“ANADOLU, HEP ANADOLU”

30.12.2008

“Anadolu, hep Anadolu” diyerek, yaşamının 46 yılını Anadolu’ya adamış bir sanat tarihçisi olan ÇEKÜL Vakfı Sivas Temsilcisi Burhan Bilget, İznik’te, Bodrum’da, Bitlis’te, Çorum’da, Sivas’ta görev aldığı kazı çalışmalarını, korumacılık faaliyetlerini içtenlikle bizlerle paylaştı. Bilget’in kendi kaleminden hazırlanan yazısı bizleri Anadolu’da kısa bir gezintiye çıkartıyor. Önemli konulara da değinerek, hem yöneticilere, hem eser onarımlarında sorumluluk üstlenenlere dikkat çekici mesajlar veriyor. 

“Anadolu’nun ortasında, İpek Yolu güzergâhlarının kesişerek batıya açıldığı kapı ve Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan bütün yolların buluştuğu merkez durumundaki Sivas, önemli bir Hitit ve Roma kentidir. Türklerin Anadolu’ya gelmesinden sonra Danişmendi ve Mengücek Beylikleri bu kırsal topraklarda kurulmuş, Selçuklu Sultanı 1. İzzettin Keykavus zamanında (1210) on yıla yakın Anadolu’ya başkentlik yapmış, Osmanlılar döneminde 8 sancağı olan bir eyalet merkezidir.

Sivas, büyük liderimiz, ölümsüz Atamız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü 4 Eylül 1919 Ulusal Sivas Kongresi nedeniyle 108 gün misafir etmiş ve Anadolu’da kurulan merkezi hükümetin simge başkenti olmuştur. Atamızın “Cumhuriyetin temelini burada attık” sözüyle belirttiği gibi, Misak-i Milli sınırlarımız bu kongrede çizilmiştir. Amerikan ve İngiliz mandası bu kongreyle reddedilmiş ve tam bağımsız Türkiye olarak yoluna devam etmiştir. Sivas Kongresi Kurtuluş Savaşı’na giden yolun en büyük ve en önemli mihenk taşıdır.

Kısaca özetlemeye çalıştığım bu kentte, 1942 yılının Mayıs ayında dünyaya merhaba demişim. İlköğretim ve lise yıllarını Sivas’ta geçirdikten sonra İstanbul Pertevniyal Lisesi’nden mezun oldum. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nü kazandığım yıl, kendimi İznik Çini Fırınları kazısında buldum. Bu kazılar 5 yıl devam etti. Alman Arkeolog Ens. Ark. R. Naumann’ın 1963-64 Sultan Ahmet, 1964-65 Bodrum Kilise Camisi (Mryleon Kilisesi) kazılarında; Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Haluk Karamağaralı’nın Sivas Çifte Minareli Medrese kazılarında çalıştım. Üniversiteden 1966 yılında mezun olarak Sivas Müzesi’ne asistan olarak atandım. 1967 yılında yine H. Karamağaralı’nın Bitlis/Ahlat Büyük Selçuklu Mezarlığı kazılarına başladım. Hocam Prof. Dr. Oktay Arslanapa’nın Çorum/Alaca, Kayseri/Keykubadiye ve Kütahya çini fırınlarında çalıştım. 1970 yılında İngiliz Arkeolog Ens. Ark. A. Holl ile Konya bozkır çalışmalarında bulundum. 1989 yılında, rahmetle andığım Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Beyhan Karamağaralı’nın Ani Harabeleri  kazılarına başladım. Ani, Urartu’dan günümüze kadar gelen olağanüstü bir uygarlık merkezidir. Hıristiyanlık ve Türk dönemi eserlerinin iç içe olduğu, birlikte yaşamanın en güzel örneklerini vermiş büyüleyici bir tarihi alan. Ani’de çalışmak benim için oldukça öğretici oldu. 1992 yılında Alanya Selçuklu Sultanları Köşkünde çalıştıktan sonra, 1994-96 yıllarında Kültür Bakanlığı’nın izniyle Gökmedrese kazılarını yaptım. O günlerde bulduğum, topladığım ve müzede saklanan çiniler, 2006-2008 yıllarında Gökmedrese onarımında kullanıldı. Bu da beni çok mutlu etti.

ÇEKÜL Vakfı ile Yeni Bir Dönem Başladı

Sayın Metin Sözen, benim hocam değil aynı zamanda ağabeyimdir. Hayatımdaki yeri hiçbir şeyle ölçülemez. Kendisiyle tam 46 yıllık bir geçmişimiz var. Metin Hocamın kardeşi,  aynı zamanda sınıf arkadaşım olan Gürol Sözen’le, Beyoğlu’nda eski Çiçekçi sokağındaki 5 katlı apartmanın 4. katında beraber oturduk. Metin Hocam akşamları bize gelerek kültür ağırlıklı toplantılar yapardı. Benim okuduğum yıllarda Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi bölümü yeni yeni kuruluyordu. Sayın Metin Hocam’ın bir sözü vardır: “Sizler çok iyi hocaların elinde yetiştiniz”.

1963 yılında Burhan Bilget ve Metin Sözen yan yana

Bizim kuşağın hocalarının hepsi Prof. Dr. unvanlı, hepsi ikişer dil bilen insanlardı: Oktay Arslanapa (Türk İslam Sanatları Kürsüsü), Semavi Eyice (Bizans Sanatı), Ord. Prof. Dr. Mazhar Şevket İpşiroğlu (Avrupa Sanatı), Arkeolojinin babası sayılan Ord. Prof. Dr. Arif Müfit Mansel (Arkeoloji Kürsüsü), Ord. Prof. Dr. Cavit Baysun (Tarih Kürsüsü)… ve yıllarca kazılarda birlikte çalıştığım daha nice değerli hocalarım… Dün ve bugünü kıyaslamak bakımından bu örneği verdim; ve o dönemde okumuş olduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Uzun yıllardır Anadolu’da yaşıyorum. 17 yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda çalıştıktan sonra 1983 yılında Cumhuriyet Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. 23 yılın sonunda 2007’de emekli oldum. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtım Kitapları serisinden 5 kitabım yayımlandı. Ayrıca çeşitli dergilerde ve gazetelerde makalelerim çıktı; radyo ve televizyon programlarım oldu. Elimden geldiğince bilgimi, tecrübelerimi yeni kuşaklarla paylaşmaya çalıştım.

Burhan Bilget, Prof. Dr. Metin Sözen ile Gökmedrese restorasyonunu incelerken

“Bir eylemci olmaktan çok mutluyum”

Metin Hocamın şahsında ÇEKÜL Vakfı’nın Anadolu’ya dönük eylemci yüzünü ve Anadolu’yu nasıl harekete geçirdiğini başından beri takip ediyorum ve bu eylemin içinde bir eylemci olmaktan çok mutluyum. Sivas kenti ÇEKÜL Vakfı temsilcisiyim.

Sivas’ta Koruma Çalışmaları

Mihrali Bey Konağı restorasyon öncesi

1928 yılında halk tarafından yaptırılan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağışlanan beş dershaneli Cumhuriyet İlkokulu’nda, 2000 yılında alınmış olan yıkım kararına rağmen, Mimar Sinan Ünv. Mimarlık Fak. eski Dekanı Cengiz Eruzun Hocamızın da desteği doğrultusunda, imece usulü ile onarım çalışmalarına başladık. Böylece bu güzel binayı yıkımdan kurtardık; okul bugün hizmet veriyor. Divriği’de ayrıca Ayanağa, Demiralaylar, Sancaktar Konaklarını onardık. Bu çalışmalarda bana destek olan Divriğili Metin Ateştenyılmaz’a teşekkür ediyorum. Bu çalışmalarım sırasında 3 yıl izin kullanmadım. Daha sonra Sivas ili Ulaş ilçesinde halk kahramanı Mihrali Bey’in konağını onardım. Bu onarımların hepsi emanet usulüyle yapıldı ve çok ucuza mal edildi.

Mihrali Bey Konağı'nın restorasyon çalışması

Sivas’ta ÇEKÜL Vakfı’nın katkılarıyla Kent Meydanı Projesi hayata geçirildi. Bazı eserlerin projelendirilme çalışmaları ÇEKÜL Vakfı tarafından yapıldı. Önemli eserler onarıma alındı. Elbette ki bu tür çalışmalar büyük mücadelelerle, sorunlar aşılarak gerçekleşiyor; ama yapmaya ve başarmaya odaklanmışsanız hiçbir mazeret geçerli olmuyor.

Burhan Bilget, restorasyon için hazırlanan kerpiç malzemeyi kontrol ederken  

“Onarılacak eseri iyi tanımak gerekir”

Onarımlarda en temel konu, eseri onaracak kişinin yapıyı çok iyi tanımasıdır. Kullanılan malzemeyi iyi analiz ederek, nerelerden geldiğini tespit etmek gerekir. Kurullarda onaylanan projelerin çalışma sürecinde sürekli olarak gözden geçirilmesi, ustaların iyi seçilmesi ve deneyimli olması da önemlidir.

Bazı onarımlar ne yazık ki aslına uygun yapılmamaktadır. Malzeme seçimine itina edilmemesi, ucuz malzemenin tercih edilmesi, yetenekli usta seçimi yapılmaması ve çimento malzemesinin eser onarımlarında maalesef kullanılıyor olması önemli sorunlardır. Eseri onaracak müteahhitlerin seçiminde, İhale Yasası’nın değişmesi ve müteahhitlerin sürekli denetlenmesi gerekmektedir.  

Mihrali Bey Konağının açılışı

“Yerel yöneticiler kendini geliştirmelidir”

Yerel yöneticiler tarihi ve kültürel mirasın korunmasından birinci derecede  sorumludur; bu konudan uzak kalamazlar. Kendilerini yetiştirmeleri ve bu konudaki uzmanların önünü açmaları gerekir. Halkın asırlardır biriktirdiği kültürün günümüzden öteye taşınamaması en büyük sorunumuzdur. İhmal ve beceriksizlik ülkemiz için onarılamayacak bir kayıptır. Bu nedenle yerel yöneticilerin kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir.  

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gökmedrese'de yapılan çalışmaları inceledi

“ÇEKÜL Vakfı herkesi bu ülke için düşünmeye çağırdı”

Sayın okuyucular; 46 yıldır Anadolu’dayım. Halkı ile taşı, toprağı, yiyeceği, içeceği, doyumsuz güzellikleriyle beraberim. Kars’tan Van’a geçerken Ağrı Dağı eteklerinde oturup bir sade kahve içmek, Ahlat’ta kazı sonrası Van Gölü’nde yüzmek, Bitlis’e uğrayıp Büryan kebabı yemek, Tatvan Nemrut’a çıkıp hilal şeklindeki buz gibi göle, ardından 50 metre gerisindeki sıcacık göle girmek… Bunlar Anadolu’nun insana bağışladığı doyumsuz  güzelliklerdir ve anlatmaya sayfalar yetmez.

Kısacası, olağanüstü ülkemizi, Anadolu’yu bizler acaba yeteri kadar tanıyor muyuz? İşte ÇEKÜL Vakfı’nın çalışmaları bu soruya bir cevaptır. Hocam Prof. Dr. Metin Sözen herkesi bu ülke için düşünmeye ve bir şeyler yapmaya çağırdı. Bu sese her taraftan yanıtlar geldi. Göle atılan bir taşın yarattığı dalgalar gibi giderek yayılan dalgalanmalar oldu. Her kademeden insanlar bir şeyler yapma vaktinin geldiğini hatırladı ve heyecanla sorumluluk alma isteği duydu. Bu heyecanın durmaması için bizler de elimizden geleni yapıyoruz.

 Ne mutlu içtenlikle halka ve ülkeye hizmet edenlere…