BERGAMA'DA NELER OLUYOR?

05.09.2005

Çevreye zarar verdiği gerekçesiyle dokuz ay önce kapatılan Bergama altın madeni, mahkeme kararıyla yeniden açıldı.  16 yıllık uzun bir hukuksal mücadelenin ardından gelinen noktaya itiraz eden “Elele Hareketi” dönem sözcüsü Avukat Ertuğrul Barka; “Bergama’da altın çıkarılması için yargı kararlarının bile üzerinde siyasi bir irade kullanılıyor” dedi.

Bergama’da siyanürlü altın madeni işleten şirketlerle, Bergama Halkı arasındaki mücadele 16 yıldır bitmedi. Olaylar o zamanki adı Eurogold olan, sonradan Normandy Madencilik olarak değiştiren şirketin Enerji Bakanlığı Maden Dairesi'nden 1989'da arama ruhsatı, 1992'de işletme ruhsatı almasıyla başladı. Şirket, 19 Ekim 1994'te Çevre Bakanlığı'ndan faaliyet için olumlu görüş içeren izni aldı. Bergamalı 652 köylü Mahkemeye üç ayrı dava açarak, iznin iptalini istedi ancak Mahkemesi, köylülerin davasını reddetti. Köylülerin avukatı Senih Özay'ın temyiz başvurusu üzerine Danıştay 6. Dairesi, 13 Mayıs 1997'de yerel mahkemenin kararını bozdu.

Danıştay kararında “Maden Ocağının coğrafi konumundan ve bölgenin toprak ve zemin özelliklerinden dolayı sodyum siyanür kullanımı çevreyi tehdit etmektedir ve şirket tarafından alınan önlemler bu riski ortadan kaldırabilecek durumda değildir” dendi.

“İstediklerini Yapıyorlar”

Konuya dair görüşlerini aldığımız “Elele Hareketi” sözcüsü Ertuğrul Barka; “Bergama’ya 16 yıldan beri 4 farklı şirket musallat oldu. Euro Gold, Normandy, New Month ve Koza şirketlerinin hepsi Oppen-Heimer ailesinin bir parçasıdır.” dedi. Bu şirketlerin Amerika’da çok güçlü bir lobiye sahip olduğunu belirten Barka, “o kadar güçlüler ki yargı kararlarımızın üzerinde bir siyasi irade ile istediklerini yapıyorlar” diye konuşarak, 17 Eylül 2004'te ABD Büyükelçisi Edelman’ın, Bayındırılık Bakanı Zeki Ergezen'den maden için izin istemesinin bu süreçte  önemli bir rol oynadığını ifade etti.

“İdare Yargı  Kararlarına Uymak Zorundadır”

Devlet’in kişileri sağlıklı bir çevrede koruma hakkına, ÇED raporu ve diğer raporlara da dayanarak verdiği “Madene verilen işletme izni kamu yararına uygun değildir” kararının 57. Hükümet tarafından gizli bir Bakanlar Kurulu kararnemesiyle bozulduğuna dikkat çeken Barka, “oysa ki idare yargının kararlarına uymak zorundadır” dedi.  

“Bitirip, Tüketecekler”

Bu sürecin yılan hikayesine döndüğünü belirten Barka, şöyle konuştu: “Tüm bu hukuki sürecin sonunda, tam her şey bitti, biz kazandık diyorduk, şimdi de ortalığa “Koza” firması çıktı. Dolayısıyla Normandy için verdiğimiz mücadeleyi tekrarlamak zorundayız. Hukuki kararlarla ne zaman onları durdurmayı başarsak, aynı şirket isim değiştirerek karşımıza bir daha çıkıyor ve süreç başa dönüyor. Zaten bu dönemde altının % 80’ini çıkarmayı başardılar. Orayı bitirip tüketecekler.”