Banner GörseliBanner Görseli

Çamurdan Orman’a 7 Ağaç katkısı

Çamurdan Orman, seramikçileri doğaseverlerle bir araya getiren bir dayanışma projesi. Ürünlerin sadece fidan bağışı yapılarak alınabildiği projeye, ÇEKÜL aracılığıyla katkıda bulunabilirsiniz. 

 

Çamurdan Orman, el yapımı seramiklere fidan bağışı karşılığında ulaşabilinen bir üretim ve paylaşım alanı. Seramikçilerin ellerinden çıkan ürünler Çamurdan Dükkan’da satışa sunuluyor. Seçilen ürüne sahip olmak için fidan bağışlamak gerekiyor. Fidan bağışı, doğrudan aralarında ÇEKÜL’ün de bulunduğu çevre kuruluşlarına yapılıyor. Projenin hedefi olabildiğince çok fidanı toprakla buluşturmak ve seramikle doğa arasında kalıcı bir köprü kurmak.

ÇEKÜL Vakfı’nın projede olduğu kadar, projenin mimarı Elif Özbay Şahan’nın hikayesinde de önemli bir yeri var. Yeşili ve doğayı seven bir evde büyüyen Şahan, Mimar Sinan Üniversitesi’nde yüksek lisansını yaparken kentsel koruma dersine kurucumuz Prof. Dr. Metin Sözen katılmış. ÇEKÜL’ün kuruluş amacı ve yürüttüğü çalışmaları ilham verici bulan Şahan, yıllar sonra hayata geçen Çamurdan Orman projesinin, ÇEKÜL’ün “Doğa ve kültürle varız” ilkesiyle ne kadar çok örtüştüğünün farkına varmış.

Çamurdan Orman için ilk fikir ne zaman aklınıza geldi? Nasıl projeye dönüştü?

İklim krizinin her gün daha hissedilir hale gelmesiyle, sürdürülebilir seçimler yapma konusunda daha çok okumaya ve düşünmeye başladım. Her ne kadar bu krizin sadece bireysel çabayla çözülemeyecek kadar büyük olduğunu düşünsem de küçük hareketlerin bir araya geldiğinde büyük değişimler yapabildiğine inanan biriyim. Seramik, benim için hep kişisel üretim alanı oldu, ancak hiçbir zaman kazanç odaklı düşünmedim. İşlerimi beğenenler ve talepler arttıkça, karşılığında fidan bağışı yapılması fikri ortaya çıktı. Zamanla bu fikir büyüdü, birkaç fidanın ötesine geçip kolektif bir harekete, birlikte bir orman yaratma hayaline dönüştü. Fiziksel olarak bir orman yaratmanın ötesinde, seramik topluluğu içinde bu konuda hassasiyeti paylaşanları bir araya getirmek ve doğaya duyarlı bir üretim farkındalığı yaratmak, bu konunun topluluk içinde daha çok konuşulmasını sağlamak projenin en önemli parçası diye düşünüyorum.

ÇEKÜL ve kurucumuz Prof. Dr. Metin Sözen'le nasıl tanıştınız?

Yüksek lisans eğitimimi Mimar Sinan Üniversitesi’nde Kentsel tasarım programında tamamladım. Bu dönemde kentsel koruma dersimize Prof. Dr. Metin Sözen katıldı. Metin Bey, kentsel korumanın, çevresel korumadan bağımsız olmadığını; kültürel mirasın sudan, yeşilden, doğadan ayrı düşünülemeyeceğini anlattı. Bu eko kültürel yaklaşımın, Çamurdan Orman fikri üzerinde bilinçaltı bir etkisi olmuştur mutlaka.  Özellikle ders sırasında bahsettiği ÇEKÜL’ün kuruluş amacı ve yürüttüğü çalışmalar benim için çok ilham vericiydi.  Proje şekillenip somutlaşmaya başladığında, ÇEKÜL’ün yıllardır savunduğu bu bütüncül bakış açısıyla ne kadar örtüştüğünü fark ettim.

 Fidan dikmek sizce neden önemli?

İnsan eylemlerinin tümü, doğada az ya da çok bir iz bırakıyor. Hiç zarar vermeden yaşamak mümkün mü bilemiyorum ama üretimi de tüketimi de bilinçli seçimlerle yönetmek, verdiğimiz zararı sadece koruyarak değil, onararak telafi etmeye çalışmak en doğrusu gibi geliyor. Fidan dikmek, bence bunun en pratik ve en doğrudan yollarından biri. Elbette bu sürecin uzmanlar denetiminde, doğru yöntemlerle yapılması ve bu alanda çalışan kurumların desteklenmesi en doğrusu diye düşünüyorum.

Çamurdan Orman'ın  geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çamurdan Orman henüz yolun başında. Tanıtımına, diğer seramikçilere anlatmaya yeni başladım. Fikrin doğru olduğuna inancım tam, ama onu doğru anlatıp anlatamadığımızı zaman gösterecek.  Acelem yok, tıpkı bir ağaç gibi, zaman içinde, doğru çevrede, yavaş ve sağlıkla büyümesini umuyorum.

Hiç fidan diktiniz mi? Toprağa dokunduğunuzda bir sanatçı olarak ne hissediyorsunuz?

Yeşili, doğayı seven bir evde büyüdüm. Özellikle babam, ağaca, çiçeğe, toprağa tutkun bir insandı. İlk fidanımı muhtemelen onunla diktim. Seramikle tanışmam da güzel bir bahçenin kendiliğinden olmadığını, sürekli ilgi, özen, emek istediğini bilmem de onun sayesinde. Fidanı diktiğiniz, yeşerttiğiniz toprağın değiştiren, dönüştüren, yaratan bir gücü var. Seramikte ise çamur, sizin yaratan, değiştiren, dönüştüren olmanıza izin veriyor. Hem aynı hem apayrı iki şey sanki.

Peki çamura dokunmak nasıl bir his? Tasarımlarınızı önceden mi yapıyorsunuz? 

Çamura dokunmak “yalancı” bir özgürlük ve hakimiyet hissi veriyor bence. Mimar olarak yaptığınız tasarımın hayata geçmesi ancak kocaman bir ekiple oluyor. Bu süreçte sürekli uzlaşmak gerekiyor ve çoğunlukla sonuç ilk hayalinizden oldukça farklı oluyor. Oysa seramikte, çamurla baş başasınız ve aldığınız sonuç iyisiyle kötüsüyle size ait.  O yüzden çok özgür ve hakim hissediyorsunuz ama aslında çalıştığınız çamuru iyi tanımıyorsanız, hayal ettiğiniz sonuca ulaşmanız neredeyse imkansız. Çamurla uğraşan herkesin bildiği gibi, aslında patron o. Mimari heykeller yaparken, tıpkı bir yapı tasarlar gibi yaklaşıyorum ve başlamadan önce çizimlerim ya da maketim hazır oluyor. Son dönemde çömlekçi tornasında çalışmaktan çok büyük keyif alıyorum.  Yine bir eskizle başlıyorum ama süreç içinde ufak denemeler yapmayı, dönüştürmeyi seviyorum.

Seramik hayatınıza nasıl girdi? Sanatınız ne yönde, nasıl ilerledi? 

Seramik fırınları ve makineleri üreten bir ailenin içine doğdum; yani mutfağa hep yakındım ama çamurla tanışmam biraz zaman aldı. Doktora öncesi İngiltere’de bulunduğum dönemde seramik eğitimi aldım.  Döndüğümde evimizin bahçesindeki kömürlüğü dönüştürerek ilk atölyemi kurdum. Başlangıçta profesyonel hayatın yoğunluğundan kaçtığım bir alan olan seramik, zamanla beni bir tasarımcı olarak besleyen ana damarlardan biri haline geldi. Süreç içinde, en çok çömlekçi tornasında çalışmaktan ve işlevsel ürünler yapmaktan keyif aldığımı fark ettim. Çamur seramiğe dönüştüğü anda artık geri dönüşümü olmayan bir malzemeye dönüşüyor. Bu nedenle yaşamın içinde olacak, fayda sağlayacak, uzun yıllar kullanılacak ürünleri dikkatle üretmeye çalışıyorum. Çamurdan Orman da aslında bu “dikkatli üretim” ve “doğaya borcunu ödeme” anlayışının bir ürünü.

Banner Görseli
Banner Görseli
Banner Görseli
Banner Görseli
Banner Thumbnail
Banner Thumbnail
Banner Thumbnail
Banner Thumbnail

ÇEKÜL Vakfı’nı destekleyin,  

geleceğe iz bırakın

ÇEKÜL, ülkemizin doğal, tarihsel ve kültürel varlıklarını korumak amacıyla 1990 yılında vakıf statüsünde kuruldu. Kuruluşundan itibaren doğa-kültür-insan arasındaki yaşamsal uyumun savunucusu olan ÇEKÜL, “Doğa ve Kültürle Varız” sloganıyla yaşama geçirdiği proje ve programlarla, en küçük yerleşmeden ülke bütününe açılan bir yaklaşımı benimsedi. ÇEKÜL Anadolu kentlerinde bıraktığı kalıcı izlerle, gönüllü temsilcileri ve uzman kadroları ile doğal ve kültürel mirasın korunmasına çalışan bir sivil toplum kuruluşudur.

Banner Görseli
ÇEKÜL Vakfı Logo
İletişim Listemize Kayıt Olun
Vakfımızın etkinliklerinden ve duyurularından haberdar olmak istiyorsanız lütfen iletişim listemize kaydolun.

© 2026 ÇEKÜL Vakfı. Tüm Hakları Saklıdır.

OctoHaus LogoDoruknet Logo