Ana içeriğe atla
Bir Koruma Mücadelesi: Dede Efendi Evi

Bir Koruma Mücadelesi: Dede Efendi Evi

12.10.2021

Yazan: Uğur Deniz Sökmen - Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği Başkanı, Yüksek Mimar

Yerel Kimlik Dergisinin 66. sayısında yayımlanmıştır. (sayfa: 16-21)

Yıl 1976... Bundan tam 45 yıl önce başlayan bir hikâyeden bahsetmek istiyorum. Küçük bir kız çocuğunun pırıl pırıl zihninde belki de bu tarihten çok daha evvel filizlenmiş bir hikâyeden, bir hayalden.

Perihan Balcı 7 yaşındayken ağabeyi ile birlikte, 1930

Atatürk’ün en yakın doktoru Tabip General Hüseyin Hüsnü Paşa’nın kızı küçük Perihan, 1930 yılında, henüz 7 yaşındayken babasını kaybeder ve aile, babanın kaybından sonra İstanbul’un Fatih semtine yerleşir. Perihan, taşındıkları bu semtin sokaklarında koştururken terk edilen, bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tutan ve gün geçtikçe yeni moda apartman furyası içinde betona yenik düşerek yok olan eski evleri ve sokakları dert edinmeye başlar. Bu, geleneksel mimarinin kültürel miras değerine ilişkin çok erken bir farkındalıktır:  

Geleneksel evlerimizin bende bir tutku haline gelmesi, çocukluğumuzda Aksaray’da oturduğumuz Oruç Gazi Sokağında başladı. 1923 doğumluyum ve 87 yaşına geldiğim halde o koşturduğum sokakları bir türlü unutamadım. Zaman çok çabuk uçup gidiyor ve farkına varamıyorsunuz. Sonrasında ise büyük bir hasret başlıyor. O sokağın bir tek resmi olsaydı, onları yerlerinde bulabilseydim ne kadar mutlu olurdum. Gidip bir komşumuzu görebilseydim, her gün bahçesinde oynadığımız İsmail Ağa Camisinde Müezzin Tevfik Efendi’nin ezan okuyuşunu dinleyebilseydim. Bütün mahallenin selamlaşmasını, birbirlerinin derdine deva olmalarını, ayağımın bastığı bir kaldırım taşını, bahçedeki kuyuyu, tulumbayı, incir ağacını…

İşte böyle anlatır tarihi evlerimize olan tutkusunun nasıl başladığını Perihan Balcı. Mimari mirasımızın korunmasına ve yaşatılmasına öncülük edecek ve yıllar sonra 1976’da Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneğinin kurulmasına kadar uzanacak olan macerasına 20’li yaşlarda genç bir fotoğrafçı olarak başlar. Çocukluğunun geçtiği sokakların, eski evlerin, yıkılmaya yüz tutmuş yapıların, yalıların, köşklerin fotoğraflarını çeker. Kendi deyimiyle, “1950’li yıllar kadının eline fotoğraf makinesinin yakıştırılmadığı” yıllardır. Çok tepki alır ama asla vazgeçmez.

Perihan Balcı, eşi Muzaffer Balcı ve Prof. Dr. Doğan Kuban ile Şehir Galerisi Sergisinde, 1972

Elinde biriken fotoğraflarla bir sergi açmaya karar verdiğinde kendisine yardım elini uzatan ilk kişi, mimar Doğan Kuban olur. Fotoğraflarını paylaştığı Kuban’dan, açacağı sergi için bir yazı yazmasını rica eder. Kuban, bu ilk sergiye yazı yazmakla kalmaz, ilerleyen yıllarda Perihan Balcı’nın öncülüğünde kurulacak olan Tarihi Evleri Koruma Derneğinin de kurucu üyeleri arasındaki yerini alır. Perihan Balcı, geleneksel evlerimizle ilgili ilk sergisini 1967 yılında İstiklal Caddesindeki Şehir Galerisinde açar. Bunu 1975 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde açılan sergi izler. Bir ev kadınının tarihi kent dokusu ve kimliğinin korunmasına olan duyarlılığı, basında ve mesleki çevrelerde ilgi çekmeye başlamıştır. Bu ilgi ve ardından yaşananlar, Perihan Balcı’nın duyarlılığı, yaklaşımı ve çabası üzerine kayda değer fikirler verir. Balcı’nın fotoğraf sergilerinin başarısı, nihayet, Avrupa’ya giden yolları da açar. 1975 yılında Paris’te “Eski İstanbul Evleri ve Boğaziçi Yalıları” konulu fotoğraf sergisi açılır. Bu sergiye Europa Nostra Başkanı Lord Duncan Sandys de katılır ve Perihan Balcı’ya çalışmalarını bir sivil toplum kuruluşu çatısı altında sürdürmesini önerir ve “Bir dernek kurarsanız sizi de aramıza alırız,” der. Paris’te düzenlenen bu ilk uluslararası sergiyi birbiri ardı sıra İngiltere, İsviçre, Hollanda ve Almanya’da açılan sergiler izler; geleneksel Türk evlerinin, Balcı’nın gözünden tüm dünyaya tanıtılacağı verimli bir döneme girilir.

Perihan Balcı, Prof. Dr. Süheyl Ünver ve Prof. Dr. Feridun Akozan ile Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Sergisinde

Perihan Balcı, Türkiye’ye döner dönmez İstanbul’da bir dernek kurma çalışmalarına başlar. Prof. Doğan Kuban, Ord. Prof. Süheyl Ünver, Prof. Nezih Eldem gibi önemli bilim insanları, sanatçılar ve akademisyenlerinden oluşan Kurucular Kurulu ile 17 Mayıs 1976’da Tarihi Evleri Koruma Derneği kurulur. Dernek, Paris’te vadedildiği gibi, 1978’de Avrupa Doğa ve Kültür Varlıkları Koruma Birliği Uluslararası Federasyonu Europa Nostra’ya üye olarak kabul edilir. Ertesi yıl, Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamu Yararına Dernek” ilan edilir ve başına “Türkiye” ibaresi ilave edilerek Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği adını alır. Dernek çatısı altında, geleneksel evlerimizin tanıtılıp korunması için sergiler, konferanslar, Tarihi Türk Evleri Haftaları düzenlenir; çalışmalar toplumun hemen her kesiminden destek görür. Artık tarihi evlerimizin, korunması gereken bir kültür mirası olduğu bilinci oluşmaya başlamıştır.

Sıra Türk Müziği ve müze geleneğine en kalıcı armağanlardan birini kazandırmaya gelir. 1978 yılında Cankurtaran Akbıyık semtinde büyük bestekârımız Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin 28 yıl yaşadığı evini tespit eden Perihan Balcı, binanın yeniden ayağa kaldırılması için dernek adına talip olur. 6 yıllık uğraş sonrasında yıkıntı halindeki binanın 1984 tarihinde Kültür Bakanlığı tarafından 33 yıllığına Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneğine tahsisatı gerçekleşir.

Perihan Balcı, Dede Efendi Evi’ni neden seçtiğini şöyle anlatıyor:

“Orayı seçmemin sebebi, büyük bestekâr Dede Efendi’nin evi olduğu içindir. 1774’te yapılmış eski bir İstanbul evi. Ancak bütün değerlerimize sahip çıkmadığımız gibi onu da terk etmişiz; yalnızlığa, boşluğa ve yıkılmaya bırakmışız.”

Bu tarihten sonra klasik Türk müziğinin ve kültürünün çok önemli bir temsilcisi olan Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin anılarının yaşatılması için yıllarca sürecek bir mücadele başlar.

Dede Efendi’nin 1818 yılından, 1846 yılında Mekke’de vefatına kadar 28 yıl yaşadığı ve ölümsüz eserlerini bestelediği evinin inşasına, derneğin 15 milyon liralık kısıtlı bütçesiyle başlanır. Prof. Dr. Cengiz Eruzun, hiçbir karşılık almadan rölöve ve restitüsyon projelerini hazırlar. Eruzun 2006 yılında derneğin Perihan Hanım’dan sonraki başkanlığını da üstlenecektir. Gerekli bütçeyi tamamlayabilmek için defileler, kermesler, yemekler, konserler düzenlenir; bağış duyuruları yapılır; iğneyle kuyu kazar gibi para toplanmaya çalışılır.

Dede Efendi Konağının restorasyon öncesi

Tam 19 yıl süren bu zorlu süreçte Dede Efendi Evinin Türk Müziği Müzesi olarak ayağa kaldırılması için yapılan tüm duyurulara ve yardım isteklerine rağmen ne yetkili makamlardan ne de (çok şaşırtıcı olsa da) müzik camiasından ses çıkar. Müzik camiasındaki sessizliğin istisnası, biri Prof. Dr. Nevzat Atlığ yönetimindeki Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından, diğeri ise derneğimiz üyesi İncila Bertuğ tarafından düzenlenen ve bir avuç müzisyenin bireysel olarak katıldığı iki konserle evin yapımı için bir miktar destek toplanmasıdır.

Dede Efendi Konağının restorasyon öncesi

Büyük çabalar sonucu Dede Efendi Evinin inşası 1996 yılında tamamlanır. Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneğinin 21’inci kuruluş yıl dönümü olan 17 Mayıs 1997 tarihinde Türkiye’nin ilk Türk Müziği Müzesi olarak Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açılışı yapılır. Açılış sırasında bu heyecan verici hizmetin unutulmaz övgüsü, dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından şöyle dillendirilir: “Perihan Balcı Hanımefendi’nin hizmetleri ödeşilmez. Dileklerini karşılamak görevimizdir.”

6 Ağustos 2017 tarihinde Dede Efendi Evinin bina olarak bedelsiz irtifak hakkı sona erer. Önce Milli Emlak Dairesi sonra Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrolan binanın tahsisatı tüm görüşmelerimize rağmen maalesef bugün de hâlâ yenilenmiş değil. Derneğimiz yönetimi Perihan Balcı’nın vasiyeti doğrultusunda Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği ve Dede Efendi Evini ayrılmaz bir bütün olarak muhafaza etmek, binanın tahsisatının yenilenmesini sağlamak doğrultusundaki mücadelesine, kurulduğu tarihten bu yana mimarlık mirasımızı koruma bilincine eşsiz katkılarda bulunmuş ve büyük bestekârımızın evini yok olmaktan kurtarmış olmanın verdiği gurur, güç ve ümitle hukuki ve sosyal platformlarda kararlılıkla devam ediyor. Hepimizin dünyanın en büyük bestekârlarından biri olan Dede Efendi’ye ve ömrünü geleneksel mimarimizi korumaya adamış olan Perihan Balcı’ya vefa borcu vardır.

Derneğimizin çok değerli üyelerinden, hocam merhum Oktay Ekinci, Perihan Balcı’nın vefatı dolayısıyla yazdığı bir yazıda şöyle diyor: “Korumanın kraliçesi o gün Edirnekapı Şehitliğine uğurlanırken aramızda ÇEKÜL Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen de vardı. ‘Mutluydu,’ dedi Perihan Hanım için ve ekledi: Toplum artık eski evlerimize değer veriyorsa, buna eşsiz katkısını günbegün yaşayarak veda etti.”

Perihan Balcı, İlhan Evliyaoğlu, Turizm ve Tanıtma Bakanı Lütfi Tokoğlu, İmar ve İskan Bakanı Nurettin Ok, Kültür Bakanı Rıfkı Danışman ve Kütüphaneler Genel Müdürü ile Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde, 1975

Evet, mutluydu. Bize düşen görev ise Perihan Hanımın, Prof. Dr. Cengiz Eruzun’un ve emeği geçen tüm değerli TÜRKEV üyeleri ve dostlarımızın bize emaneti olan Dede Efendi Müze Evini yaşatmak, geliştirmek, aklın ve bilimin ışığında saygın bir kurum olarak kültürel ve mimari mirasımızı korumaya devam etmektir. Ne mutlu ki her geçen gün aramıza katılan yeni dostlarımızın da desteğiyle çok daha güçlenerek ülkemize olan hizmetimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Devletimizin, Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği ve Dede Efendi Müzesi’nin kuruluşunda gösterdiği en üst düzeyde desteği bugün de sürdürmesini ve binamızın tahsisatı konusundaki sorunların ivedilikle çözülmesini umutla bekliyoruz.

Tüm Makaleler