BİR GÖNÜLLÜNÜN GÖZÜNDEN, SİNAN’A SAYGI

08.05.2008

Mimar Sinan’a, MSGSÜ’nde aldığım eğitimden dolayı, zaten hayrandım. Mezun olduktan sonra, eğitim aldığım konuyla ilgili bir iş yapmadığım için, her zaman manevi bir borç hissettim, ve bu borcu ödemek için, tesadüfen internette tanıştığım Sinan’a Saygı Projesi’ne katıldım. Çekül Vakfı’nı ziyaret ettiğimde, proje koordinatörü Sevgili Ahmet Sezgin’le tanıştığım günü unutmam mümkün değil. Özellikle vakıf binasının her katını büyük bir keyifle gezdirdiği ve bana “siz bizim için önemlisiniz” duygusunu yaşattığı için kendisini hep takdir etmişimdir.

Gönüllü olmak; maddi kazanç kaygısı duymaksızın yapılan, insani duyguların ağırlığını her an hissettirdiği bir olgudur bana göre. Bu düşünceden yola çıkarsak eğer, kimsenin herhangi bir alanda gönüllü olmayacağını düşünemiyorum. Yetenekleriniz doğrultusunda gönüllü olarak yaptığınız en ufacık şey bile o kadar değerli ki, bunun hazzı ne ölçülür ne de kelimelerle ifade edilebilir; bu duyguyu tatmak için gerçekten o işin kıyısından, köşesinden tutmanız gerekmektedir. Zaten insan bu işe dokunmaya görsün; hep daha fazlasını yapmak istiyor.

ÇEKÜL Vakfı’nın ve biz gönüllülerin tek amacı; Mimar Sinan’ın yaptığı eserlere sahip çıkmak, korumak, tanıtmak ve yaşatmak. Böylesine değerli ve eşsiz bir insanın bizim topraklarımızda yaşamış olması, herkese nasip olmayacak bir lütuf. Bu nedenle elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda neler yaptığımıza gelince; İstanbul ve Trakya gezi haritalarımızdaki rotalar sayesinde, talep eden kişilere Sinan eserlerini gezdiriyoruz ve tanıtıyoruz. Belli aralıklarla Mimar Sinan’la ilgili yarışmalar düzenliyoruz. Gönüllüler olarak, gerek internet üzerinde gerekse belirli dönemlerde yaptığımız fikir alışverişi toplantılarıyla sürekli iletişim halindeyiz. İnternet sitemizdeki işleri de paylaşmış durumdayız; yeteneklerimiz doğrultusunda sürekli destek veriyoruz. Yeni projelerde kimin zamanı uygunsa, görevi o alıyor ya da paylaşıyor. Herkes yeniliğe çok açık ve sürekli araştırma halinde. Gönüllülerimiz arasında üniversite öğrencilerinin yanı sıra mühendis, mimar, satış destek uzmanı, mali işler yöneticisi, satın alma uzmanı gibi farklı sektörlerden kişiler de yer alıyor.

Fotoğraf yarışmamızın Ayasofya’da sergilenmesinden hemen sonra Kayseri/ Ağırnas’taki “Mimar Sinan’ı Anma Haftası”ndaydık. Gönüllülerimizden Suat Umurhan bir gün önceden gidip sergi hazırlığını tamamladı. 9 Nisan Çarşamba sabahı Seçil Yakan, Buse Elveriş, Tuğba Öz, Görkem Kızılkayak, ÇEKÜL Vakfı’ndan Şirin Şıngın ve yarışma birincilerimiz ile erken saatte Ağırnas’a vardık. Tören; Belediye Başkanları’nın, Mimarlar Odası’nın, Sayın Prof. Dr. Metin Sözen’in, Yazar Mimar Oktay Ekinci’nin konuşmalarıyla tamamlandı. Sergi açılışı büyük bir coşkuyla yapıldı ve ardından Sayın Prof. Dr. Metin Sözen 21 adet fotoğrafı basın eşliğinde tek tek tanıttı.

Çekül Vakfı’nın katkılarıyla restorasyonu gerçekleşen Mimar Sinan Evi’ni gezdik, fotoğraf çektik, bilgi aldık. Ağırnas’ı dolaştık ve sıcak Anadolu kadınının eşsizliğine bir kez daha tanık olduk. Öyle güzel ağırladıklar ki bizi, o gün hiç bitsin istemedik. Meğer her yıl böyle ağırlıyorlarmış; daha önceki yıllarda gelen arkadaşımızla neredeyse hasret giderdiler. Mimar Sinan’a verdikleri öneme, saygıya, değere ne kadar yaraşır bir toplum olduklarına kanaat getirdik ve teyzelerimize ilgilerinden dolayı teşekkür ederek gezimize devam ettik. Belediye Sarayı’nda öğle yemeğimizi mis gibi tandır ekmeği eşliğinde yedik, yöresel meyve şuruplarından içtik ve hatta önümüzdeki yıl yeniden görüşmek için sözleştik.

Gezimize Kayseri’ye geçerek devam ettik; Gesi Bağları, Kurşunlu Camii, Hanut Camii, Kale Çarşı’sı, Erciyes Dağı gibi Kayseri’nin görülmesi gereken yerlerini de görerek gönül rahatlığıyla İstanbul’a döndük. Bu arada değinmeden edemeyeceğim, elbette pastırma ve mantı da aldık.

Her zaman duyguları kelimelerle anlatamıyorsunuz; biraz eksik kalıyor, bazen ‘ille de yaşanmalı ve görülmeli’ diyorsunuz. İşte bu yaşadığımız da aynen böyle. Herkesin hayatında, buna benzer bir şeyi tam anlamıyla kavraması için, mutlaka yaşaması gerekiyor.

Sevgili ÇEKUL Vakfı, iyi ki varsın ve iyi ki koruduğun değerler hayatımızla böyle örtüşüyor.

Beraber yaşlanmak dileğiyle…

Sinan’a Saygı Proje Gönüllüsü
Beyza Kurt