2B ARAZİLERİNDE BİTMEYEN TARTIŞMA

27.07.2005

Orman Mühendisleri Odası ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nin, orman dışına çıkarılmış alanların değerlendirilmesi konusunda Anayasa’nın 169. ve 170. maddelerinde değişiklik yapılmasına ilişkin düzenlediği “Orman Dışına Çıkarma İşlemi ve Orman Dışına Çıkan Alanların Değerlendirilmesi Sorunu Sempozyumu” gerçekleştirildi. İlgili bakanlıklar, Orman Genel Müdürlüğü, Orman Fakültesi ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın oluşturduğu komisyon daha önce yapılan toplantılarda görüş birliğine varamamıştı. Ortak bir karara varabilmek amacıyla düzenlenen Sempozyum’da yine görüş ayrılıkları hakimdi. Orman Fakültesi, 2B alanlarının satışı için kriterler konulması gerektiğini savunurken, Orman Genel Müdürlüğü bu kısıtlamaların sorunu çözümsüzleştireceğini iddia etti. 

İki oturum olarak gerçekleştirilen sempozyumun birinci oturumunu Prof. Dr. Kadir Erdin yönetti. Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Sedat Ayanoğlu, Prof. Dr. Uçkun Geray’ın konuşmacı olarak katıldığı sempozyumda, Orman Genel Müdür Yardımcısı Kemal Kara, ORKOP Genel Başkanı Cafer Yüksel, Emekli Yargıtay Üyesi Ferruh Atbaşoğlu, Prof. Dr. Seba Özmen, Doç. Dr. Aydın Gülan da konuşma yaptı.

“Ölçüt Belirlenmeli”

Sempozyum’da, Orman Fakültesi’nin ortak görüşü olarak orman alanlarının tahsisinin kriterlere bağlanması gerektiğinin altı çizildi. Orman Fakültesi’nin belirlediği kriterler şunlardı:

Ormanlarda bina ve tesis yapımı sırasında aranan kamu yararı koşulu yerine “üstün kamu yararı” ve “kesin zorunluluk” koşullarının mevzuatta yer alması.

Orman dışına çıkarma işleminin ise, “orman bütünlüğünü bozmayacak”, “su ve toprak rejimine zarar vermeyecek” biçimde yapılması doğrultusunda bir Anayasa değişikliğine gidilmesi önerildi. Öte yandan “biyolojik çeşitliliğe”, “yaban hayatına” ve “tarihsel ve kültürel değerlere” zarar vermeme koşullarının yasaya eklenmesi, 2B işlemi görmüş olan arazilerden tarımda kullanılmasında yarar bulunan yerler için bir bedel alınarak tahsis yapılmaması ve işgali önleyecek etkin önlemlerin devreye sokulması istendi.

Orman Fakültesi, kamuoyunun gündeminde yoğun tartışmalara sebep olan toplu yerleşim alanı haline dönüşmüş 2B alanlarıyla ilgili olarak da görüş bildirdi: “Toplu yerleşim alanı” kavramının yeniden tanımlanmasını bir zorunluluk olarak nitelendiren Fakülte görüşüne göre; 2B işlemi görmüş olan ve toplu yerleşim alanı kapsamı içinde yer alan alanların, ilgili belediyelere “kentsel dönüşüm planı” uygulamaları içinde yer alması koşulu ile devri gerekiyor. Bu tür alanlarda tapu verilmesi düşünülmemeli.

“Satalım Gitsin”

2B sorununun bir an önce çözülmesi gerektiğine dikkat çeken Orman Genel Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Kemal Kara ise Türkiye’de resmi orman alanlarının yarısı kadar orman olduğunu iddia ederek tüm bu alanların kadastrosu yapılmak suretiyle, Türkiye’nin bu sorundan kurtulması gerektiğini ifade etti. Orman Fakültesi’nin önerdiği kriterlerin daha önce kadastrosu yapılan %80’lik alanda uygulanmadığını, dolayısıyla bundan sonra bu kriterlerin uygulanmasının adaletsizlik yaratacağını belirten Kara; aynı zamanda Orman Fakültesi tarafından önerilen “üstün kamu yararı” ve “zorunluluk” koşulunun net olmadığını, bu nedenle verilen izinlerin tartışmalı hale geleceği, dolayısıyla büyük sıkıntıların yaşanacağını kaydetti. Kara; Anayasa’ya eklenmesi istenen “orman bütünlüğünü bozmama” kısıtlamasının özellikle Karadeniz Bölgesi için 2B uygulamasını imkansız hale getireceğini sözlerine ekledi.

Uzlaşmaya varılamayan toplantının 2. oturumunda ise sivil toplum kuruluşları değerlendirmelerde bulundu. Oturuma, Orman Mühendisleri Odası’ndan İsmet Şen, Şehir Plancıları Odası’ndan Ahmet Turgut, Tarım Orkam-Sen’den Sezai Kaya, TEMA’dan Ömer Aykul, KIRÇEV’den Ahmet Demirtaş katıldı.

Orman vasfını kaybetmiş arazilerin kullanıcılarına satışını öngören Anayasa değişikliği Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in tarafından 2 defa veto edilmişti. Sezer, veto gerekçesi olarak, “suç işleyerek ormanda yer elde etmiş kişi ya da kurumların bu yolla ödüllendirilmesi; ormana zarar vermeyen, yasalara ve anayasaya saygılı yurttaşların devlete, hukuka ve yasalara güvenini sarsacaktır” demişti.