ÇOCUKLARIMIZDAN MEKTUP VAR!

03.10.2005

UNESCO’nun desteğiyle yürüttüğümüz “Kentler Çocuklarındır” projesi kapsamında  “Kültür Elçisi” 105 çocuğumuzu 13-17 Haziran 2005 tarihleri arasında İstanbul’da konuk etmiştik. “7 Bölge 7 Kent” projesinin alt programlarından biri olarak hayata geçirilen projeyle, Akseki, Birgi, Kastamonu, Kemaliye, Midyat, Mudanya ve Talas kentlerinden seçilen Kültür Elçileri, bu kez İstanbul’u tanıma fırsatı bulmuştu. Beş gün süren “İstanbul Buluşması” boyunca eğitim ve eğlencenin iç içe geçtiği bir programla ağırladık çocuklarımızı…  İstanbul’un tarihi mekanları gezildi, çeşitli etkinlikler sayesinde 7 kenti temsil eden “Kültür Elçileri” birbirlerine kentlerine dair bilgilerini aktardı, dostluklar kuruldu… Onlar kentlerine geri döndüler ancak hayatlarını, hayallerini, İstanbul Buluşması’na dair izlenimlerini anlattıkları, özlem dolu mektuplarla bizi mutlu etmeye devam ediyorlar…


Merhaba ÇEKÜL,

Ben Kemaliye’den Dilek!

Öncelikle sizlere selam söyler, ellerinizden öperim.

Kemaliye’de yaz bitmekte yavaş yavaş… Kışa doğru yol almaktayız. Pestiller, oricikler ve pekmezler yapılmış, hazır. Biber kurutup, konserve yapıp, güz temizliğinin ardından kışa tamamen hazır olacağız. Kemaliye soğumaya başladı. Artık neredeyse sobalar yanacak.

Eee ÇEKÜL, peki sizden naber? İstanbul’da havalar nasıl? Ben Kemaliye’yi anlattım. Siz de bana mektup yazarsanız,İstanbul’u anlatın tamam mı? Oradaki öğretmenlerin ellerinden öperim. Özellikle Betül ve Kadriye Hocalarımın…Betül Hocamı ve diğer hocalarımı Kemaliye’ye beklerim. Mektubuma son verirken herkese selam yollarım.

Dilek Özerdal-Kemaliye


Sevgili Çekül Ailesi,

Öncelikle hepinize selam ve sevgilerimi yolluyorum. “İstanbul Buluşması” benim için gerçekten hayatımda yaşadığım en güzel deneyimdi. Hele tatil dönüşü site görevlisi, postaları getirip de, sizin gönderdiğiniz fotoğrafı görüpte, cd’yi bilgisayarımda izlemeye başladığımda mutluluğumun tarifi imkansızdı.

Tatil dedim de aklıma geldi. Biz tatili iki ağbim, annem ve babamla Hatay’da geçirdik. Kayseri-Talas’ta bulunmamız, büyük ağbimin Erciyes Üniversitesi’nde okuması nedeniyle Antakya’da otel müdürlüğünden emekli olan babamın evi Talas’a taşıması dolayısıyladır. Bizimki tatilden çok, hem ziyaret hem ticaret babında… Antakya’da yaşayan babaannemi ziyaret, hayır duasını almak, Antakya’daki akrabalarımızı görüp, özlem gidermek ve de Kayseri’de bulamadığımız, Hatay’ın damak zevkini yansıtan kışlık erzakları hazırlamak için… Bu erzakları hazırlamak da öyle kolay bir iş değildir. Bu erzakları hazırlamakta en çok yorulan annem oldu. Hele 3 gün emek verip uğraştığı biber salçası yok mu… Annemin elleri biberin acısından alev alev yanmıştı.

Erzak faslından sonra Antalya’daki dost ve akrabaları ziyaret etmek ve sahil şeridinde denize girmek çok güzel olmuştu. Döneceğimiz gün, otobüse binmeden önce babam “çocuklar karnınız acıkmıştır, hadi  karınlarınızı doyuralım!” dedi. Babamın niyetini anlamıştım! Annemin yol azığı olarak hazırladığı, çökelek ve biber salçasından hazırlanan tandırda pişirilmiş katıklı ekmekle, masrafsızca karnımızı doyuracaktı. Fakat ağbilerim ve ben biz döner yiyeceğiz diye tutturduk. Babam öyleyse siz döner yaptırın, biz annenle katıklı ekmek yiyeceğiz dedi. Şehir parkında banklarda oturup, atıştırırken, Ağbim; ya keşke döner yaptırmasaydık, katıklı ekmek daha güzeldi dedi. Ben de dönerleri annemlere verelim katıklı ekmeği biz yiyelim dedim.

Hatay’dan konuşup da tarihinden bahsetmemek olmaz. Antakya; medeniyetlere beşiklik yapan, dinleri buluşturan, Hıristiyan, Musevi ve Müslümanların bir arada hoşgörüyle yaşadığı, kültür düzeyi yüksek, sıcakkanlı, misafirperver insanların yaşadığı bir şehirdir. Antakya’nın güzelliklerini anlatmak mümkün değil, gezip görmek gerekir.

Benden bu kadar! Hepinizi gönülden seviyorum, bir daha buluşmak dileğiyle, selamlar…

Serkan Caner-Talas


Sevgili Burcu Abla;

Kusura bakma, aslında sana daha önce yazmam gerekiyordu. Ama biliyorsun işte bu sene liseye başlayacağım. Sınav sonuçları, kayıt işlemleri derken vakit geçti.

Seni çok bekledik. Söz vermiştin bir gün geleceğim diye... Umarım birgün çıkar gelirsin Akseki’ye... Diğer bölgelerden de mektup yazanlar oluyordur herhalde. Aslında düşünüyorum da biz koskocaman bir ÇEKÜL ailesi olduk.

İstanbul gezisi bir harikaydı. Keşke hiç uyumayıp arkadaşlarla sabahlasaydık. Gerçekten ayrılması çok zor oldu. Acaba yeni projelerde tekrar bir araya gelebilir miyiz? Sizi ve arkadaşlarımı çok özledim. En kısa zamanda mektup yazarsınız herhalde.

Sevgilerimle,

Seda Tellioğlu-Akseki