Taksim’in Güvercinleri, Higgs Bozonu ve İnsan olmak

31.05.2013

Aylar evvel Taksim’de bir olay yaşandı. Basit gözükebilir, gözden kaçabilir…

Bir Polis arabası onlarca güvercinin olduğu meydana hızla girdi ve uyarılara rağmen gaza basarak yoluna devam etti. Bazı güvercinler kaçamadılar, çocukların attıkları buğday tanelerini yemek ve karınlarını doyurmakla meşguldüler.

Sonra etraf tüy ve kan oldu,  can çekişen güvercinler, ağlayan çocuklar…

Büyük dünyamızda küçük münferit bir olay yaşandı. Çığlık atanlar, ağlaşan çocukların yanında en travmatik olan arabadan inmeye tenezzül etmeyen genç polislerin ‘sırıtarak’ can çekişen kuşlara bakmalarıydı.

Ve kuşlar can çekişir halde çöp kutusuna atıldı. Adalet, her canlının yaşam hakkı olması, kamu alanında polis eliyle şiddet uygulanmaması,  türcülük yapılmaması ve bu süreci izleyen bir kanunun sistemi korumak için uygulanması demek…

Kan ve şiddet, Taksim’in belliğidir. Taşlarında, toprağında izleri var…

Simya’da ise kuşların anlamları farklıdır. Sembolizm’de de kuşlara farklı anlamlar yüklenmiştir. Bunları bırakırsak bir tarafa, kültürümüzde  güvercinler habercidir. Ve barışı sembolize ederler. Taksim’in masum sakinleri olan güvercinlerin karınlarını doyururken bir polis aracı tarafından ‘eğlenceli’ bir anı haline getirilen öldürülüşleri son 1 haftadır Gezi parkında yaşanan olaylarla benzerlik gösteriyor. 

Güvercinlerin göz göre göre ezilerek ölümleri ve Taksim meydanının kan ve tüye bulanması yaşanan ve yaşanacak olayları işaret eder gibiydi...

Ve 29 Mayıs 2013’de İstanbul’un Fethi’nin kutlamalarıyla birlikte; 3. Köprünün temel atma töreni, Ormanlık alanları imara açan Orman Kanunu Yasa Tasarısı, ve Gezi Parkı’nda güvercinler gibi ezilenler… Yaralananlar, hastaneye kaldırılanlar…

Ve onları ezenlerin eşliğinde geriye kalan eşyalar ve çadırlar ve müzik aletleri ve salatalıklar, belediyenin çöplüğüne taşındı… Tıpkı can çekişen güvercinler gibi…

Çöpteyiz, çöpe atıldık.

Güvercinleri koruyan bir yasa var ama yok.

Gezi Parkı’nın ve insanların taleplerini koruyan bir yasa var ama yok.

Çocuklarımızı AVM’ler dışında yaşatma hakkımız var ama yok.

Belgrad Ormanının korunmasını istediğimiz halde söz hakkımız var ama yok.

İstanbul’da ve Anadolu’da tüm türlerin yaşama hakkı var ama yok.

Rekonstrüksiyonun, tarihi yeniden ihya etme çabalarının çağdışı ve diktatörlük olduğunu bilen uzmanların düşüncelerine yer var ama yok…

Aslında olmayan bir şeyi savunuyoruz. Hem var hem yok. Karanlık enerji, madde ve anti-madde gibi…

Belki de maddeyi yaratan şey olduğu düşünülen Higgs Bozonu* gibi...

Güvercinler, tüm hayvanlar ve bitkiler ve higgs bozunu, maddeyi yaratan sisteme tabidirler, doğa da öyle. Bunu anlayamayan tek canlı insandır. İnsan olmak için acılı bir süreç ve bireysel aydınlanma gerekir…  İçimizde insan olanlar ve olmayanlar var. Çünkü insan gibi doğan eğer ‘insan’ olursa bir ağaç için bir güvercin için bir araya gelebilir. İnsan doğanın sisteminin bir parçası olduğu anda varlık sebebinin sadece ve sadece tüm türlerin sorumluluğunu taşımak olduğunu  anlar. Buna da  insan uygarlığı deniyor.

 

Yoksa Taksim’in belleğinin mekânsal olarak yok edilmesi bir işe yaramaz. Orda ölen güvercinler ve cesur insanlar yaşamın döngüsünde yeniden vücut bulurlar. Tıpkı ölüm ve doğum  gibi yaşam sonsuzdur. AVM’ler ve küresel sermaye ve neo-liberal ekonomik sistemler de bizi insan yapmaz, aksine katil ya da işbirlikçi yapar ya da ‘var’ız ama aslında ‘yok’uzdur.

 

“Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.” F. Dostoyevski

 

"Higgs alanı dediğimiz şey, bütün evrenin sahip olduğu tüm alanı ifade ediyor. Bu analojide de bir odayı dolduran tüm insanlar Higgs alanı olarak tarif edilebilir.” http://bianet.org/biamag/bilim/139713-herkesin-anlayacagi-dille-higgs-bozonu

 

ÇEKÜL VAKFI EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ YEŞİM DİZDAROĞLU, 31.05.2013