somut ve somut olmayan kültürel mirası birlikte koruma ve yaşatma ilkesinin başarılı bir örneği… Tarihi varlıklarımızı korumanın, yaşam kültürümüze sahip çıkarak mümkün olduğu bilincinin de bir göstergesi…

ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, ÇEKÜL Vakfı’nın öncülüğünü yaptığı kent envanterleri, kent müze ve arşivleri, çevre kültür evleri, sözlü tarih, kent atölyeleri gibi çalışmaların, birbirini tamamlayan uygulamalarla somut sonuçlara ulaşmaya başlamasının umut verici olduğunu söyleyerek, Osmangazi Belediyesi’nin örnek oluşturan çalışmalar yaptığını belirtti.

“Bu çalışmalar bize tarihe yeniden bakmayı öğretiyor”

Sözen, “Somut mirasımızı belgelemek için yıllardır kentlerde envanter çalışmalarının yapılmasını sağlayan çalışmalar yürütüyoruz. Çalışmalarımızın sonuçlarını elle tutulur, bilimsel verilere dayalı kitaplar şeklinde görmek çok umut verici. Kentler artık kendi tarihlerine sahip çıkıyor.

“Somut kültürel miras örnekleri bir bir saptanıp belgelenirken ve korunup yaşatılması yönünde çalışmalar hızla çoğalırken, ÇEKÜL Vakfı olarak somut olmayan mirasımızın da belgelenmesi ve yaşatılması için sorumluluk almış bulunuyoruz; bu sorumluluğu valilik ve belediyelerle paylaşarak hayata geçirilmesi için emek veriyoruz. Bu nedenle Osmangazi Belediyesi’nin çalışmaları, özellikle somut olmayan mirasımızın geleceğe aktarılması açısından önemli bir örnek; çünkü Muradiye kitabı gibi, mahalle ölçeğinde önemli çalışmaları var.

“Bütünü görebilmek için kentlerin temel birimleri olan mahallelerden hareket ederek, sözlü tarih çalışması yapmak, Bursa gibi tarihi zengin bir kentin doğru algılanmasını sağlayacaktır. Yaşam kültürümüzdeki kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi ortaya çıkarmak, yeniden nefes almasını sağlamak, zahmetli ve hiç de kolay olmayan bir iştir. İnsanlarla konuşmak, onların hayatından kesitleri derlemek, zorlu ve uzun bir yol. Tarihi eserlerimizi ayağa kaldırıyoruz. Evlerimizi, kalelerimizi, hanlarımızı, medreselerimizi koruyoruz. Tüm bunları yaparken somut olmayan mirasımızı da aynı şekilde ortaya çıkarmalı ve yaşatmalıyız. Yaşam kültürü yok olmaya başlamış, özelliklerini kaybetmiş, o yöreyi artık yansıtmayan mekânları istediğiniz kadar koruyun, sadece yapıyı ayakta tutmanın ötesine geçemezsiniz. Bu çalışmalar bize tarihe yeniden bakmayı öğretiyor. Bursa gibi bir yerde soyut ve somut tarihi mirası ayağa kaldıramazsanız, kimliğinizi açıklamakta, ifade etmekte zorlanırsınız,” dedi.

Mahalle sakinleri kitabı incelerken

ÇEKÜL Vakfı’nın öngörü ve desteğiyle, 2000’li yılların başında ilk ürünlerini veren envanter çalışmalarına her geçen gün yenisi eklenirken, Osmangazi örneğinde olduğu gibi, mahalle ölçeğinde somut olmayan mirasın belgelenmesine yönelik çalışmalar da yaygınlaşmaya başladı. Osmangazi Belediyesi “Bizim Mahalle”, “Bizim Köy”, “Bizim Çarşı” projeleriyle bir çok kitabı şimdiden Bursa kent belleğine kazandırdı. Farklı belediyeler de sözlü tarih çalışmasına başlayarak kent belleğini oluşturmaya devam ediyor.  

Bir Kitap, Bir Semt

Osmangazi Belediyesi, “Bizim Mahalle” projesi kapsamında Kavaklı, Alaaddin, Osmangazi, Mollagürani ve Çekirge Mahalleleri kitaplarını, “Bizim Köy” projesi çerçevesinde Seferiışıklar, Mürseller, Tuzaklı, Dağakça ve Uluçam kitaplarını, “Bizim Çarşı” projesi kapsamında da Okçular ve Koza Han kitaplarını yayınladı.

Bizim Mahalle: Muradiye Semt Kitabı ise, ÇEKÜL Vakfı, Osmangazi Belediyesi ve Bursa Araştırmaları Vakfı işbirliğiyle yürütülen “Bizim Mahalle” projesinin son çalışması. Raif Kaplanoğlu ve Aziz Elbas tarafından hazırlanan kitapta, Eser Çalıkuşu ve Sibel Gök araştırmacı olarak görev aldı ve ayrıca 18 kişilik bir ekip kitaba katkıda bulundu.

Kitap, 4000 yıllık bir tarihe sahip Bursa’nın 1326’da Orhan Gazi tarafından fethedilmesinden sonra, kentin ilk çekirdeğini oluşturan Muradiye semti sınırları içinde kalan 15 mahalleyi tüm yönleriyle ele alıyor. Tarihi boyunca semtin serüveni anlatılırken, Muradiye Külliyesi başta olmak üzere tüm tarihi yapılarının bir envanteri de çıkarılıyor: Medreseler, dergahlar, cami ve mescitler, hamamlar, türbeler, imaretler, fabrikalar, okullar, konaklar, çeşmeler, çınarlar, hepsi gözler önüne seriliyor.

Semtin tarih boyunca sosyo-kültürel yapısı ve geçirdiği evreler tüm ayrıntılarıyla incelenirken, düğün, doğum, cenaze, asker uğurlama, hıdrellez, sünnet, hacı uğurlama, bayram ve ramazan gelenek ve görenekleri, azınlıklar, misyoner okulları, mübadele göçmenleri, futbol, hatta bitirimler, akşamcılar, mecnunlarla semtin profili çiziliyor. Tarih boyunca Muradiye’nin sayıları 61’i bulan önde gelen kişileri tek tek tanıtılıyor. Ünlü edebiyatçıların eserlerine de yansıyan Muradiye semti örneklerle anımsanıyor. Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi ile Hüsnü Züber Evi’nin semtin yaşam kültüründeki yeri belirleniyor. 

15. yüzyıldan bu yana Muradiye’nin ekonomisi, 1790 yılından sonra semtte kurulmuş vakıflar, burada faaliyet göstermiş esnaf, Fabrika-i Hümayun başta olmak üzere sınai kuruluşlar aracılığıyla tanıtılıyor. Elli yıl öncesinden kalan ve günümüzde hâlâ çalışır durumda olan devdahanelerin (ipek yapım atölyesi), günümüzde de Bursa’nın ipek üretiminden kopmadığını gösteren önemli bir örnek olarak kayıtlardaki yerini alıyor.

352 sayfalık kitabın en renkli bölümü ise, bugün hayatta olan 65 eski Muradiyeli ile yapılan sözlü tarih çalışması… Yaşantılardan süzülen anılar zenginliğinde, bir kentin yaşam kültürüne ışık tutan renkli ve canlı öyküler ve imgeler, okuyucuyu geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarırken, gelecek kuşaklar için de köklerine dair değerli bir kaynak oluşturuyor. 

Kitap hazırlığı toplantılarından bir kesit